<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541</id><updated>2012-01-19T16:47:16.800+02:00</updated><category term='FELSEFE'/><category term='TÜRKAN SAYLAN'/><category term='TİYATRO'/><category term='MUSIC BOX'/><category term='TATİL'/><category term='YÖNETMENLER'/><category term='OSMAN PAMUKOĞLU'/><category term='FOTOĞRAF SANATÇILARI'/><category term='MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'/><category term='Ölüm büyük biz onunuz gülen ağızlarımızla R. M. Rilke'/><category term='RESSAMLAR'/><category term='SİNEMA-FESTİVAL FİLMLERİ'/><category term='BİLİM'/><category term='Yaz geldi böyle oldu'/><category term='EDEBİ ŞAHSİYETLER'/><category term='her yerde kar var'/><category term='DELİ DENEMELER-İM'/><category term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><category term='FİLOZOFLAR'/><category term='MÜZİK'/><category term='EDEBİYAT'/><category term='HUZUR'/><category term='MOBBING'/><category term='GENÇLİĞE HİTABE'/><category term='MİM'/><category term='MÜZİSYEN ŞAHSİYETLER'/><category term='FOTOĞRAF'/><category term='BİR ALIŞVERİŞ BİR FİŞ'/><category term='Youtube My space Last Fm engeller sizi engellemesin'/><category term='DANS'/><title type='text'>BEAUTY IS DEAD  ars longa vita brevis</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>249</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-26443600178691369</id><published>2012-01-19T16:45:00.000+02:00</published><updated>2012-01-19T16:47:10.384+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DELİ DENEMELER-İM'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜZİK'/><title type='text'>Bazen</title><content type='html'>Bazen, sözcüklerin ötesinde gördüğümüz öyle kirli yüzler vardır ki, başka hiçbir şeyden böylesi tiksinmemişizdir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bekleriz umutla, eğrinin yanından sıyrılmasını doğrunun..&lt;br /&gt;"Bilmez misin eğrinin sonunu?" der, yaşlı siluet. Biliriz! Ancak; eğriyle, doğrunun aynı urbayla gezinmesine dertlenir, ayırt edilemeyişine şaşarız...&lt;br /&gt;20.12.11 Tuba Duran&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="459" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/7bHC8XEfEYk?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-26443600178691369?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/26443600178691369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=26443600178691369&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/26443600178691369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/26443600178691369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2012/01/zbigniew-preisner-van-den-budenmayer.html' title='Bazen'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/7bHC8XEfEYk/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8636331749808079064</id><published>2012-01-08T05:06:00.004+02:00</published><updated>2012-01-08T05:06:59.139+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SİNEMA-FESTİVAL FİLMLERİ'/><title type='text'>The Great Dictator 1940</title><content type='html'>"Özür dilerim, ama ben bir imparator olmak istemiyorum. Bu benim işim değil. Ben, kimseyi yenmek veya yönetmek istemiyorum. Ben, mümkünse herkese yardım etmeliyim: musevi, musevi olmayan, siyah veya beyaz olana. Hepimiz birbirimize yardım etmek isteriz. Bu insanlığın getirdiği bir olay. birbirimizin perişanlığıyla değil, mutluluğunu görmek-yaşamak isteriz. Birbirimizden nefret etmeyi ve küçük görmeyi de istemeyiz. Bu dünyada herkes için bir yer var ve dünya hepimizi geçindirecek kadar zengin. Hayat yolu özgür ve mutlu olabilir, ama biz bu yolu kaybettik. Hırs insan ruhunu zehirledi,dünyada nefretle dolu barikatlar kurdu, kan dökme ve acının içine sürükledi. hızımızı artırdık ama kendimizi kilitledik. Bize zenginliği veren mekanizma, bizi isteklerin içinde bıraktı. Bilgimiz bizi alaycı, zekamız sert ve kırıcı yaptı. Çok düşündük ama az hissettik. Makinelerden çok insanlığa ihtiyacımız var, zekadan çok da iyilik ve kibarlığa. Bunlar olmadan hayat vahşi olur ve bizler de kayboluruz. Uçak ve radyo bizi daha çok biraraya getirdi. Bu buluşlar insanlığın iyiliği, evrensel kardeşliği ve birliği içindi. Şimdi bile benim sesim bütün dünyada suçsuz yere hapse atılmış ve işkence görmüşlerden, sistemin kurbanlarına ve ümitsiz insanlara kadar milyonlara ulaşıyor . Beni duyanlara sesleniyorum, ümitsizliğe kapılmayın. Üzerimizdeki bu acı, insanlığın ilerlemesinden korkanların hırsı yüzündendir. insanların nefreti geçecek, diktatörler ölecek, halktan alınan güç tekrar halka iade edilecektir. İnsanlar ölmeye devam ettikçe, özgürlük hiçbir zaman yokolmayacak. Askerler! kendinizi köleleştiren, küçümseyen, ne yapmanızı, ne hissetmenizi söyleyenlere mahal vermeyin. Sizi deneyen, sürüymüşsünüz gibi sürenlere, savaş zaiyatı olarak sunanlara karşı koyun. Siz makina ya da hayvan değil, insansınız ! İnsanlığın sevgisini yüreğinizde taşıyorsunuz! Nefret etmeyin! Sadece sevmeyen ve normal olmayanlar nefret eder. Askerler! Kölelik için değil özgürlük için savaşın! Luka'nın 17. kısmında, Tanrı'nın krallığının insanların içinde olduğunu, seçilmiş bir topluluğun değil bütün insanların içinde,arasında olduğunu söylemekte. Makineleri ve mutluluğu yaratacak olanlar da bu insanlardır, özgür ve güzel bir hayatı yaratacakları gibi. O durumda, demokrasi adına bu gücü biz kullanalım. Hepimiz birleşelim. Yeni, gençlere çalışma, yaşlılara güvenlik veren bir düzen için savaşalım. Bunların yanında, sertliğin gücü artırdığını söylerler. Yalan söylüyorlar! Bu sözlerini hiçbir zaman tutmayacaklar. Diktatörler kendilerini özgürleştirirken insanları köleleştirirler. şimdi biz sözümüzü tutmak için savaşalım. Özgür, sınırları kaldırılmış, açgözlülük, nefret ve şiddetin olmadığı, dünyayı ilerlemeye, insanlığı da mutluluğa götürecek şeyler için savaşalım. Askerler, demokrasi adına, hepimiz birleşelim!"Charles Chaplin The Great Dictator 1940&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8636331749808079064?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8636331749808079064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8636331749808079064&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8636331749808079064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8636331749808079064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2012/01/great-dictator-1940.html' title='The Great Dictator 1940'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4638643816959325868</id><published>2011-12-28T13:10:00.000+02:00</published><updated>2011-12-28T13:10:55.414+02:00</updated><title type='text'>To Build a Home - The Cinematic Orchestra</title><content type='html'>Sevdiğimiz insanları kaybetmemiz gerekir.Bizim için ne kadar değerli olduklarını başka nasıl anlayabiliriz ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Curious Case of Benjamin Button 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="459" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/dhHKfSFGdUI?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4638643816959325868?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4638643816959325868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4638643816959325868&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4638643816959325868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4638643816959325868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/12/to-build-home-cinematic-orchestra.html' title='To Build a Home - The Cinematic Orchestra'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/dhHKfSFGdUI/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5062257101300468589</id><published>2011-12-16T16:30:00.000+02:00</published><updated>2011-12-16T16:30:46.446+02:00</updated><title type='text'>La même histoire - We're all in the dance FEIST (Lyrics)</title><content type='html'>&lt;iframe width="480" height="270" src="http://www.youtube.com/embed/ofLUHwgOUGQ?fs=1" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5062257101300468589?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5062257101300468589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5062257101300468589&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5062257101300468589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5062257101300468589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/12/la-meme-histoire-were-all-in-dance.html' title='La même histoire - We&apos;re all in the dance FEIST (Lyrics)'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/ofLUHwgOUGQ/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-7802402311036565783</id><published>2011-12-05T15:19:00.001+02:00</published><updated>2011-12-16T19:47:56.611+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Atatürk Diktatördü !</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Onun için damadına kalkıp devletin parası ile gazete televizyon grubu aldı da kimse sesini çıkartamadı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;Mesela bu Meclis... Sülalen karşı çıkarken canını dişine takıp “&lt;/span&gt;&lt;a alt="diktatör haberi" href="http://www.muhalifgazete.com/0-diktator_haberi-4-25132" style="background-color: white; color: black; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left; text-decoration: none;" target="_blank" title="diktatör haberi"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;diktatör&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;” dediğin Atatürk açtı bu Meclis’i...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Yasaları yapsın diye...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;Ama sen; açık&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;a alt="meclis haberi" href="http://www.muhalifgazete.com/0-meclis_haberi-6-25132" style="background-color: white; color: black; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left; text-decoration: none;" target="_blank" title="meclis haberi"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;meclis&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;i yok sayarak, daha geçen gün KHK’lerle kanunları kendisi yapanı yalıyorsun, arsız...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;Atatürk&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;a alt="diktatör haberi" href="http://www.muhalifgazete.com/0-diktator_haberi-4-25132" style="background-color: white; color: black; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left; text-decoration: none;" target="_blank" title="diktatör haberi"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;diktatör&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;dü!..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;O yıllarda Almanya ve Avusturya’dan kaçan tam 142 bilim adamı, birçok Batı ülkesi dururken Türkiye’ye gelip ilimlerini sürdürebilmişlerdi... Ama daha on gün önce “bilim özgürlüğü yok edildi” diye 50 bilim adamımız TÜBA’dan istifa etti, senin ileri demokratın elinden...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Gazetelerde yazamadılar, televizyonlarda söyleyemediler bile korkularından...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;İnsan biraz utanır...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Bir test yap istersen...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Çık sokağa şu sözcükleri bağır, bak bakalım insanların aklına kim geliyor:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;“Korku...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;“Gemicik...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;“Kayıp trilyon...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;“Evrakta sahtecilik...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;“Villa, mücevherat, ticaret...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;“Hapisteki gazeteciler...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;“Bağımlı yargı...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;“Baskı...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;“Nefret...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;“Faşizm...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;Çık dene,&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;a alt="diktatör haberi" href="http://www.muhalifgazete.com/0-diktator_haberi-4-25132" style="background-color: white; color: black; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left; text-decoration: none;" target="_blank" title="diktatör haberi"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;diktatör&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;ü gör...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;Bugün 10 Kasım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;Hayatta olmayan, silinmek istenen, hakaret edilen, artık hiçbir yaptırım gücü bulunmayan “&lt;/span&gt;&lt;a alt="diktatör haberi" href="http://www.muhalifgazete.com/0-diktator_haberi-4-25132" style="background-color: white; color: black; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left; text-decoration: none;" target="_blank" title="diktatör haberi"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;diktatör&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;” için bir millet sokaklara dökülüp onu özlemle, saygıyla, minnetle anacak...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Onun için ağlayanları göreceksin...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;İstersen herhangi bir köy kahvesine girip ona bir laf söyle, başına geleni göreceksin...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;Senin “Atatürk&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;a alt="diktatör haberi" href="http://www.muhalifgazete.com/0-diktator_haberi-4-25132" style="background-color: white; color: black; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left; text-decoration: none;" target="_blank" title="diktatör haberi"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;diktatör&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;dü” diyerek yalakalık yaptığın, altmış koruma arasında sokağa çıkamazken...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;Şimdi mi aklına geldi Atatürk’ün&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;a alt="diktatör haberi" href="http://www.muhalifgazete.com/0-diktator_haberi-4-25132" style="background-color: white; color: black; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left; text-decoration: none;" target="_blank" title="diktatör haberi"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;diktatör&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px; text-align: left;"&gt;&amp;nbsp;olduğu?...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Üç çeyrek asır sonra...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Ama daha dünkü hukuksuzluğu, baskıyı, tehdidi, korkuyu duymadın...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Mesela; yazılmamış kitapların suç sayıldığından, gazete patronlarına yazar kovdurulduğundan, ayağa kalkmayanların hapse atıldığından, hırsızlık dosyasının kapağını açan savcıların sürülmesinden, muhalefet şerhi koyan hâkimlerin gönderilmesinden, yargının iktidara bağlanmasından, insanların yatak odalarına kamera sokulmasından, on binlerce insanın telefonlarının dinlenmesinden haberin olmadı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Çünkü...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial; font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Utanman yok...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #00355f; font-family: arial; font-size: 10px; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #00355f; font-family: arial; font-size: 10px; font-weight: bold;"&gt;10 Kasım 2011 Perşembe &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #00355f; font-family: arial; font-size: 10px; font-weight: bold;"&gt;Bekir Coşkun&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-7802402311036565783?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/7802402311036565783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=7802402311036565783&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7802402311036565783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7802402311036565783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/12/ataturk-diktatordu.html' title='Atatürk Diktatördü !'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-3728331948490690329</id><published>2011-12-04T17:09:00.000+02:00</published><updated>2011-12-16T21:48:22.154+02:00</updated><title type='text'>Bazen..</title><content type='html'>&lt;iframe width="480" height="270" src="http://www.youtube.com/embed/MTogquZ4Aos?fs=1" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-3728331948490690329?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/3728331948490690329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=3728331948490690329&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3728331948490690329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3728331948490690329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/12/bazen.html' title='Bazen..'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/MTogquZ4Aos/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5608969227244719160</id><published>2011-12-03T01:12:00.001+02:00</published><updated>2011-12-03T01:12:56.755+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>GERÇEK BİR SEVGİNİN BEDENİNİ KAYBEDENLER İÇİN REQUIEM</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div id="contentArea" role="main" style="background-color: white; color: #333333; float: left; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; margin-right: 0px; padding-bottom: 20px; padding-left: 18px; padding-right: 25px; padding-top: 0px; text-align: left; width: 511px; word-wrap: break-word;"&gt;&lt;div data-gt="{&amp;quot;engagement&amp;quot;:{&amp;quot;eng_type&amp;quot;:&amp;quot;1&amp;quot;,&amp;quot;eng_src&amp;quot;:&amp;quot;15&amp;quot;,&amp;quot;eng_tid&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;eng_data&amp;quot;:[]}}" data-referrer="pagelet_group_mall" id="pagelet_group_mall"&gt;&lt;ul class="uiList uiStream fbGroupsBoulderStream" id="group_mall_166775150023895" style="list-style-type: none; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: -5px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;li class="pvm uiUnifiedStory uiStreamStory genericStreamStory uiStreamBoulderStyle uiStreamBoulderStyleNew aid_100000287922428 aid_166775150023895 uiListItem uiListLight uiListVerticalItemBorder" data-ft="{&amp;quot;src&amp;quot;:24,&amp;quot;sty&amp;quot;:308,&amp;quot;actrs&amp;quot;:&amp;quot;100000287922428&amp;quot;,&amp;quot;pub_time&amp;quot;:1322824571,&amp;quot;fbid&amp;quot;:&amp;quot;298127106888698&amp;quot;,&amp;quot;ft_story_name&amp;quot;:&amp;quot;StreamStoryGroupMallPost&amp;quot;,&amp;quot;object_id&amp;quot;:&amp;quot;166775150023895&amp;quot;}" id="mall_post_298127106888698" style="border-bottom-color: rgb(233, 233, 233); border-bottom-style: solid; border-bottom-width: 0px; border-left-color: rgb(233, 233, 233); border-left-style: solid; border-left-width: 0px; border-right-color: rgb(233, 233, 233); border-right-style: solid; border-right-width: 0px; border-top-color: rgb(233, 233, 233); border-top-style: solid; border-top-width: 0px; display: block; margin-left: -18px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px; position: static; zoom: 1;"&gt;&lt;div class="storyContent" style="padding-bottom: 14px; padding-left: 18px; padding-right: 35px; padding-top: 12px;"&gt;&lt;div class="UIImageBlock clearfix" style="zoom: 1;"&gt;&lt;div class="storyInnerContent UIImageBlock_Content UIImageBlock_MED_Content" style="display: table-cell; vertical-align: top; width: 10000px;"&gt;&lt;div class="mainWrapper"&gt;&lt;h6 class="uiStreamMessage" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:1}" style="color: black; font-size: 11px; font-weight: normal; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px; word-break: break-word; word-wrap: break-word;"&gt;&lt;span class="messageBody" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:3}"&gt;Oylun Davran Erdayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akılsız ve acizsin!&lt;br /&gt;Binlerce düşünce ve inanç senin varolman için değil,varoluşuna tanık olman için varedildiler!&lt;br /&gt;Tüm bu anlamlandırmalar ölümlü olmana rağmen ölümü yok sayarak yaşayabilmen adına önüne konuldu.Düşünmekten kaçınan insan anlamlandıramadığı şeyi reddeder.Tüm bu gurur,hırs,üzüntü,yalnızlık,iç&lt;wbr&gt;&lt;/wbr&gt;&lt;span class="word_break" style="display: inline-block;"&gt;&lt;/span&gt;i boşalmışlıkla kendini var ederken bu sen, ÖZ SENİ yok eder durur.&lt;br /&gt;Dünya kendini tanımayan, başkalarının anlamlandırmalarıyla kendini tanımlayan insancıklarla doludur.O insancıkların, ellerinden paraları,amaçları,evleri,yurtl&lt;wbr&gt;&lt;/wbr&gt;&lt;span class="word_break" style="display: inline-block;"&gt;&lt;/span&gt;arı,çocukları,dostları alındığında.geriye ne kalır insancığın insanlığından?&lt;br /&gt;İnsan ilerlemek üzerine kodlanmıştır; an’ı kaçırır bu yüzden. Ve bilmez ki ömür dediğin şey anlardan oluşur.insan kendi yaşamını yaşarken kovalayan , yaşamayı bir türlü yakalayamayandır.İnsancığın trajedisi budur-mutsuzluğu bundandır! Başarı ve güç ilerlemek sayılır insafsız tarihinde intihardan kaçınsın diye .&lt;br /&gt;Ben koyunlarından başka yaşadığına tanık bulamayan bir çoban ‘ın intiharını hiç işitmedim.O kendisiyle doğar, kendisiyle kalır. Sahip olduklarının ve olmadıklarının kuytularını bilir.Bir o kadar da çok insan tanıdım ilerlemiş; kendilerini tanımayan ve tanıksız tanımlayamayan.Onlar intiharın eşiğinde yaşayıp, intihar etmediklerine el çırpan insanlardır.&lt;br /&gt;İnsan korkandır ;acıya,üzüntüye,sıkıntıya mesafe koyarak ve kendinden uzaklaşarak geçirir ömür diye tanımladığı ömrünü.Oysa insan tatmin olmaya, sürekli bir mutluluğa kodlanmamıştır. Yaşamak bize kendimizi unutturarak endişe içinde inleye inleye huzur ve mutluluk dilenmeyi iş edindirmiştir. Ki ne anlamlı bir anlamsızlıktır. Ölümlü olduğunu, sevdiklerinin,başarılarının, parasının, sevişmelerinin, bir gün yok olacağını yok sayarak ve aynı güçte var edip kanında akıtarak bu bilinci, çırpınır durur!Bu’dur insancığın tatminsizliğinin ve mutlu olamamasının temel nedeni.&lt;br /&gt;Sorarım; parası olan neden daha çok kazanmak ister?Aşık olduğunda neden bu en hissedilesi duyguya hep bir acı eşlik eder?Çok uzun çabaların sonucunda elde edilen başarılar nihayetlendiğinde çoşku yerini neden boşluk duygusuna bırakır?Zira insanın ölümlülüğü ve her şeyin geçiciliği tüm ömrünü örtük ve sürekli bir hüzünle kaplar.&lt;br /&gt;Çünkü insan ne yaparsa, ne yaratırsa, ne yaşarsa yaşasın tüm bunların bir gün yok olacağı endişesinden kendini kurtaramaz.Aptalı da ,dehası da, zengini de ,fakiri de bir gün mutlaka ama mutlaka yok olacaktır.Bu düşünen bir canlı için verilebilecek en büyük cezadır.İnsan bunun için mükemmel değil, en eksik yaratılmış yaratıktır.Öncesi ve sonrası hakkında bir fikri olmayan ama tüm bunları düşünmek ve hissetmek zorunda bırakılan acınılası yegane varlıktır insancık.&lt;br /&gt;Öleceklerini unutmaya çalışarak hayatın tadını çıkardığını zanneden akılsız insanlar vardır.Toplumda yer edinirler; zengin, kariyer sahibi, şöhretli ve sosyal çevreleri geniş olduğunda ölmek, onların sözlüğünde birinci tekil ve çoğul çekimlerden uzak durur.Onları hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmalarından ve alllegro mutsuzluklarından hemen farkedersiniz.Ölmeyecekmiş gibi yaşayan diğer akılsız bir tür daha vardır.Onlar ölmek fiilini çekerler ; ancak başkaları için. Bir yaratanın, bir inancın onları koruduğuna inanarak, ne yaparsa yapsın önemsizliğini unuturak huzur bulurlar.&lt;br /&gt;Felaketler ve ölüm vardır!&lt;br /&gt;Bunu kabul eden insanın duası, bu felaketlerin ve ölümün onu bulmaması üzerine kurgulanmış çaresizliğin boyutunu ifade eder. İnançları o kadar aklın dışına çıkmıştır ki , bir felaketle karşılaştıklarında zihinlerinde kader dedikleri “ acil durumda camı kırınız” açıklamasını sürekli taşırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa tüm bu çırpınış boşunadır!Hayat rastgeledir;mutluluk rastgeledir; mutsuzluk, şanssızlık ,ölüm rastgeledir.Yürürken farkında olmadan ezerek öldürdüğünüz, ya da sakatladığınız karıncalar gibi.Ölüm gelir sizin 13 yaşındaki yavrunuzun, 45 yaşındaki annenizin, 39 yaşındaki kardeşinizin üzerine basar.Bazen hayatı tanımamış olan, şanslı mı şansız mı olduklarına hala kafa yorduğum bir kaç aylık bebelere....Gökdelenler dikseniz de, dünyanın bir ucuyla anında iletişim kurabilseniz de, elektriği, atomu keşfedip, kıçınızı el değmeden otomatik yıkayan tuvaletler icat etseniz de siz dünyanın hala en aciz yaratığısınızdır.İnsanın yamyamlığı, yok ediciliği, kavgacılığı, huzursuzluğu bundandır!Tüm bu karmaşa ve güç gösterisi, insanın, doğa ve onun kurallarının karşısında durabilirliğine , ona hükmedebilirliğine inanması için, yine kendi tarafından icat edilen nafile kaçış yollarıdır.Tüm bu yokediş ve yıkıma bir aklayıcı lazımdır.İNANÇ!&lt;br /&gt;Oysa insan, parkta otururken yolduğu otlardan, zevki için kopardığı çiçeklerden,otopark yapmak için kestiği ağaçlardan ve ezdiği yüzlerce böcekten bir farkı olmadığını kavramak zorundadır.Bu zorundalık doğaya boyun eğmek, her an başına neler gelebileceğiyle yüzleşmek, ölümü kabullenmek ve doğal bir sonuç olan kendiyle tanışmak sürecini başlatacaktır.&lt;br /&gt;Yaşamın ya da ölümün bir düzeni bir sistemi yoktur.Ki bu yüzden bazen bebeler ölü doğar; dehalar asalaklardan kısa yaşar; gencecik ve ışıltılı insanlar yaşamdan koparken tüm kötülükleri var edenler, onu bir sistem sayanlar ve önünde secdeye duranlar uzun yaşar.Ya da bazen tersi olur. Akıl almayacak ve insanın ancak mucize diyeceği darbe almış hayatlar devam edebilecek gücü bulur.Bu rastlantısallıkla çarpışmak insanın başedebileceği bir durum değildir.O bir güce, bir yaratana, bir kadere, onu koruyup kollayan bir ritüele, bir kudrete ihtiyaç duyar.Yakınlarını kaybeden insanların acı içindeki söylemlerine bakın:Sevdiklerinin başka bir boyutta olduğunu, başka yaşamlara geçtiğini,cennet diye tanımlanan o dinginliğe kavuştuklarını ve artık emniyette olduklarını düşünürler.Ancak acıları devam eder.Ki bu kadar mutsuzluk varken, bu kadar ıstırapla doluyken dünya, bu lanetlenmiş hayalkırıklığı cehenneminde kavrulurken insancıklar, neden üzülürler bu kokuşmuşluğun içinden o inandıkları dinginliğe kavuşan yakınlarına?&lt;br /&gt;Çünkü ikiyüzlüdür insan!Yaşamında yüzleşemediği gerçeklerin yerine koyduğu doğrular ve yanlışların , yani öğretilerin peşindedir.Tüm bu inanışlar, anlamlandırmalar yaşamındaki korkaklığından feyz alarak ölümü de şekillendirir-hafifletir.&lt;br /&gt;Oysa asıl soru doğru nedir değil; gerçek nedirdir!Yaşarken yüzleşemediği bu korkutucu sorunun, en çok kaçındığı, en korktuğu ÖLÜMde bir cevap araması ve bulması yürek ister.Karanlık bir kuyudur o acı.İnsanın etleri çürür kopar vücudundan.Başedilmesi mümkün olmayan ve çaresizliğinin dibe vurup tırmanamadığı tek sınavıdır tüm yaşamının.&lt;br /&gt;Kimdir gerçeği söyleyen?Yüreklerimizi ferahlatan, yaşama geri dönüşümüzü kolaylaştıran, bizi o ölümün soğuk ağırlığından uzaklaştıran,çaresizliğimizi hafifleten doğruları değil; canımızı acıtan ve hayatı olduğu gibiliğiyle kucaklamak gerekliliği gerçeğini kim söylemiştir?Cennet ‘e gidenler mi ,aramızda gezinen ruhlar mı, ikincil hayatın bile maddeciliğinde ne olur ne olmazcılığına düşmüş eşyalarıyla gömülen soylular ve tanrıların çocukları mı, gözlerine konan iki fenikle uğurlananlar mı, yakılıp doğaya karışanlar mı, karma mı, tanrı mı, dinler mi ,felsefe ya da bilim mi?Her biri inananları doğrultusunda doğrudur; itirazım yok.Ancak gerçekler?&lt;br /&gt;İkinci hayata inanlar hiç mi bir sivrisineği öldürmediler?Ya anneleriyse....Tanrı neden bu kadar kötülük saçan insan varken ışık ve iyilik saçan gencecik insanları, dehaları çekip alıyor hayattan?Yeniden başka bedende doğuş var ise, ben, ben olduğumu bilmezken ben miyimdir o yeni bedenimdeki ben?Sevdiklerimi tanımıyor, beni sevenler tarafından tanınmıyor isem hangi zavallı bir ümit ediş haklı çıkarır inancımı?”Tanrı sevdiği kullarını yanına erken alır “diyenler siz uzun yaşayışınızla inandığınız tanrının sevmediği, onaylamadığı kulları olduğunuza bir tanım getirmiş olmuyor musunuz?Bunun için mi dua ediyorsunuz tanrı yaşamınızı kısa tutsun ve çoluğunuz çocuğunuzla sizi genç yaşta yanına alsın?Yaşamak ve hayatta kalmak değil midir duaların teması?Tüm canlıları ayırmaksızın sevmek,onları yok etmemek, doğayı kucaklamak, böcekleri öldürmemek, siz daha çok beton yapı dikin diye kedileri köpekleri barınaklara tıkıştırmamak, zevk ve lüks için hayvanları katletmemek, her türlü günahınız bağışlansın diye hayvan boğazlamak yerine günah işlememek, muhtaç olanlara yardım etmek,insanları incitmemek, gerçekten ama gerçekten sevebilmek sade ve iyi bir insan olmak bu kadar kolay ve dinginlik getirecek bir şey olmasına karşın, bu kadar pisliği, kötülüğü, yıkımı yaratıp, sonrada kendi çöplüğünüzde kimliksizleşerek, bönleşerek, birey –adam olamadan gitmek ve bundan şikayet etmek niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen her türlü kötülüğü keşfeden ve yaşatan insan!Korkmalısın tabi ölümden!Çünkü bu kirlenmişliğin yegane tanrısı ölümdür.Adaletin var olduğu yegane şey herkesin, ama herkesin bir gün ölecek olmasıdır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendini ne kadar anlamlandırır; varlığını ne kadar büyütürse, acıları ve mutsuzluğu da varlığıyla birlikte o kadar büyür.&lt;br /&gt;Derim ki; kendini hiçle!Götür bırak kendini kimsenin olmamış bir ormanın içine!Tüm tanık tanıdıklarını, kredi kartlarını,adını çağıracakları, elinden tutacakları, mutluluğunu-mutsuzluğunu.Eğer orada tüm bunlarsız tüm bunlarla olduğun gibi kendini tanıyor ve tanımlıyabiliyor isen gerçekten yaşıyorsun ve yaşadığına tanık oluyorsun demektir.Eğer tüm bunlarsız seninle gelen sen sana sarılamıyor, yabancı hissediyor ve bu tanımsızlık seni dehşete düşürüyor ise tüm ömrün ölmekten ve ölümden sonraki bilinmezlikten korkarak içi boşalmış bir yamyamlıkla geriye sayıyor demektir.Ne kadar çalışırsan o kadar yaşamayacaksın.Ne kadar başarırsan o kadar sağlıklı olmayacaksın.Ne kadar tanınırsan ölümü yalnız başına karşılama olasılığın azalmayacak.Ne kadar kazanırsan yaşamına ekleyeceğin günler çoğalmayacak. SENİN DOĞUŞUNUN ÖNCESİDİR ÖLÜM!Geri kalan bir insanın insan gibi yaşadım demek için yapması gerekenlerdir.Ki ne kadar olduğu değil, nasıl yaşandığıdır aslolan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sevgiyi; gerçekten gerçek bir sevgiyi kaybettiğinizde ve ölüm burnunuzun dibine girdiğinde o sevgiyi büyütmek için çırpınmak yürekliliğidir yaşamak!ONU;o canının parçası olan O’NU, seni bir başına başa çıkılmaz bir terkedilişe mahkum etmesine rağmen, onu sevmek, daha da sevmek, daha da sevebilmektir yaşamak!Etlerinin çürüyüp düşmesine tanık olurken, karanlıklardan daha karanlık varmışlığın dehşetiyle gözlerin tavana dikiliyken, bir nefesi kendin için alıp , o nefesi onun için vererek , ölümü de kucaklamak demek yaşamak!Yaşam kırıtsa da yaşayanlarına, ölümü çırılçıplak bir samimiyetle kabulllenmektir yaşamak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiminiz bu yazdıklarımı kıçından anlayacak, kiminiz baştan okuyacak, kiminiz altına imza koyacak....Her kimseniz şudur yazılanların özeti;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜM BU KARGAŞA, BU YOKEDİŞ, BU YIKIM VE MUTSUZLUK;&lt;br /&gt;İNSANIN AKLININ ARDINDA DURMAKSIZIN KENDİNİ HATIRLATAN ÖLÜMDEN KAÇIŞINDA, KENDİNİ OYALADIĞI&lt;br /&gt;VE YAŞAMAK DİYE ADLANDIRDIĞI ÇARESİZLİĞİN OYUNCAKLARIDIR!&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;&lt;form action="https://www.facebook.com/ajax/ufi/modify.php" class="live_298127106888698_131325686911214 commentable_item autoexpand_mode" data-live="{&amp;quot;seq&amp;quot;:298130133555062}" method="post" rel="async" style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #6d84b4; font-family: Arial; font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul class="uiList uiUfi focus_target fbUfi" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:30}" style="list-style-type: none; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 2px; width: 398px;"&gt;&lt;li class="uiUfiAddComment clearfix uiUfiSmall ufiItem ufiItem uiListItem  uiListVerticalItemBorder" style="background-color: #edeff4; border-bottom-color: rgb(210, 217, 231); border-bottom-style: solid; border-bottom-width: 1px; border-left-width: 0px; border-right-width: 0px; border-top-width: 1px; display: block; margin-top: 1px; padding-bottom: 4px; padding-left: 5px; padding-right: 5px; padding-top: 5px; zoom: 1;"&gt;&lt;div class="UIImageBlock clearfix mentionsAddComment" style="zoom: 1;"&gt;&lt;div class="commentArea UIImageBlock_Content UIImageBlock_ICON_Content" style="display: table-cell; padding-bottom: 0px !important; padding-left: 0px !important; padding-right: 0px !important; padding-top: 0px !important; vertical-align: top; width: 10000px;"&gt;&lt;div class="commentBox" style="padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/form&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div id="pagelet_group_pager"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5608969227244719160?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5608969227244719160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5608969227244719160&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5608969227244719160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5608969227244719160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/12/gercek-bir-sevginin-bedenini.html' title='GERÇEK BİR SEVGİNİN BEDENİNİ KAYBEDENLER İÇİN REQUIEM'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6626581538988796031</id><published>2011-11-21T18:23:00.001+02:00</published><updated>2011-11-21T18:24:14.628+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FELSEFE'/><title type='text'>Courage</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px;"&gt;Kalbin Yolu&lt;/span&gt;&lt;br style="background-color: white; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; text-align: left;" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; text-align: left;"&gt;Cesaret anlamına gelen courage kelimesi çok ilginçtir. Kalp anlamına gelen Latince cor kökünden gelir. Courage sözcüğü kalp anlamındaki cor kökünden gelir, yani cesur olmak, kalple yaşamak demektir. Ve korkaklar, sadece korkaklar, kafalarıyla yaşar. Korktukları için etraflarında mantıktan oluşan bir güvenlik duvarı yaratırlar. Korkularıyla her kapı ve pencereyi kapatırlar. Kavramları,&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="text_exposed_show" style="background-color: white; display: inline; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; text-align: left;"&gt;kelimeleri, teorileri ve din bilimleriyle, bütün boşlukları kapatır ve bu kapalı kapılar arkasında gizlenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbin yolu, cesaretin yoludur. Güvencesizlik içinde yaşamaktır sevgi ve güven içinde yaşamaktır bilinmeyenin içinde hareket etmektir. Geçmişi bırakıp, geleceğin yaşanmasına izin vermektir. Cesaret, tehlikeli yollarda hareket etmektir. Hayat tehlikelidir ve sadece korkaklar tehlikeden kaçınır. Ama onlar zaten ölüdür. Yaşayan bir insan, gerçekten yaşayan bir insan, her zaman bilinmeyene doğru gider. Tehlike vardır, ama o bu riski alır. Kalp her zaman risk almaya hazırdır, kalp kumarbazdır. Kafa ise bir işadamıdır. Kafa her zaman hesaplar; çok kurnazdır. Kalp hesapçı değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesaret anlamına gelen ingilizce courage çok güzel ve ilginç bir sözcüktür. Kalp üzerinden yaşamak, anlamı keşfetmektir. Bir şair kalbiyle yaşar ve zamanla kalbi üzerinden bilinmeyenin seslerini dinlemeye başlar. Kafa dinleyemez; o bilinmeyenden çok uzaktadır. Kafa bilinenlerle doludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihnin nedir? O, bildiğin her şeydir. O geçmiştir, ölmüş olan ve geride kalan şeylerdir. Zihin, biriktirilmiş geçmişten başka bir şey değildir, hafızadır. Kalp ise gelecektir, kalp her zaman umuttur, kalp her zaman gelecekte bir yerdedir. Kafa geçmişi düşünür; kalp geleceği hayal eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek henüz gelmemiştir. Gelecek henüz oluşmamıştır. Gelecek henüz sadece bir olasılıktır, gelecektir, gelmeye başladı bile. Yaşanan her anda, gelecek şimdiki zamana dönüşürken, yaşadığımız an ise geçmiş oluyor. { Geçmişte hiçbir olasılık yoktur, hepsi kullanılmıştır. Onu yaşayıp geçmişsindir, o artık tükenmiştir, ölmüştür, mezar gibidir. Gelecek tohum gibidir; o yaklaşıyor, sürekli geliyor, sürekli ulaşıyor ve yaşadığımız an ile buluşuyor. Sen her zaman hareket halindesin. İçinde bulunduğumuz an, geleceğe doğru yapılan bir hareketten başka bir şey değildir. Senin zaten atmış olduğun bir adımdır; geleceğe doğru attığın bir adım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki herkes doğru olmak ister. Çünkü doğru olmak o kadar büyük bir keyif ve coşku getirir ki, insan neden sahte olsun? Biraz daha derin bir kavrayış için cesaretinin olması gerekir. Neden korkuyorsun? Dünya sana ne yapabilir? İnsanlar sana gülebilir; bu onlara iyi gelir. Gülmek her zaman bir ilaçtır, sağlıklıdır, insanlar deli olduğunu düşünebilir. Onların seni deli olarak görmesi senin deli olduğun anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sevinçlerin, göz yaşların, dansın hakkında samimiysen, er ya da geç seni anlayacak insanlar ortaya çıkar; ve senin kervanına katılırlar. Ben bu yola yalnız başıma çıkmıştım ve sonra insanlar gelmeye başladı ve dünya çapında bir karavan oldu! Ben kimseyi davet etmedim. Ben sadece kalbimden geldiğini, hissettiğim şeyleri yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim sorumluluğum kendi kalbimedir; dünyadaki başka kimseye değil. Senin sorumluluğun da, sadece kendi varlığınadır. Onun karşısında yer alma; çünkü ona karşı çıkmak intihar etmek, kendini yok etmek anlamına gelir. Zaten ne kazanacaksın? İnsanlar sana saygı duysa, senin saygın, onurlu, aklı başında bir insan olduğunu düşünse bile, bunlar senin varlığını besleyemez. Yaşama ve onun muhteşem güzelliklerine dair bir şeyler kavramana yol açmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden önce bu dünyada kaç milyon insan yaşadı? İsimlerini bile bilmiyorsun. Yaşayıp yaşamadıkları, hiçbir şeyi değiştirmiyor. Azizler ve günahkarlar oldu. Çok saygın insanların yanı sıra, her türlü egzantrik, çatlak insan yaşadı. Ama hepsi yok oldu. Dünyada onlardan tek bir iz bile kalmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin tek amacın, ölüm bedenini ve zihnini yok ettiği zaman, yanında götürebileceğin nitelikleri koruyup, kollamak olmalı. Çünkü bu nitelikler senin tek dostun olacak. Gerçek değerler sadece onlardır ve sadece onları bulan insanlar yaşar; diğerleriyse yaşıyormuş gibi yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OSHO&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="text_exposed_show" style="background-color: white; display: inline; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="text_exposed_show" style="background-color: white; display: inline; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; text-align: left;"&gt;*Manowar Courage geldi aklıma..&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6626581538988796031?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6626581538988796031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6626581538988796031&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6626581538988796031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6626581538988796031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/11/courage.html' title='Courage'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4531723706742302713</id><published>2011-11-21T11:53:00.001+02:00</published><updated>2011-12-03T01:09:41.216+02:00</updated><title type='text'>Nazım</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px;"&gt;İyi ki doğdun Nazım Hikmet!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; text-align: left;"&gt;25.7.1951 tarihli ve 3/13401 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; text-align: left;"&gt;"'Pasaportsuz olarak İstanbul'dan Romanya'ya kaçan ve oradan da Moskova'ya giderek havaalanında memleketi aleyhinde beyanatta bulunduğu ve müteakiben radyo yayınlarında Türkiye'nin hükümet şekli ve hükümeti idare edenler aleyhinde geniş propaganda kampanyasına girişerek komünizmi y&lt;/span&gt;&lt;span class="text_exposed_show" style="background-color: white; display: inline; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; text-align: left;"&gt;aymak maksadını güden neşriyatıyla Sovyet hükümetinin verdiği hizmeti ifa etmekte olan maruf komünist Nâzım Hikmet Ran'ın kendisine bu hizmeti terk etmesi hususunda yapılacak tebligatın bir fayda vermeyeceği mülahaza edildiğinden Türk vatandaşlığından çıkarılması; İçişleri Bakanlığı'nın 25.7.1951 tarihli ve 40945 sayılı yazısı üzerine, 1312 sayılı kanunun 10. maddesine göre Bakanlar Kurulunca 25.7.1951 tarihinde kararlaştırılmıştır.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.1.2009 tarihli ve 70020 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı:&lt;br /&gt;‘’Nazım Hikmet Ran’ın Türk vatandaşlığından çıkarılmasına ilişkin 25.7.1951 tarihli ve 3/13401 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılması; İçişleri Bakanlığı’nın 5.1.2009 tarihli ve 70020 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulu’nca 5.1.2009 tarihinde kararlaştırılmıştır.’’&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="text_exposed_show" style="background-color: white; display: inline; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-S7A3ZO4GxWo/TsogwLBfrVI/AAAAAAAAC3o/2BY2gNvOteU/s1600/166333_165077423539625_164282006952500_312028_712172_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-S7A3ZO4GxWo/TsogwLBfrVI/AAAAAAAAC3o/2BY2gNvOteU/s1600/166333_165077423539625_164282006952500_312028_712172_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="text_exposed_show" style="background-color: white; display: inline; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="text_exposed_show" style="background-color: white; display: inline; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; text-align: left;"&gt;Vatandaşlıktan çıkarılman ayrı, vatandaşlığa geri alınman ayrı rezillik.&lt;br /&gt;Affet bizi Nazım!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4531723706742302713?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4531723706742302713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4531723706742302713&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4531723706742302713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4531723706742302713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/11/nazm.html' title='Nazım'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-S7A3ZO4GxWo/TsogwLBfrVI/AAAAAAAAC3o/2BY2gNvOteU/s72-c/166333_165077423539625_164282006952500_312028_712172_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6047840109638167090</id><published>2011-11-21T11:51:00.000+02:00</published><updated>2011-11-21T11:51:31.361+02:00</updated><title type='text'>Adele - Someone Like You</title><content type='html'>"Düştüğümüz kuyular, sandığımız kadar dipsiz değil dostlarım.&lt;br /&gt;Sadece tutunmaya çalıştığımız ipler çok kısa."&lt;br /&gt;Charles Bukowski&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="480" height="270" src="http://www.youtube.com/embed/hLQl3WQQoQ0?fs=1" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6047840109638167090?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6047840109638167090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6047840109638167090&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6047840109638167090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6047840109638167090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/11/adele-someone-like-you.html' title='Adele - Someone Like You'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/hLQl3WQQoQ0/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8341304753545750308</id><published>2011-11-09T00:16:00.000+02:00</published><updated>2011-11-09T00:16:21.718+02:00</updated><title type='text'>Someone You Used to Know (Original Song)</title><content type='html'>&lt;iframe width="480" height="270" src="http://www.youtube.com/embed/bqR3D1pr9_Q?fs=1" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Ormanda bir kuş hızla dönüyordu/&lt;br /&gt;aşık olduğumuz zaman/&lt;br /&gt;yürek denen ormanda bir kuş anormal bir hızla döner ve kaçmamız gerektiğini söyler bize/&lt;br /&gt;çünkü her şey çok fazladır/&lt;br /&gt;kendi etrafında nefes kesici bir biçimde dönen bir kuş/&lt;br /&gt;kendini ve etrafındakileri yaralar/&lt;br /&gt;tehlikedir onun adı.../&lt;br /&gt;bunun için aşkı hiç kimse, insanın kendi arkadaşları bile istemez/&lt;br /&gt;kumrular sakindir bir tek/&lt;br /&gt;ben kumru değilim/sen de/&lt;br /&gt;bu yüzden birbirimize yaklaşamayız.'&lt;br /&gt;Lale Müldür&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8341304753545750308?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8341304753545750308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8341304753545750308&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8341304753545750308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8341304753545750308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/11/someone-you-used-to-know-original-song.html' title='Someone You Used to Know (Original Song)'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/bqR3D1pr9_Q/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6333237594747595852</id><published>2011-10-14T13:15:00.001+02:00</published><updated>2011-10-14T13:15:28.531+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>Zeki İnsanlar - Jose Ortega y Gasset</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px;"&gt;Zeki erkeklerin sayıca son derece az olduğunu keşfetmek kadar bana hüzün veren başka bir şey olmamıştır. Hiç değilse içinde yaşadığımız şu zamanlarda, entelektüellerin dışında zeki insana rastlanmıyor. Entelektüellerin çoğunluğu da zeki olmadığından, zekanın, şu gezegenimizde son derece az bulunur bir şey olduğu çıkıyor ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki insanla aptal insan arasındaki fark, sonunda şuraya gelip dayanır: Zeki insan, kendisini kendi aptallığından koruyarak yaşar; aptallığını, ortaya çıkar çıkmaz anlar ve onu yok etmeye çalışır; oysa aptal insan, kendi aptallığına, koşulsuz olarak, büyülenmişçesine teslim olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeka, kendisini her şeyden çok sanatta göstermez, bilimde de göstermez; yaşam sezgisinde gösterir. Oysa entelektüel, hemen hemen hiç yaşamaz; entelektüel, çoğunlukla sezgi yoksunu biridir; dünyadaki edimleri sayılıdır; kadınlar, iş yaşamı, zevkler ve tutkularla ilgili bilgileri ise pek azdır. Entelektüel, soyut bir yaşam sürer; keskin dişli zekasının önüne gerçekten kanlı canlı bir et parçası atabildiği hiç görülmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde insan, uyurgezerlerin ortasında yaşıyormuş izlenimini ediniyor; bu uyurgezerler, yaşamın içinden büyülü bir uykuya gömülmüş olarak geçip gidiyorlar; çevrelerinde olup bitenlerin farkına vardırmak için onları sarsıp uyandırmak olanaksız. Belki de insanlık hemen her zaman böyle bir uyurgezerlik içinde yaşadı; bu durumda fikirler, olup bitenlere gösterilen uyanık, bilinçli tepkiler olamaz; insanın içinde yaşadığı havadan, içine sızan formüller yığınından çekip çıkarılmış kör, otomatik alışkanlıklar olabilir yalnızca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük deha bile, kalabalığın sınırsız gücü karşısında yerle yeksan olur. Öyle anlaşılıyor ki gezegenimiz, sürekli olarak sıradan insanın yönetmesi için yaratılmıştır. Bu nedenle, önemli olan şey, ortalama düzeyin olabildiğince yükseltilmesidir. Bir ulusu büyük kılan, öncelikle sahip olduğu büyük kişiler değil, sayıca kabarık sıradan kişilerin boyutlarıdır. Kalabalığın ataletini sarsan, onları yüceliklere çeken üstün örnekler bulunmazsa, kanımca ortalama düzey elbette hiçbir zaman yükselmeyecektir. İşte, büyük insanların etkisinin ikincil ve dolaylı olması bu yüzdendir. Tarihsel gerçekliği oluşturan onlar değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neredeyse tüm erkekler ve kadınlar, kendi ilgi alanlarına gömülmüş olarak yaşar; dışlarında olup biten şeylere doğru göç etme itkisini duymazlar. Kendilerini çevreleyen manzara, onlara iyi davransın davranmasın, ufuk çizgileriyle tam bir yetinme duygusu içinde yaşarlar; ancak bir bedel karşılığında gerçekleştirebilecekleri belirsiz olasılıklara atılmaya hiç özlem duymazlar. Bu sınırlı, dar ufuk, derinlere işleyen bir merakla bağdaştırılamaz; bu tür merak, sonunda, bitip tükenmek bilmeyen bir göç etme içgüdüsü, kendinden koparak öbürüne gitme yolunda yabanıl bir itkidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşkucular, en dolu, en zengin, en eksiksiz yaşayan kişilerdir. Aptalca bir düşünce, bizi kuşkucunun hiçbir şeye inanmadığı izlenimine götürür. Tam tersine, kuşkucuyu bağnazdan ayıran şey, bağnazın bir tek şeye, kuşkucununsa pek çok şeye, neredeyse her şeye inanmasıdır. Bu çok sayıda inanç, birbirini karşılıklı dizginleyerek, zihni esnek ve zengin kılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin çukurların içinden çıkıp yücelere ulaşmak pek de öyle kolay bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki İnsanlar - Jose Ortega y Gasset&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6333237594747595852?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6333237594747595852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6333237594747595852&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6333237594747595852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6333237594747595852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/10/zeki-insanlar-jose-ortega-y-gasset.html' title='Zeki İnsanlar - Jose Ortega y Gasset'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-2318549153256251977</id><published>2011-10-14T12:50:00.001+02:00</published><updated>2011-10-14T12:50:50.766+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>Albert Caraco / Kaos'un Kutsal Kitabı</title><content type='html'>Delilik artık elli katlı konutlarımızın altında kuluçkaya yatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İçinde yaşadığımız cehennem, şehirlerimizin cehennemine karşılık geliyor. Şehirlerimiz zihniyetlerimizin ölçüsü, ölüm istenci yaşama coşkusuna öncülük ediyor ve hangisinin bize esin kaynağı olduğunu ayırt edemiyoruz. Tekrarlanıp duran işlere koşturuyor ve doruklara yükselmekle övünüyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölçüsüzlüğün elinde esiriz ve düşünüp taşınmadan sürekli binalar inşa ediyoruz. Dünya bir süre sonra yalnızca bir şantiye olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada, beyaz karıncalar gibi, milyarlarca kör, uğultunun ve leş kokusunun içinde otomatlar gibi didinip duracaktır soluksuz kalana dek. Günün birinde deli gibi uyanıp, bıkıp usanmadan birbirlerini boğazlamaya koyulacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçine gömüldüğümüz bu evrende delilik, yabancılaşmış insanın, imkanlarının gerisinde kalmış ve eserlerinin kölesi olmuş insanın kendiliğindenliğinin alacağı biçimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delilik artık elli katlı konutlarımızın altında kuluçkaya yatıyor. Deliliğin kökünü kazıma yönündeki aciliyetimize rağmen, yeni tanrı odur, ona bir tür ibadette bulunsak bile yatıştıramayız onu: ölümümüzdür o, hiç durmadan her şeyi talep eder."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albert Caraco&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-2318549153256251977?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/2318549153256251977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=2318549153256251977&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2318549153256251977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2318549153256251977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/10/albert-caraco-kaosun-kutsal-kitab.html' title='Albert Caraco / Kaos&apos;un Kutsal Kitabı'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4785739639562473654</id><published>2011-10-08T09:14:00.000+02:00</published><updated>2011-10-08T09:15:09.235+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SİNEMA-FESTİVAL FİLMLERİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'></title><content type='html'>Amerikalılar bana "Nasılsın?" diye sorduğunda, "Şöyle böyle" dedim. Hemen hayatımda kötü bir şeyler olduğunu düşündüler fakat benim için "Şöyle böyle" demek yeterliydi. Onlara "Şöyle böyle" diyemezsiniz. "İyiyim" ya da "Çok iyiyim" demelisiniz. Ama benim söyleyebileceğim en iyimser cümle ancak "Hala yaşıyorum" olabilir.&lt;br /&gt;Krzysztof Kieslowski&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4785739639562473654?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4785739639562473654/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4785739639562473654&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4785739639562473654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4785739639562473654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/10/amerikallar-bana-naslsn-diye-sordugunda.html' title=''/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-1600542849973539622</id><published>2011-09-23T13:56:00.001+02:00</published><updated>2011-10-05T01:05:11.856+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HUZUR'/><title type='text'>Gülümse</title><content type='html'>Evrenin, senin ciddi olmanı istediğini düşünmüyorum. Ben hiç ciddi bir ağaç görmedim, ciddi bir kuş görmedim, ciddi bir güneş doğuşu görmedim, yıldızla dolu bir gecede ciddi bir gökyüzü görmedim, görünen şu ki onlar kendi yollarıyla gülüp, dans ediyorlar. Onları anlamasak bile, bütün evrenin kutlama ve saadet içinde olduğuna dair ince bir duygumuz vardır. Ben size kutlama yapmayı öğretiyorum ve kesinlikle gülmek bu kutlamanın temel maddesi olmalıdır. &lt;br /&gt;OSHO&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-1600542849973539622?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/1600542849973539622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=1600542849973539622&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1600542849973539622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1600542849973539622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/09/gulumse.html' title='Gülümse'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8914039676924875198</id><published>2011-09-19T12:53:00.000+02:00</published><updated>2011-09-19T12:53:39.332+02:00</updated><title type='text'>Ferhan Şensoy Para Olmasa</title><content type='html'>&lt;iframe width="459" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/7nJ3ZqH2Zko?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8914039676924875198?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8914039676924875198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8914039676924875198&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8914039676924875198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8914039676924875198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/09/ferhan-sensoy-para-olmasa.html' title='Ferhan Şensoy Para Olmasa'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/7nJ3ZqH2Zko/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-3063992370064573089</id><published>2011-09-13T18:24:00.001+02:00</published><updated>2011-09-13T18:45:03.761+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>Gibi</title><content type='html'>Mutlu olmanın yollarını bulmaya çalışma. Yalnızca bakış açını değiştir.&lt;br /&gt;Ciddi bir zihinle mutlu olamazsın. Neşeli bir zihinle mutlu olabilirsin. Bu hayatın tamamını bir hikaye bir masal gibi gör. Öyledir. Ve bir kez bunu öyle gördünmü mutsuz olmayacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutsuzluk çok fazla ciddiyetten kaynaklanır.Yedi gün dene; yedi gün boyunca yalnız tek bir şeyi bütün dünyanın yalnızca bir OYUN olduğunu hatırla. Bunu yaptıktan sonra aynı kalmayacaksın. Sadece yedi gün! Fazla bir şey kaybetmeyeceksin .&lt;br /&gt;Çünkü kaybedecek hiçbir şeyin yok. Yedi gün boyunca her şeyi bir oyun gibi, bir gösteri gibi al.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yedi gün boyunca içsel saflığına, doğana göz atma olanağı verecek. Bunu bir kez gördüğünde artık sen olmayacaksın.&lt;br /&gt;Mutlu olacaksın ve başına ne tür bir mutluluğun geleceğini tasavvur edemezsin çünkü mutluluğun ne olduğunu bilmiyorsun.&lt;br /&gt;Sen sadece mutsuzluğun derecelerini gördün; bazen daha çok mutsuzdun, bazen daha az mutsuz olduğunda, bunu mutluluk olarak adlandırdın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyayı çok fazla ciddiye aldığında, mutluluğun ne olduğunu bilemezsin. Mutluluk ancak dünyanın yalnızca bir oyun olduğu görüşünü sağlamlaştırdığında ortaya çıkar.&lt;br /&gt;Bu nedenle bunu dene, her şeyi büyük bir NEŞE içinde, bayram havası içinde, gerçek gibi değil,”rol” gibi yap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OSHO&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-3063992370064573089?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/3063992370064573089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=3063992370064573089&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3063992370064573089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3063992370064573089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/09/gibi.html' title='Gibi'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-326838490980506435</id><published>2011-08-08T00:50:00.000+02:00</published><updated>2011-08-08T00:51:57.663+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>Edip Cansever / Ben Ruhi Bey Nasılım</title><content type='html'>Ben Ruhi Bey Nasılım / Edip Cansever&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördün mü hiç suyun yanmasını tuzda&lt;br /&gt;Gördüm ben bu yaşam boyu iniltiyi&lt;br /&gt;Büyük bahçelerin küçük içinde&lt;br /&gt;Saksılardan birinde&lt;br /&gt;Gördüm de&lt;br /&gt;Uyurken uyandırılmış gibi&lt;br /&gt;Beni bir sardunya büyüttü belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ben ki&lt;br /&gt;Bir kadında bir çocuk hayaleti mi&lt;br /&gt;Bir çocukta bir kadın hayaleti mi&lt;br /&gt;Yalnızca bir hayalet mi yoksa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne peki&lt;br /&gt;Yere dökülen bir un sessizliği mi&lt;br /&gt;Göğe bırakılmış bir balon sessizliği mi&lt;br /&gt;İşini bitirmiş bir org tamircisinin&lt;br /&gt;Tuşlardan birine dokunacakkenki&lt;br /&gt;Dikkati ve tedirginliği mi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekler mi beni&lt;br /&gt;Her yanı, ama her yanı çocuklar gibi gülümseyen&lt;br /&gt;Bir sürü yaz gününün içinde&lt;br /&gt;Acaba bekler mi beni&lt;br /&gt;Uykularım, o sonsuz uykularım&lt;br /&gt;Yanmış bir limonluktaki&lt;br /&gt;- Ve limonlar ki her gün bir yaprak ayininde&lt;br /&gt;Sesini hiç eksiltmeyen -&lt;br /&gt;Ama bilmez miyim ben&lt;br /&gt;Bilmez miyim hiç&lt;br /&gt;Böyle sığ hayallerle oyalanmak yerine&lt;br /&gt;Kısacık bir zaman olmalıydı elimde&lt;br /&gt;Turfanda meyva gibi bir zaman&lt;br /&gt;Yollar yollar kateden tadı ve ekşiliği&lt;br /&gt;Geçerek erguvanların dönemecinden&lt;br /&gt;Leylakların dörtyol ağzından&lt;br /&gt;Yapıştırıncaya dek beni dudaklarına&lt;br /&gt;Acının dudaklarına ve geçmişin&lt;br /&gt;Bir yaban gülü yaprağı gibi beni&lt;br /&gt;Ama ne gezer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkmuyorum artık solmaktan&lt;br /&gt;Solmaktan ve solgunluktan&lt;br /&gt;Gelmişim nerelerden böyle&lt;br /&gt;Kurumuş bir dere yatağı gibi&lt;br /&gt;Ya da pek kurumamış da&lt;br /&gt;Baygın, hasta ya da cançekişen&lt;br /&gt;Çırparaktan yüzgeçlerimi dip sularında&lt;br /&gt;Ya da yer tahtaları, muşamba, örtük perdelerin kasvetini&lt;br /&gt;Yorgun düşerek taşımaktan&lt;br /&gt;Ve ne çıkar ayırmasam kendimi&lt;br /&gt;Suların büyük içkilere kavuştuğu koylardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koylardan&lt;br /&gt;Kapsayan o sevimsiz, o küçük aşkları da&lt;br /&gt;Eskiyen turunçlar gibi ilk rengini pek aratmayan&lt;br /&gt;Ayırmasam kendimi&lt;br /&gt;Diyorum ayırmasam&lt;br /&gt;Köhnemiş bir geminin -izine pek rastlanılmayan-&lt;br /&gt;İçindeki bir yolcudan da, değerli taşlarla dolu cepleri&lt;br /&gt;Cepleri yüreği cepleri&lt;br /&gt;Ayırmasam da ben&lt;br /&gt;Kim görürdü o yolcuyu, yani kim farkederdi beni&lt;br /&gt;Sıradan acılardır çünkü bütün ilgileri toplayan&lt;br /&gt;Oysa sıkıntıyı buruşuk bir iç çamaşırı gibi saklayan&lt;br /&gt;Bu kımıltısız gövde&lt;br /&gt;Görülmemiştir ki hiç görülsün şimdi&lt;br /&gt;Görülmediği gibi gündoğumundan havalanan kuşların&lt;br /&gt;Ya da bir oda kapısını açtığınız zaman&lt;br /&gt;O müthiş öğle sıcağında&lt;br /&gt;Pencerenin önünde örgü ören birinin&lt;br /&gt;- Örgü mü, bir çay bardağını başka başka tutan ellerin becerikliliği mi-&lt;br /&gt;Görülmediği gibi&lt;br /&gt;Ama var mıydı sanki görülmek isteyen&lt;br /&gt;Var mıydı bir şeyler bekleyen yüreğimin eskittiklerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve her şey hızla yetişti sonra&lt;br /&gt;Sarı bir günün kahverengi yarınına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıkılmış bir ağacın üstünde yıllarca oturdum da&lt;br /&gt;Gözleri avına benzeyen bir avcıydım sanki&lt;br /&gt;Ağaç da çürümüş zaten&lt;br /&gt;Kazımış, oymuş bir yerlerinden gelip geçen onu&lt;br /&gt;Ağaç mı, içi yıllarla dolu bir kutu mu&lt;br /&gt;Çözmek için mi acaba içlerindeki bir gizi&lt;br /&gt;-Gizi mi, bir giz gereksinmesini mi-&lt;br /&gt;Yoklamışlar orasından burasından&lt;br /&gt;Kim bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sessizlikten başka ne bulmuşlar&lt;br /&gt;Önemsiz bir iki anıdanbaşka&lt;br /&gt;Ya insan kılığında ya da bir dekor taşkınlığında&lt;br /&gt;Sorarım ne bulmuşlar&lt;br /&gt;Çoktan yeni bir umuda dönüşmüştür onlar da&lt;br /&gt;Anılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa bambaşka şeyler olmalıydı ağaçta&lt;br /&gt;Kazılmış, oyulmuş yerlerinde ağacın&lt;br /&gt;Buruk mayhoş, daha çok da bir zehir tadındaki&lt;br /&gt;Bir şeyler olmalıydı. Ve sanki&lt;br /&gt;Yıllar var ki saklamışım orda ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saklamışım anlaşılan&lt;br /&gt;Odasında yapayalnız doğuran bir kadının&lt;br /&gt;Dışa vurmak istemediği&lt;br /&gt;Ya da pek gereksinmediği&lt;br /&gt;O iniltiyi andıran&lt;br /&gt;Duyurulmayan her şeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve her şey dönüştü işte&lt;br /&gt;Kahverengi bir çarşambadan&lt;br /&gt;Sapsarı bir cumartesiye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ansızın bir rüzgar çıktı demin&lt;br /&gt;Çölde yanıt arayan alaycı bir rüzgar&lt;br /&gt;Kolalı bir örtü gibi acıtıyor yüzümü&lt;br /&gt;Yakıyor gözkapaklarımı da&lt;br /&gt;Toplayıp getiriyor anılarımı bir bir&lt;br /&gt;Uzun yolları hiç sevmeyen anılarımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaç türlü girilirdi anılardan içeri?&lt;br /&gt;1 - İşte! bir zambağın özsuyunun içilişi gibi&lt;br /&gt;2 - Süt emer gibi bir memeden&lt;br /&gt;Bütün renklerin ve bütün kokuların bir anda bilinişi&lt;br /&gt;3 - Dibini kazıyor alanlar: dünyanın iç çekişi.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Ansak mı anmasak mı&lt;br /&gt;Yeri mi şimdi değil mi&lt;br /&gt;Bir tren yolculuğunda ve her yerde&lt;br /&gt;Her şeyin ya da hiçbir şeyin hiç mi hiç çekilmezliğini&lt;br /&gt;Bir hafta tatilini, bir öğle vaktini, belki bir pazartesiyi&lt;br /&gt;Saatler iyi&lt;br /&gt;Adamlar gülüyorlarsa iyi, gülmüyorlarsa gene iyi&lt;br /&gt;Ve bütün yolcuların dalgın&lt;br /&gt;Koparıp koparıp bir şeyler yediklerini&lt;br /&gt;Görünüşte kararsız&lt;br /&gt;Görünüşte üzgün, endişeli&lt;br /&gt;Görsek mi acaba, görmesek mi&lt;br /&gt;Açıp da kapalı gözlerini arada&lt;br /&gt;Şöyle bir görünümü tek bir solukta&lt;br /&gt;Yalandan, inatla içine çekenleri&lt;br /&gt;Ya da bir köprüden geçerken, bir tünele girerken&lt;br /&gt;Belirtip yüzlerinde çok görmüşlüğün izlerini&lt;br /&gt;Bir tilki çevikliğiyle, acele&lt;br /&gt;Katarak yolculuğa hiç yoktan bir gizemliliği&lt;br /&gt;Bilmem ki, görmesek mi&lt;br /&gt;Durunca tren bir istasyonda&lt;br /&gt;Dudakları çatlamış, ateşli, hasta bir istasyonda&lt;br /&gt;Dünyanın bütün elma satıcılarına bakıp&lt;br /&gt;Bakıp da her şeyi ilk defa tanıyormuş gibi&lt;br /&gt;Uzanıp pencerelerden sarkık gerdanlarıyla&lt;br /&gt;Tutarak parmaklarıyla yalancı&lt;br /&gt;Ve ucuzundan bir kolyeyi&lt;br /&gt;Acaba görmesek mi&lt;br /&gt;Bir treni ve dünyada tren olan her şeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ansak mı anmasak mı acaba&lt;br /&gt;Yeri mi şimdi, değil mi&lt;br /&gt;Sırasını bekleyen bir kadının, hasta&lt;br /&gt;Gereğinden fazla abartılmış yüzünü&lt;br /&gt;Besbelli iğrenirdiniz&lt;br /&gt;Çevirirdiniz gözlerinizi yer tahtalarına&lt;br /&gt;Bir duvar saatine ya da kapıya&lt;br /&gt;Telefona bakardınız, tırnaklarını incelerdiniz uzun uzun&lt;br /&gt;Kısaca&lt;br /&gt;Kaçınmak isterdiniz o yüzden -ama bitmedi-&lt;br /&gt;Gördünüz, görüverdiniz bir daha&lt;br /&gt;Sıyrılmış acılardan ansızın&lt;br /&gt;Sevecen, durgun, sade&lt;br /&gt;O yüzü&lt;br /&gt;Belki de, orda, acele&lt;br /&gt;Karar verdiniz&lt;br /&gt;Bir anneniz olsun isterdiniz böyle&lt;br /&gt;Ve belki sarılıp öpmek isterdiniz onu&lt;br /&gt;Her neyse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylesek, yeniden mi söylesek şimdi de&lt;br /&gt;Ben uzun yolları hiç sevmem&lt;br /&gt;Doğacak bir çocuk gibi beklemeli anılar&lt;br /&gt;Ansızın doğmalı, ansızın ölmeli saniyelerde.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakıp gidiyor anılarımı rüzgar&lt;br /&gt;Denize bırakılmış çöpler gibi&lt;br /&gt;Yol kenarlarında birikmiş gereksiz eşyalar gibi&lt;br /&gt;Geri veriyor ve çekip gidiyor usulca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulanık bir havuzun yanında buluyorum kendimi&lt;br /&gt;Bakımsız, taşları kırık bir havuzun yanında&lt;br /&gt;İçinden koyu yeşil bir çocuğun baktığı&lt;br /&gt;Çürümeye yüz tutmuş yaprak renginde&lt;br /&gt;Ağlaması yağmurlu bir sundurmaya benzeyen&lt;br /&gt;Kırık iskemleleri, çatlamış mermer masasıyla&lt;br /&gt;Yağmurlu bir sundurmaya&lt;br /&gt;Ve pencerelerde belli belirsiz bir kadın&lt;br /&gt;Pencerelerde ve her yanda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocukta bir kadın hayaleti mi&lt;br /&gt;Bir kadında bir çocuk hayaleti mi&lt;br /&gt;Yalnızca bir hayalet mi yoksa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Nerdeyim&lt;br /&gt;Kelebeklerden dokunuşlar alan bir yaprak gibi inceyim&lt;br /&gt;Para bozduranların az çok bildiği&lt;br /&gt;Adres soranların gene bildiği&lt;br /&gt;Bir sokakta bir aşağı bir yukarı&lt;br /&gt;Saatlerce dolaşanların hemen hemen bildiği&lt;br /&gt;Amansız bir güceniğim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri getiriyor bunları rüzgar&lt;br /&gt;Geri getiriyor anılması kırmızı bir konağı da&lt;br /&gt;İniltili, hasta bir konağı da&lt;br /&gt;Çatısında baykuşların tünediği&lt;br /&gt;Birtakım iplerin düğümlendiği tahtaboşlarda&lt;br /&gt;Ve bütün konuşmaların tek bir cümlede toplanıp&lt;br /&gt;Suskunluğu bir anıt gibi yükselttiği&lt;br /&gt;Bir konağı ve konağın olanca görkemini&lt;br /&gt;Geri getiriyor rüzgar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Konaksa yandı çoktan&lt;br /&gt;Tertemiz bir asfalt ezip geçti onu&lt;br /&gt;İyi biliyorum tertemiz bir asfalt&lt;br /&gt;Ezip geçti onu&lt;br /&gt;Kırmızı bir konak mezarı gölgesi bırakarak.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yıllar ve günler ve saatler ayarlandı&lt;br /&gt;Caddeler, işhanları kahveler ayarlandı&lt;br /&gt;Meyhaneler, genelevler&lt;br /&gt;Pasajlar, dar sokaklar, geçitler&lt;br /&gt;Soğuk biralar ayarlandı, soğuk her şey&lt;br /&gt;Ve bütün ilişkiler&lt;br /&gt;Birden yerini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve her şey yetişti gene&lt;br /&gt;Sarı bir çarşambadan&lt;br /&gt;Kahverengi bir cumartesiye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;V&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Ruhi Bey, nasıl olan Ruhi Bey&lt;br /&gt;Nasılım&lt;br /&gt;Bir yaz ikindisinden çıktım geldim&lt;br /&gt;Diyelim bir pazartesiydi, biraz da şöyle geldim&lt;br /&gt;Kapıyı iyice kapadım&lt;br /&gt;- Kapadım mı, evet, kapadım -&lt;br /&gt;Çitlenbik ağacının altından geçtim&lt;br /&gt;Frenk üzümlerinden bir iki salkım kopardım&lt;br /&gt;Dişlerimle sıyırdım&lt;br /&gt;Sardunya renginde ve sardunya tadında idiler&lt;br /&gt;Biri fotoğrafımı çekiyorkenki gibi durdum&lt;br /&gt;Azıcık gülümsedim&lt;br /&gt;Ve dünya bana gülümsedi&lt;br /&gt;Çakılların üstünden yürüdüm&lt;br /&gt;Yürüdüm ki, bir sese benziyordum sanki&lt;br /&gt;Yüzyıllarca önce kırılmış bir kemik sesi&lt;br /&gt;İyice duydum&lt;br /&gt;Çıkarken bahçe kapısını açık bıraktım&lt;br /&gt;- Çok yüksekti. Deniz dibi renginde ve demirdendi. Üstünde aslan başı&lt;br /&gt;kabartmalar vardı. İki yanında çok yüksek iki duvar uzar giderdi.&lt;br /&gt;Dışardan çam ğaçları görünürdü. Bir kırbaç gibi görünürdü. Ve&lt;br /&gt;ağaçların üstünde kırbaç kılıflarına benzeyen ve evlatlıkların mavi&lt;br /&gt;pazen giysilerini andıran kalınlaşmış bir gökyüzü dururdu -&lt;br /&gt;On sekiz on beş trenine yetiştim&lt;br /&gt;Geniş kadife koltuğa oturdum&lt;br /&gt;Puromu yaktım - iki kibrit harcadım -&lt;br /&gt;Akşam gazetelerinde pek bir şey yoktu&lt;br /&gt;Haydarpaşa'ya kadar bulmaca çözdüm&lt;br /&gt;İskelede saçları çok iyi taranmış bir kız bana baktı&lt;br /&gt;Bakışından tedirgin oldum&lt;br /&gt;Giyimsizdi, boyasızdı, bakımsızdı&lt;br /&gt;Vapurla Karaköy'e geçtim&lt;br /&gt;Tokatlı'ya uğradım&lt;br /&gt;Köprüden aldığım Fransız dergilerini karıştırdım&lt;br /&gt;Kirazla bir kadeh rakı içtim&lt;br /&gt;Çıkarken boy aynasında kendime baktım&lt;br /&gt;Oldukça yakışıklıydım&lt;br /&gt;Gömleğim temizdi, beyaz ceketim&lt;br /&gt;Tertemizdi ve ayakkabılarım&lt;br /&gt;Pantolonum ütülü&lt;br /&gt;Yelek cebimde ince altın bir zincir&lt;br /&gt;Sarı ve ince bıyıklarım&lt;br /&gt;Tam Ruhi Bey bıyığıydı&lt;br /&gt;Ve iki parmağın arasında bir çiçek sapı&lt;br /&gt;- Zakkum muydu, değil miydi, belki yazpatı -&lt;br /&gt;Boynumda menekşe rengi bir papyon&lt;br /&gt;Hafifçe sarkık&lt;br /&gt;Dudağımda bitti bitecek bir sigara&lt;br /&gt;Kenarında dudağımın&lt;br /&gt;Dışarı çıktım.&lt;br /&gt;Tünele bindim, Asmalımescit'teki Viyana lokantasına geldim.&lt;br /&gt;Avusturyalı karı koca beni karşıladılar&lt;br /&gt;İkisi de eğilerek ben dimdik durdukça onlar bir kez daha eğilerek beni&lt;br /&gt;karşıladılar&lt;br /&gt;Benden başka oldukça şişman iki adam daha vardı. Beyaz Ruslardandılar, gözleri&lt;br /&gt;necef taşı gibi sert ve parlaktı&lt;br /&gt;Tezgahta bir Leh Yahudisi votka içiyordu, yüzündeki ince damarlar fırçayla&lt;br /&gt;çizilmiş gibiydi, bir silinip bir canlanıyorlardı.&lt;br /&gt;Soğuk et getirdiler bana, omlet, bira filan getirdiler&lt;br /&gt;Üstüne kremalı ahududu getirdiler, likörle kahve getirdiler&lt;br /&gt;Çıkarken bolca bahşiş bıraktım.&lt;br /&gt;Markiz'e uğradım, dört mevsimden süzülmüş bir konyak içtim&lt;br /&gt;Düzeltip arada bir bıyıklarımı&lt;br /&gt;Uçları hafifçe ıslak&lt;br /&gt;Bir ara pencere camında kendime baktım&lt;br /&gt;Baktım ki, ben Ruhi Bey&lt;br /&gt;Nasıl olan Ruhi Bey&lt;br /&gt;Daha nasılım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradan Galatasaray'a kadar yürüdüm&lt;br /&gt;Bir kadının pembe beyaz teni dağılıp uçuşarak&lt;br /&gt;Gezindi ortalıkta bir süre&lt;br /&gt;Ve durdum&lt;br /&gt;Durdum bu güzel yaz ikindisinden çıkıp&lt;br /&gt;Bambaşka bir sonbahar sabahını giyinceye kadar Nasılım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl olacaksınız Ruhi Bey&lt;br /&gt;Bugün de erkencisiniz Ruhi Bey&lt;br /&gt;Şarapla bira mı içiyorsunuz Ruhi Bey&lt;br /&gt;Böyle sabah sabah Ruhi Bey&lt;br /&gt;Akşam akşam Ruhi Bey&lt;br /&gt;Akşam sabah Ruhi Bey&lt;br /&gt;Cıgara alır mıydınız Ruhi Bey&lt;br /&gt;Yakalım Ruhi Bey, yakalım&lt;br /&gt;Böyle üşümüyor musunuz Ruhi Bey&lt;br /&gt;Benim de ayakkabılarım su alıyor Ruhi Bey&lt;br /&gt;Ne olur ne olmaz&lt;br /&gt;Önümüz kış Ruhi Bey&lt;br /&gt;Ee, daha nasılsınız Ruhi Bey&lt;br /&gt;- İyiyim, iyiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Gelsem gelsem bir solgunluktan gelirim&lt;br /&gt;Kızgın bir sardunyanın üstelik üvey çocuğu&lt;br /&gt;Pembe pembe azarlanırım&lt;br /&gt;O ölür ben azarlanırım&lt;br /&gt;Kocaman bir konakta uzarım kısalırım&lt;br /&gt;Ellerim tırnaklarım&lt;br /&gt;Yeni kırpılmış bir koyun derisi gibi pespembe&lt;br /&gt;Ve sıcak&lt;br /&gt;Gözlerim, gözlerim benim&lt;br /&gt;Denizi ilk defa gören bir çocuğun&lt;br /&gt;Birdenbire yaşlanması neyse.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizinle görüşelim Ruhi Bey&lt;br /&gt;Vaktim yok, vaktim yok&lt;br /&gt;Ruhi Bey, görüşelim&lt;br /&gt;Vaktim yok görüşmeye kimseyle&lt;br /&gt;Ruhi Bey!&lt;br /&gt;Kendimle bile, kendimle bile.&lt;br /&gt;(Olmaz ki, kimse kimseyi sevemez&lt;br /&gt;Ama hiç kimse.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR ÇİÇEK SERGİCİSİ DER Kİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bin dokuzyüz on iki miydi, bin dokuz yüz elli iki miydi&lt;br /&gt;Güneşli bir öğle miydi, çiçekler gölgesiz miydi&lt;br /&gt;Ellerim kirli miydi&lt;br /&gt;Neydi&lt;br /&gt;Çiçeklere su mu serpiyordum, bir karanfil çok mu uzaklardan gelmişti&lt;br /&gt;Bilmem ki&lt;br /&gt;Benim bütün yaşamımda hep karanfiller olmuştur&lt;br /&gt;Her zaman hatırlarım&lt;br /&gt;Sanki bir karanfilden sürekli doğmuşumdur&lt;br /&gt;Bin dokuz yüz on iki doğumlu bir karanfili&lt;br /&gt;Karım göğsüme takmıştı. Şimdi ben çok yaşlıyım&lt;br /&gt;Şimdi ben nedense çok yaşlıyım&lt;br /&gt;Herkesi ayrı ayrı tanımam&lt;br /&gt;Ruhi Bey'i İçerenköy'den tanırım&lt;br /&gt;İçerenköy'ü iyi bilirim de ondan&lt;br /&gt;Kaç yıl önceydi, şimdi unuttum&lt;br /&gt;Babasını da tanırım&lt;br /&gt;Kaç yıl önceydi, bilemem&lt;br /&gt;Üryani eriği gibi gözleri vardı&lt;br /&gt;Çizmeleri, kamçısı&lt;br /&gt;Ruhi Bey, benden çiçek alırdı&lt;br /&gt;O zamanlar sokak sokak dolaşırdım&lt;br /&gt;Çiçek alanları iyi bilirdim&lt;br /&gt;Ruhi Bey de çiçek alırdı&lt;br /&gt;Nedense benden alırdı. Çünkü ben çiçekleri çok biçimli tutarım&lt;br /&gt;Kuşkonmazları sevmem, kullanmam&lt;br /&gt;Çiçeklerin aralıklarına bakarım&lt;br /&gt;Sanki ben onları hep yeniden yaratırım, yontarım&lt;br /&gt;Bin dokuz yüz kırk üçde biri öldü&lt;br /&gt;Boynu değil, bir karanfilin sapıydı, yana düştü&lt;br /&gt;Düşünce öldü&lt;br /&gt;Bir ölülük sindi ellerime&lt;br /&gt;Bir ölülük bana sindi&lt;br /&gt;Ona sergimde her zaman bir yer ayırırım&lt;br /&gt;Kimseler bilmez&lt;br /&gt;Ben işte gizli gizli onu sularım&lt;br /&gt;Karanlık bir karanfilliği&lt;br /&gt;Yoklukta bir karanfilliği&lt;br /&gt;O gün bugündür bütün çiçekler&lt;br /&gt;Karanfildir benim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün de bir demet karanfilim yandı&lt;br /&gt;Bir demet karanfilin penceresi, kapısı&lt;br /&gt;Nedense yandı&lt;br /&gt;Önce giyinik bir ev görünümündeydi, öyleydi&lt;br /&gt;Takındı kırmızılarını sonra&lt;br /&gt;Süslendi&lt;br /&gt;Bir boşluk edindi orda kendine&lt;br /&gt;Hemen oracıkta bir boşluk&lt;br /&gt;Açtı şemsiyesini ve gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şimdi oğlumun yanında kalırım&lt;br /&gt;Onun kırmızı yapraklardan yapılmış&lt;br /&gt;Bir zamandışılığı vardır&lt;br /&gt;Beni anlamaz&lt;br /&gt;Anlamaz, niye anlasın&lt;br /&gt;Anlaşılmak! -değil mi ama- sanki kimsenin olamaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kendime bir karanfil mezarı satın aldım&lt;br /&gt;Beni oraya gömecekler&lt;br /&gt;Ruhi Bey cenazeme gelecek&lt;br /&gt;Ama hangi Ruhi Bey&lt;br /&gt;Doğrusu biraz şaşırdım&lt;br /&gt;İçerenköy'deki Ruhi Bey gelmez&lt;br /&gt;Osadece karanfil satın alır&lt;br /&gt;Ölümü pek beğenmez&lt;br /&gt;Şimdiki Ruhi Bey ölümedaha yatkındır&lt;br /&gt;Yaşamaya da&lt;br /&gt;Ölümle yaşam arasında bunalır bunalır&lt;br /&gt;Ben bu kadarını anlarım&lt;br /&gt;O gelir beni kaldırır&lt;br /&gt;Bir karanfil kalabalığına arrtık katılır&lt;br /&gt;Geçen gün gördüm&lt;br /&gt;Acımayı unuttum&lt;br /&gt;Sevinmeyi unuttum&lt;br /&gt;Ben her şeyi artık unutuyorum&lt;br /&gt;Ama ogeçerken ne yalan söyleyeyim şuramda birağrı duydum&lt;br /&gt;Ağrı da değildi belki, hani, nasıl&lt;br /&gt;Gövdemi yeniden buldum&lt;br /&gt;Acılar acılara eklenince ağırlaşıyor&lt;br /&gt;Gövdem de ağırlaşıyor&lt;br /&gt;Ruhi Beyle kocaman bir demet karanfil oluyoruz&lt;br /&gt;Şu üstümdeki boşluk kadar&lt;br /&gt;Bir demet&lt;br /&gt;Yok artık pek konuşmuyoruz&lt;br /&gt;Benim sözlerim eskidi&lt;br /&gt;Onunki de eskidi&lt;br /&gt;Zaten kelimeler sonludur&lt;br /&gt;Öyledeğil mi&lt;br /&gt;Donuk donuk bakışıyoruz&lt;br /&gt;Ben ölüme iyice yakın&lt;br /&gt;O yaşamaktan uzak&lt;br /&gt;Öyle bir gök içinde durmuş gibiyiz&lt;br /&gt;Karanfiller ölürken&lt;br /&gt;Karanfillerden bir deniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR MEYHANE GARSONU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte&lt;br /&gt;Isınmış parke yolun kokusu&lt;br /&gt;Demek ki ben mutsuzum&lt;br /&gt;Tuhaf bir su içmişim de sanki içim görünüyor&lt;br /&gt;Gözlerim buzdan&lt;br /&gt;İçimde yaz kırıkları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eklemek gerek&lt;br /&gt;Büyümesi gibi bir salyongozun&lt;br /&gt;Yıllarla değil, yıllarla değil&lt;br /&gt;Saniyelerle kıvrılmıştır kabuğum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynalıpasaj'ı geçtim&lt;br /&gt;Geçerken sağlı sollu aynalara baktım - her günkü gibi -&lt;br /&gt;Vitrinlere baktım, düğmelere, fremuarlara&lt;br /&gt;Yukardaki taş heykelciklere baktım&lt;br /&gt;Bakmasam ne yapacaktım, açılıp kapanmaya başladı dudaklarım&lt;br /&gt;Gözkapaklarım&lt;br /&gt;Açılıp kapanmaya&lt;br /&gt;Açılan kapanan çözülen&lt;br /&gt;Ne varsa duyuyordum kendimde&lt;br /&gt;Balıkpazarı'na saptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben balıkpazarı'na sapınca&lt;br /&gt;Dünyada sayılmayan bir adamdım&lt;br /&gt;Nasıl duruyorsa gökyüzü sayılmadan&lt;br /&gt;Boylu boyunca bir duvar&lt;br /&gt;Ve uzay nasıl duruyorsa&lt;br /&gt;- Uzay ki mutluluktur&lt;br /&gt;Ele geçmeyen bir sonsuzluktur uzay -&lt;br /&gt;Ben masallara şunu bunu taşırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oldukçe dar bir sokağa gelince durdum&lt;br /&gt;Karşıdan karşıya çamaşırlar asmışlardı&lt;br /&gt;Mor, pembe, beyaz çamaşırlar&lt;br /&gt;Kızgın yaz güneşinin altında&lt;br /&gt;Hoşlandım&lt;br /&gt;Anahtarı kilide soktum, bundan da hoşlandım&lt;br /&gt;Çevirdim bir iki kez, kapı titredi&lt;br /&gt;Ben de titredim&lt;br /&gt;Dükkanı açtım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşıki evler çoktan uyanmıştı&lt;br /&gt;Hemen herkesi az çok tanırdım&lt;br /&gt;İki kocakarı, levanten, dama oynuyorlardı gene camın önünde&lt;br /&gt;Çinko balkonda bir kız çocuğu ağlıyordu&lt;br /&gt;Oydu&lt;br /&gt;Bir satıcıya sesleniyordu, oydu&lt;br /&gt;Besbelli yeni uyanmıştı, saçları dağınıktı&lt;br /&gt;Zayıftı, sürekliydi, değişmiyordu&lt;br /&gt;Sesi inceydi, isterikti&lt;br /&gt;Saate baktım dokuz buçuktu.&lt;br /&gt;Ne yaptım da ben, daha sonra ne yapacaktım&lt;br /&gt;Önce helaya girdim, bir süre helada kaldım&lt;br /&gt;Terledim, adını bilmediğim bir kokuyla koktum&lt;br /&gt;Mutfağa girdim&lt;br /&gt;Patatesleri soydum yıkadım&lt;br /&gt;Domatesleri salatalıkları&lt;br /&gt;Soydum yıkadım&lt;br /&gt;Muska böreği sardım kaldırdım&lt;br /&gt;Bira kasalarını, boş şişeleri&lt;br /&gt;Dükkanın önüne çıkardım&lt;br /&gt;Camları sildim, ortalığı süpürdüm&lt;br /&gt;Sonra bir iskemleye oturdum&lt;br /&gt;Orda yüz binlerce cinayeti ben&lt;br /&gt;Ve intiharı&lt;br /&gt;Bir mutluluk gibi dışımda duydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, gelirdi&lt;br /&gt;Ruhi Bey mi dediniz, evet, gelirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PATRON MASAYA GELİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben patronum, şöyle böyle bir adamım&lt;br /&gt;Bırakın konuşayım&lt;br /&gt;Bir bira içeyim konuşayım&lt;br /&gt;Kim ne derse desin kadınlara düşkünüm&lt;br /&gt;Ne yapayım öyleyim&lt;br /&gt;Kadın dendi mi sanki ben&lt;br /&gt;Vişneli bir dondurmayı durmaksızın yalarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhi Beyi pek tanımam&lt;br /&gt;Yok, hayır, belki de iyi tanırım&lt;br /&gt;Neden derseniz ben herkesi iyi tanırım&lt;br /&gt;İşsizim, dülgerim, boyacıyım&lt;br /&gt;Herkesle bir olurum&lt;br /&gt;Kişiliksiz kalırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün herhangi bir saatinde çıkar gelir&lt;br /&gt;Nasılsınız Ruhi Bey, derim&lt;br /&gt;O her zamanki gibi: iyiyim, iyiyim!&lt;br /&gt;Şu köşedeki masa onundur&lt;br /&gt;Başkası oturmuyorsa gider oturur&lt;br /&gt;Şaraptan başka bir şey içmez&lt;br /&gt;Bazen şarapla birayı karıştırır&lt;br /&gt;Doğrusu sarhoşken hiç görmedim&lt;br /&gt;Tersine çok incedir, derim ki biraz da soyludur&lt;br /&gt;Nedense bulutlanır gözleri arada&lt;br /&gt;O zaman kimseyi görmez&lt;br /&gt;Uzaklara bakar yalnızca&lt;br /&gt;Benimle konuşurken, gazetesini okurken&lt;br /&gt;Ruhi Bey uzaklara bakar&lt;br /&gt;Sanırsınız ki işte çok uzaklarda bir Ruhi Bey daha var&lt;br /&gt;Bana öyle gelir ki durmadan geri çağırır onu&lt;br /&gt;Ama durmadan&lt;br /&gt;Ve alır karşısına - neden bilinmez -&lt;br /&gt;Suçlu bir çocuktur da sanki o, gizli gizli azarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parası varsa verir&lt;br /&gt;Yoksa hiç bir şey söylemeden çekip gider&lt;br /&gt;Sonra bir cep saati vardır, arada çıkarıp bakar&lt;br /&gt;Ama bilirim saatle filan işi yoktur&lt;br /&gt;Zaten zamanla işi yoktur ki Ruhi Beyin&lt;br /&gt;Hep aynı elbiseyi giyer&lt;br /&gt;Yazın ceketini çıkarır&lt;br /&gt;Kravatı ip gibidir, incedir&lt;br /&gt;Ayaklarına hiç bakmadım&lt;br /&gt;O kadar ilginçtir ki yüzü, ayakları bilmem var mıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu meyhaneyi yirmi yıldır işletirim&lt;br /&gt;Doğrusu Ruhi Bey gibisini hiç görmedim&lt;br /&gt;Mısırçarşısı'nda baharatçı dükkanları vardır, bilirsiniz&lt;br /&gt;Ruhi Beyi ben o dükkanlara benzetirim&lt;br /&gt;Binlerce şeydir çünkü Ruhi Bey&lt;br /&gt;Nanedir, ada çayıdır, zencefildir&lt;br /&gt;Bu çevrede herkes onu tanır&lt;br /&gt;Bana sorarsanız tanımaz&lt;br /&gt;Şöyle ki, bir ayakkabı çivisi gibi kendine batar&lt;br /&gt;Şarabıyla batar, uykusuzluğuyla batar&lt;br /&gt;Gülmesi hüznüne&lt;br /&gt;Konuşması susmasına batar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok oturmaz, usulca kalkıp gider&lt;br /&gt;Sıkılır da mı gider, pek anlamam&lt;br /&gt;Anladığım bir şey varsa&lt;br /&gt;Şu bardağı görüyorsunuz ya&lt;br /&gt;Bardağa birayı boşalttığım gibi gider&lt;br /&gt;Gitmeden önce biraz silikleşir&lt;br /&gt;Sonra büsbütün solar&lt;br /&gt;Gerçekte&lt;br /&gt;Dört mevsimin karışımı gibidir Ruhi Bey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size bir olay anlatayım, çok kısa&lt;br /&gt;Bir kış günüydü, kar yağıyordu&lt;br /&gt;Gök sapından boşalmış papatya yaprakları gibi duruyordu&lt;br /&gt;Kapıda Ruhi Beyi gördüm&lt;br /&gt;Gözleri kıpkırmızıydı&lt;br /&gt;Çiğnenmemiş karın üstünde&lt;br /&gt;İki tek kokina gibi duruyordu gözleri&lt;br /&gt;Beni birine gösteriyordu eliyle&lt;br /&gt;Yanında kimseler yoktu&lt;br /&gt;Birine yakınıyordu benden&lt;br /&gt;Yanında kimseler yoktu&lt;br /&gt;Bir adım daha attı&lt;br /&gt;Eli bir bıçak ucu gibi sipsivriydi, uzundu&lt;br /&gt;Ve nasıl olduysa oldu&lt;br /&gt;Yitirdim bir anda gözden&lt;br /&gt;Hani düş gördüm desem&lt;br /&gt;O zaman sağ bileğim niye kanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÜRK TAMİRCİSİ YORGO VE KÜÇÜK BİR OLAY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepebaşı'ndan Pera'ya girerken&lt;br /&gt;Küçük bir alandan geçeceksiniz&lt;br /&gt;Geçmeyin!&lt;br /&gt;Sağda ufak bir dükkan vardır, benimdir&lt;br /&gt;Kapının üstünde KÜRK TAMİRCİSİ YORGO yazılıdır&lt;br /&gt;İyi havalarda kapısı açıktır&lt;br /&gt;İçersi biraz loştur&lt;br /&gt;Loşolsun, ben severim, böylesi daha güzeldir&lt;br /&gt;Ben, karım, bir de anjel&lt;br /&gt;Biz üçümüz kürk kaplarız, kürk dikeriz&lt;br /&gt;Anjel elimzide büyümüştür, iyi kızdır&lt;br /&gt;Hemen hemen hiç konuşmayız - içersi biraz loştur -&lt;br /&gt;Yoktur ki ne konuşsak yıllarca konuşmuşuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama baksak ki birbirimize arada&lt;br /&gt;- Yorulunca işten bakarız da -&lt;br /&gt;Sanki herkes yeni bir haber getirmiş gibidir&lt;br /&gt;Öyledir öyledir&lt;br /&gt;Yüzlerimiz ona göre kesilmiş&lt;br /&gt;Ona göre biçilmiştir&lt;br /&gt;Çünkü insan yalnızken katettiği yollardan&lt;br /&gt;Ne zaman geri dönse yeni bir haber getirir&lt;br /&gt;- Doğrusu kentlerden kentlere mektuplar da böyle sessiz gider -&lt;br /&gt;Ve dışardan biri geçse gözlerimiz ona dikilir&lt;br /&gt;Çok görmüşümdür iş hanlarındaki terziler&lt;br /&gt;Kapıları açık terziler de böyledir&lt;br /&gt;Biri merdivenleri çıkmayagörsün&lt;br /&gt;O çıraklar kalfalar yok mu&lt;br /&gt;Dişlerinde iğneler, iplikler&lt;br /&gt;Başlarını kaldırıp&lt;br /&gt;Hepsi birden göz kulak kesilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse&lt;br /&gt;Biz karı koca masada çalışırız&lt;br /&gt;Anjel yerde çalışır&lt;br /&gt;Nedense hoşlanır bundan, yerde çalışır&lt;br /&gt;Biraz da açık saçık giyinir - söylerim, dinlemez -&lt;br /&gt;Kürkleri bacaklarının arasına sıkıştırır&lt;br /&gt;Kızarsa donunu filan gösterir - söylerim, dinlemez -&lt;br /&gt;Yeni evlidir, kocası burada yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhi Bey derler bir adam vardır&lt;br /&gt;Ne bileyim işte, böyle bir adam vardır&lt;br /&gt;Cin gibidir, nereden geldiği bilinmez&lt;br /&gt;Dükkanın önünde durur&lt;br /&gt;Tam şurada dikilir&lt;br /&gt;Git dersin gitmez&lt;br /&gt;Bu kez de Anjel'e dönerim&lt;br /&gt;Anjel, derim, bak kızım Anjel&lt;br /&gt;- Söylerim, dinlemez -&lt;br /&gt;Yeni evlisin, kocan ne der&lt;br /&gt;- Hiçbir şey demez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeğeni vardır bir de Anjel'in&lt;br /&gt;Şu karşıki dükkanda çalışır&lt;br /&gt;On altı yaşlarında, çocuk&lt;br /&gt;Bir gün yakaladığı gibi Ruhi Beyi&lt;br /&gt;Tuttuğu gibi yakasından&lt;br /&gt;Gerisini sormayın daha iyi&lt;br /&gt;- Çünkü ben böyle şeyleri pek sevmem -&lt;br /&gt;Hep birden karakolluk olduk&lt;br /&gt;Bu olaydan tanırım işte Ruhi Beyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene mi&lt;br /&gt;Evet, geliyor&lt;br /&gt;Seyrek de olsa geliyor&lt;br /&gt;Bakıyor bakıyor bakıyor yalnız&lt;br /&gt;Anjel desen öyle&lt;br /&gt;Bacaklarını dikmiş oturur&lt;br /&gt;Aldırdığı bile yok&lt;br /&gt;Ruhi Bey de artık fazla kalmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUHİ BEY ANLATIYOR:&lt;br /&gt;BİR DÜĞÜN GÜNÜ VE SONRASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacık bir gündü, bir iki dakikalık bir gündü&lt;br /&gt;Çocukların günü gibi bir gündü&lt;br /&gt;Kahverengi fotoğrafları vardı, bulanıktı&lt;br /&gt;Hiçbir şey açık seçik görünmüyordu&lt;br /&gt;Kocaman bir bahçe olmalıydı, orda burda&lt;br /&gt;Tavuskuşları olmalıydı, herbiri&lt;br /&gt;Öyle bir başına hiç kımıldamadan duruyordu&lt;br /&gt;Saniyeler sümbüller gibiydi&lt;br /&gt;Saniyeler sümbüller gibiydi dokunsam iki parmağım arasında akıyordu&lt;br /&gt;Kısacık bir gündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kişi bile yoktu&lt;br /&gt;Hayrünnisa ile ben vardım&lt;br /&gt;Seylan taşları ile işlenmiş bir iğne vardı&lt;br /&gt;Yansıyan kırmızılık taranıyordu güneşte&lt;br /&gt;Kan gibi parlıyordu&lt;br /&gt;Şöyle böyle hatırlıyorum&lt;br /&gt;Beni ölüme uğurlayan bir düğün günü&lt;br /&gt;Babamı hatırlıyorum&lt;br /&gt;Babamın ölümünü&lt;br /&gt;Kırbacıyla birlikte bir çam ağacına gömülü&lt;br /&gt;Annemsa odasında babamın&lt;br /&gt;Hasta yatağında&lt;br /&gt;Kımıldamadan yatıyor&lt;br /&gt;Pencerede sapsarı bir limon görüntüsü&lt;br /&gt;Duvarda rengarenk bir kırbaç koleksiyonu&lt;br /&gt;Hatırlıyorum&lt;br /&gt;Dişleri vardı Hayrünnisa'nın&lt;br /&gt;Hatırlıyorum&lt;br /&gt;Bir şeyler vardı, ortasından kesilir gibiydi&lt;br /&gt;Dişleri bembeyazdı&lt;br /&gt;Kesilen her şey bembeyazdı&lt;br /&gt;O dişleriyle vardı, ben yoktum&lt;br /&gt;Seylan taşlı iğnenin altındaydım, ben yoktum&lt;br /&gt;Hayrünnisa vardı, ben yoktum&lt;br /&gt;Üç gün üç gece geçti, ben yoktum&lt;br /&gt;On gün daha geçti,sonra ben günleri unuttum&lt;br /&gt;Bir kuşluk vaktini iyi hatırlıyorum&lt;br /&gt;İçerenköy'deki tozlu bir yolu&lt;br /&gt;Postacıyı&lt;br /&gt;Terziyi&lt;br /&gt;Oyanmış limonluğu&lt;br /&gt;Çiçek satan adamı&lt;br /&gt;Bir otobüs durağını iyice hatırlıyorum&lt;br /&gt;O yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir sabah ben vardım&lt;br /&gt;Koskoca bir konağı bir başıma soydum&lt;br /&gt;Yer halılarını çıkardım, kalın kadife perdeleri&lt;br /&gt;Maun konsolu, Çin porselenlerini, gümüş takımlarını&lt;br /&gt;Hatırlıyorum&lt;br /&gt;Mineli pandantifleri çıkardım, altın zincirleri, pırlanta yüzükleri&lt;br /&gt;Büyük kristal avizeleri, sedefli koltukları&lt;br /&gt;Bursa çatmalarını, Beykoz koleksiyonlarını, minyatürleri&lt;br /&gt;Hepsini, hepsini bir bir çıkardım&lt;br /&gt;Tutkuyla çıkardım, şehvetle çıkardım&lt;br /&gt;Öfkeyle&lt;br /&gt;Kanını akıtaraktan konağın&lt;br /&gt;Hatırlıyorum&lt;br /&gt;Konakta o gece konakla kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR GENELEV KADINI VE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girdi&lt;br /&gt;Sırtında eski bir ceket vardı&lt;br /&gt;Bir yerlerden sızmıştı sanki, gün ışığı gibiydi&lt;br /&gt;Sarışındı&lt;br /&gt;Önce bir süre kapının önünde durdu durdu&lt;br /&gt;Gölgelendi, inceldi, beni gördü&lt;br /&gt;Pek önemsemedim&lt;br /&gt;Baktı, hiç konuşmadı&lt;br /&gt;Oysa bir İsa tasviri gibi uçumluydu, güzeldi&lt;br /&gt;Yer gösterdim, oturmadı&lt;br /&gt;Bir sigara yaktım, ona da verdim&lt;br /&gt;Aldı&lt;br /&gt;Sigarasını ben yaktım&lt;br /&gt;Kısa bir gülümseme yürüdü dudaklarından&lt;br /&gt;Benim dudaklarıma da geçti&lt;br /&gt;Çocuklar gibi kızardım&lt;br /&gt;Öteki kızlar gülüştüler&lt;br /&gt;Ben kendimi sevdim, güvendim&lt;br /&gt;Saçlarımı düzelttim, göğsümü biraz kapadım&lt;br /&gt;Bana elini uzattı, ellerimiz birbirine değdi&lt;br /&gt;Sıcaktı, inceydi, kıskanırım anlatmaya bu eli&lt;br /&gt;Ağır ağır odama çıktık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girdi&lt;br /&gt;Açık pencereyi kapadım&lt;br /&gt;Perdeyi çektim&lt;br /&gt;Arkamı döndüm, yavaş yavaş soyundum&lt;br /&gt;Bileğimdeki saati çıkardım&lt;br /&gt;Sigaramı söndürdüm&lt;br /&gt;Tam o zaman..&lt;br /&gt;Zaman da değildi belki&lt;br /&gt;Önce korkunç bir gözyaşı seli&lt;br /&gt;Sonra alabildiğine bir kayalık&lt;br /&gt;Kayaların üstünde bir kertenkele&lt;br /&gt;Ardından bir ormanın uğultusu&lt;br /&gt;Binlerce kanat sesi&lt;br /&gt;Sağ elinde bir bıçak&lt;br /&gt;Yok, hayır, bıçak da değildi&lt;br /&gt;Vuran, ezen, öldüren bir el&lt;br /&gt;Ve eller&lt;br /&gt;Ve dişler&lt;br /&gt;Kendimden geçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir daha gelmedi, hayır, bir daha hiç gelmedi&lt;br /&gt;Ama onunla ben&lt;br /&gt;Ne zaman istedimse o zaman yattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUHİ BEY VE LİMONLUKTAKİ YANGIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye lmalı öyleyse&lt;br /&gt;Aşk mutlu bir sürgünlükse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üvey annemdi benim, ben sarışındım&lt;br /&gt;On altı yaşındaydım, sarışındım&lt;br /&gt;Bulanık çıkmış fotoğraflar gibiydim, görünümsüz&lt;br /&gt;Yalnızdım, karışıktım&lt;br /&gt;Beni tanıyan kimseler yoktu&lt;br /&gt;Hiç yoktu&lt;br /&gt;İçime kapanıktım&lt;br /&gt;Büyük ağaçların altında&lt;br /&gt;Havuzun kırık taşları arasında&lt;br /&gt;Bilmezdim mutluluk nedir&lt;br /&gt;Bilemezdim&lt;br /&gt;Alıp başımı gitmek isterdim&lt;br /&gt;İsterdim ama, kalırdım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki kar yağışlarının ardından&lt;br /&gt;Uzun süren kar yağışlarının ardından&lt;br /&gt;Sevimsiz bir lunaparkta&lt;br /&gt;Kimsesiz bir atlıkarıncaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir limonluğumuz vardı, öğle saatlerinde&lt;br /&gt;Bazen o limonlukta uyurdum&lt;br /&gt;Karışık düşler görürdüm&lt;br /&gt;Yalnızlık?&lt;br /&gt;O bir başına kalırdı, ben bir başıma kalırdım&lt;br /&gt;Sanki hiç tüketilmeyen bir otobüs durağı&lt;br /&gt;Gibi kalırdım&lt;br /&gt;Bir gün&lt;br /&gt;İçeri girdi, uyanıktım&lt;br /&gt;Yarı uzanmıştım, uyanıktım&lt;br /&gt;Bir üşümüşlüğü tutuyordum yüzümde, uyanıktım&lt;br /&gt;Dudakları aralıktı, ben uyanıktım&lt;br /&gt;Öyle bir süre durdu, baktı&lt;br /&gt;O baktı ben de baktım&lt;br /&gt;Yanıma usulca uzandı&lt;br /&gt;Uzandığını görmedim, ama uzandı&lt;br /&gt;Dağıldı, uçuştu, bir gülüş gibi uzandı&lt;br /&gt;Önce şaşırdım&lt;br /&gt;Önce hiç kımıldamadım&lt;br /&gt;- Yalnızlık biraz azaldı -&lt;br /&gt;Saçlarımı sevdi, hiç kımıldamadım&lt;br /&gt;Bir biçim değildim sanki, bir nesne, bir şey değildim&lt;br /&gt;Biraz utandım&lt;br /&gt;Sokuldu bana iyice, bana sarıldı&lt;br /&gt;Dudaklarımı aldı, dudaklarımı taşırdı&lt;br /&gt;Köpüren sütler gibi taşırdı&lt;br /&gt;Köpükler içinde kaldım&lt;br /&gt;- Mevsim her zamanki gibi yazdı -&lt;br /&gt;Birden beyaz bacaklarını gördüm&lt;br /&gt;Sonra her şeyi gördüm&lt;br /&gt;O her şeyi ben ilk defa gördüm&lt;br /&gt;Ses çıkarmadım&lt;br /&gt;Ses çıkarmadım, köpüren sütler gibiydik&lt;br /&gt;Beni yeniden öptü, üstüne çekti beni&lt;br /&gt;Köpüren sütler gibiydik&lt;br /&gt;Limonlar beyazlandı&lt;br /&gt;Bir limondan başka bir limona geçtik&lt;br /&gt;Bir limondan başka bir limona geçtim&lt;br /&gt;Gözlerim süt gibiydi, sayısız gözlerim vardı&lt;br /&gt;İlk defa vardı&lt;br /&gt;Upuzun sürdü, kısacık sürdü&lt;br /&gt;Beni bıraktı&lt;br /&gt;Ayağa kalktı, saçlarını düzeltti&lt;br /&gt;Süt dindi&lt;br /&gt;Ama ben kaldım&lt;br /&gt;Çoraklar, çöller, tuzlu denizler gibi kaldım&lt;br /&gt;O gözlerini dikti bana&lt;br /&gt;- Ben suyun yanması gibi tuzda -&lt;br /&gt;Anlamsız, uzun&lt;br /&gt;Gizli, korunaklı&lt;br /&gt;Yüzüyle itermiş gibi ilk defa gördüğü bir yaratığı&lt;br /&gt;Yıllarca, ama yıllarca&lt;br /&gt;Baktı baktı baktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimseye bir şey söylemedim&lt;br /&gt;Ama bir daha gelmedi&lt;br /&gt;Ne sevgi, ne nefret, ne önceleri bir şey duymadım&lt;br /&gt;Sadece gelsin istedim&lt;br /&gt;Uyanık bekledim&lt;br /&gt;Gelsin istedim&lt;br /&gt;Ama bir daha gelmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladım neden sonra&lt;br /&gt;Anladım kötülük olsun diye geldiğini limonluğa&lt;br /&gt;O bembeyaz dişleriyle yoktu, ben vardım&lt;br /&gt;Üç gündüz daha geçti, ben vardım&lt;br /&gt;On gün daha geçti, sonra ben günleri unuttum&lt;br /&gt;- Unutmak! ben büyüdükçe o benim çocukluğum -&lt;br /&gt;O yoktu&lt;br /&gt;Beni uyardı, beni yalnız bıraktı, anladım&lt;br /&gt;Çocukken vururdu, kanatırdı, ezerdi&lt;br /&gt;Bu kez de&lt;br /&gt;Anladım severekten&lt;br /&gt;Okşayaraktan yapmak istedi aynı şeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üvey annemdi, ben sarışındım&lt;br /&gt;O da sarışındı&lt;br /&gt;Beni uyardı, beni yalnız bıraktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Açık saçık giyinirdi, pek anlamazdım&lt;br /&gt;Dudaklarını ıslak tutardı, pek anlamazdım&lt;br /&gt;Şehvetle aralardı, bembeyaz dişlerini görürdüm&lt;br /&gt;Bembeyaz dişlerini görürdüm&lt;br /&gt;Bembeyaz&lt;br /&gt;Kalçalarını okşayaraktan tutardı.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günden sonradır ki iyi tanıdım ben kanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gece uykudaydı bütün konak&lt;br /&gt;Gizlice bahçeye çıktım&lt;br /&gt;Yaralı bir hayvan gibi sürünerekten&lt;br /&gt;Sokuldum limonluğa usul usul&lt;br /&gt;Döktüm bir şişe gazı ve limonluğu yaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISA BİR NOT:&lt;br /&gt;KONAKTA SON GÜN VE..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yıllarca sonra kadının ölüsünü&lt;br /&gt;Bir bulantı cenazesi gibi kaldırdılar içimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece konağın bütün lambalarını yaktım&lt;br /&gt;Elimde bir içki şişesiyle ben&lt;br /&gt;Sanki bir insan şehrayini vardı da, ben&lt;br /&gt;Gecesiz bir sarışındım&lt;br /&gt;Gecesiz bir sarışındım ve işte&lt;br /&gt;Bütün kapıları açtım kapadım&lt;br /&gt;Kırdım parçaladım elime ne geçtiyse&lt;br /&gt;Biblolar mı olur, yağlıboya tablolar mı, kristal takımlar mı&lt;br /&gt;Elime ne geçtiyse&lt;br /&gt;Açtım pencereleri dışarı attım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durmadan atıyordum, eşyalar bitmiyordu ki hiç&lt;br /&gt;Eşyalar bitmedikçe öfkeyle içiyordum&lt;br /&gt;Ve kinle&lt;br /&gt;İniltiler duyuyordum aşağıdan yukarıdan&lt;br /&gt;Ve bağrışmalar&lt;br /&gt;Ve çığlıklar duyuyordum bir de&lt;br /&gt;Tanıdığım artık ve bildiğim iyice&lt;br /&gt;Acayip hayvan seslerine benzeyen&lt;br /&gt;- Konak ki bir şimşekti de, elle düzeltilmişti sanki bir yağmur öncesinde -&lt;br /&gt;Uşaklar evlatlıklar birbirine giriyordu&lt;br /&gt;Birbirlerinden çıkıyordular&lt;br /&gt;Aralarına karıştım&lt;br /&gt;Boşaldım boşaldım boşaldım&lt;br /&gt;Ve bilirdim, biliyordum, süresiz bir sarışındım&lt;br /&gt;Başkalarını da çağırdım daha sonra&lt;br /&gt;Ve karşıladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oramlakarşıladım, en çok oramla&lt;br /&gt;Kapıda karşıladım, düşümde karşıladım&lt;br /&gt;Bir sürü adamlar geldi,o bir sürü adamla bir sürü kadınlar&lt;br /&gt;Nerde kim varsa işte bir bir geliyordular&lt;br /&gt;Mutsuzlar, umutsuzlar, uyumsuzlar&lt;br /&gt;Ellerinde paketlerle geliyordular - neler yoktu ki -&lt;br /&gt;İçkiler, çiçekler, pastalar&lt;br /&gt;Küçük küçük paketler, büyük büyük kutular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Ah, ne de çok şeyleri vardır da, nasıl&lt;br /&gt;Hep böyle yerinde harcar bu kentsoylular.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giysiler giysiler gene giysiler&lt;br /&gt;Fiyonklar, boncuklar, payetler&lt;br /&gt;Değerli - değersiz, sahici - yalancı&lt;br /&gt;Türlü türlü iğneler, yüzükler ve kolyeler&lt;br /&gt;Önce hep nasılsınızlar, lütfenler, oturmaz mısınızlar&lt;br /&gt;Denenmiş iç geçirmeler, gizliden bakışmalar&lt;br /&gt;Ve yaldızlı cümleler&lt;br /&gt;Bu pazar ne yaptınız? Hangi pavyonda? Sahi mi?&lt;br /&gt;İğreti kahkahalar, ucuzundan gülmeler&lt;br /&gt;Bacak bacak üstüne atmalar, yerlere uzanmalar&lt;br /&gt;Sigaralar içkiler&lt;br /&gt;Sonra gene içkiler, hiç bitmeyen içkiler&lt;br /&gt;Ve dudaklar ve gözler, ince uzun boyunlar&lt;br /&gt;Memeler, kalçalar, kıçlar, falluslar&lt;br /&gt;Ve yavaştan seviciler, ibneler&lt;br /&gt;Poz kesen jigololar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Nasıl da vaktini bilirler her şeyin&lt;br /&gt;Ve vaktinde girişirler herşeye bu kent soylular.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabaha karşı duruldu her şey&lt;br /&gt;Gidenler, gelenler, yeniden gidip gelenler&lt;br /&gt;Duruldu konak&lt;br /&gt;Denizanaları gibi açıldı kapandı&lt;br /&gt;Sızanlar mı dersiniz, uyuyup kalanlar mı&lt;br /&gt;- Elle düzeltilmiş bir yağmur sonrası mı acaba -&lt;br /&gt;Bir ara yağma edildiydibütün kamçılar&lt;br /&gt;Ne kalmışsa kırıp dökmediğim&lt;br /&gt;Fırlatıp atmadığım&lt;br /&gt;Yağma edildiydi gümüş şamdanlar&lt;br /&gt;Saatler, konsollar, sehpalar&lt;br /&gt;Perdeler, avizeler, halılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bilmezsiniz siz, bilemezsiniz&lt;br /&gt;Görseniz nasıl ince&lt;br /&gt;Nasıl da kibardırlar bu kentsoylular.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanadı kanadı kanadı o gece bütün konak&lt;br /&gt;Görkemli bir Kadın kaburgasını andıran konak&lt;br /&gt;Bahçede acı acı bağıran tavuskuşları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kim ne derse desin iyi bilirler kovulmayı da&lt;br /&gt;Azıcık sırıtırlar, azıcık da şakaya filan alırlar&lt;br /&gt;Ve usuldan ve bozmadan hiç durumlarını&lt;br /&gt;Çıkarlar kırıtaraktan dışarı&lt;br /&gt;Yalanla avunurlar, yalanla korunurlar&lt;br /&gt;Bilmezler utanmayı hiç bu kokuşmuş kentsoylular.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaktım konağı da o gece&lt;br /&gt;Bir daha, bir daha yaktım&lt;br /&gt;Yüzlerce, yüzbinlerce yaktım hiç usanmadan&lt;br /&gt;Aklımda bunlar kaldı sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soluksuz sessiz&lt;br /&gt;Gölgesiz devinimsiz&lt;br /&gt;Bir Ruhi Bey olarak Ruhi Beysiz&lt;br /&gt;Kentin içine kadar sokuldum.&lt;br /&gt;Ağzımın içi zehir gibiydi&lt;br /&gt;Tuttum bir sigarayaktım&lt;br /&gt;Kravatımı düzelttim&lt;br /&gt;Ayakkabılarımı sildim&lt;br /&gt;Ve sordum:&lt;br /&gt;- Ben Ruhi Bey nasılım&lt;br /&gt;- Sahi siz nasılsınız Ruhi Bey&lt;br /&gt;- İyiyim iyiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR OTEL KATİBİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamadığım şu&lt;br /&gt;Ben neden bir otel katibiyim&lt;br /&gt;Eskiyim, renksizim, kimsesizim&lt;br /&gt;Yontulmuş kalemlerden, sosisli sandviçlerden iğrenirim&lt;br /&gt;Papazlardan, homoseksüellerden iğrenirim&lt;br /&gt;Kız kurularından ve saldırgan dullardan&lt;br /&gt;Ve yaşlı adamların sararmış dudaklarından&lt;br /&gt;Ve deli saraylılardan, onların aybaşı kokularından&lt;br /&gt;Kendimden kendimden&lt;br /&gt;Ve nedendir ki ben&lt;br /&gt;Sararmış bir sürahide kirli bir su gibi bekletirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerden ne? Pazartesi! İyi bilirim&lt;br /&gt;Ama gün nedir bilmem&lt;br /&gt;Çiylerle çiçeklerle çamlarla doldurulmuş gün&lt;br /&gt;Göğsü bir martı göğsü gibi denizlere değen&lt;br /&gt;Parklarda bahçelerde göz dolduran gün&lt;br /&gt;Bir çocuğun gözlerinden gözyaşı içen&lt;br /&gt;Sesini bir ayin gibi uzaklardan duyduğum&lt;br /&gt;Gün nedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kokular vardı ayrı ayrı, ben unutmuşum&lt;br /&gt;Hepsi şimdi bir otelin kokusu&lt;br /&gt;Kullanılmış çamaşırların ve bavulların kokusu&lt;br /&gt;Ve telefonların ve kapısı açık helaların&lt;br /&gt;Ve hasta soluklarının, tozlu yer halılarının&lt;br /&gt;Sabahlara kadar yanan ampullerin kızgın&lt;br /&gt;Birbirine karışmış, değişmeyen kokusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhunda kasvetin suyunu buldu&lt;br /&gt;Kimdir&lt;br /&gt;Olsa olsa bir otel katibidir&lt;br /&gt;Bir otel katibi her yerde bir otel katibidir&lt;br /&gt;Gözlüklü ve tedirgindir&lt;br /&gt;Hiç yıkanmamış gibidir, parmakları sarıdır&lt;br /&gt;Ön dişleri çürüktür, avuçları terlidir&lt;br /&gt;Yıllar var ki bir kumaş düşler kendine&lt;br /&gt;Ve bu yüzden olacak sanki biraz terzidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorarım - ki otel katipleri sorar - bir terlik nedir&lt;br /&gt;Terliğin yenisi yoktur&lt;br /&gt;Geçmişi yoktur, geleceği yoktur&lt;br /&gt;Yeri ve kimliği zaten yoktur&lt;br /&gt;Bir terlik bir terliktir o kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilirim kötünün kötüsü bir oteldir burası&lt;br /&gt;Odalarında hamam böcekleri, sinekler&lt;br /&gt;Pis yataklar, lekeler, sararmış çatlak lavabolar&lt;br /&gt;Peki bir insan nedir&lt;br /&gt;Sorarım - ki otel katipleri sorar -&lt;br /&gt;Bir gün gittikçe ufalıyordum&lt;br /&gt;Düş müydü, gerçek miydi, iyi bilemem&lt;br /&gt;Oturmuş bir küvete kuruyup kayboluyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkıcılar, sokak çalgıcıları gelir en çok&lt;br /&gt;Sokak kadınları, serseriler&lt;br /&gt;Evet, ara sıra Ruhi Bey de gelir&lt;br /&gt;Kan renginde gelir, yolunu şaşırmış bir böcek gibi gelir&lt;br /&gt;Sapından eğilmiş bir gelinciğin öğle uykusu gibi&lt;br /&gt;Çocuksu hafif&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam bizim otelliktir&lt;br /&gt;Sanırım elbisesiyle yatar, ayakkabılarıyla&lt;br /&gt;Sabah olunca erkenden kalkar&lt;br /&gt;Ve kalkar kalkmaz başlar içmeye, doğrusu pek anlayamam&lt;br /&gt;Uçak saatlerini sorar, lüks lokantaları sorar bir de&lt;br /&gt;Pek anlayamam&lt;br /&gt;Şu var ki, kendiyle eğlenir gibi sorar&lt;br /&gt;Elinde vapur tarifeleri, kataloglar&lt;br /&gt;At yarışı listeleri&lt;br /&gt;Yanaşır pencereye, ışığa tutar birer birer hepsini&lt;br /&gt;- Otel her zaman loştur -&lt;br /&gt;Bakar bakar bakar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nemli bir havlunun yere bırakılışı gibi&lt;br /&gt;Çöker bir iskemleye sonra&lt;br /&gt;- Çoğu zaman böyle yapar -&lt;br /&gt;Sokağa bakar aralıksız&lt;br /&gt;Öyle bakar ki, sokakta bir şeyler olmuş sanırsınız&lt;br /&gt;Sanki bir cinayet işlenmiş, biri parasını çarptırmış&lt;br /&gt;Ya da terkedilmiş bir kadın yakalamış kocasını&lt;br /&gt;Bağırıp çağırıyordur gebe karnını göstererek&lt;br /&gt;Nerdeyse&lt;br /&gt;Hani nerdeyse polisler gelecek&lt;br /&gt;Nerdeyse&lt;br /&gt;Hani nerdeyse polisler gelecek&lt;br /&gt;- Gerçi her türlü olaya tanığızdır bu sokakta -&lt;br /&gt;Oysa işte Ruhi Bey&lt;br /&gt;Görerek bakmıyordur ki bir şeyler anlasanız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçer bardağındaki son yudumu da&lt;br /&gt;Topundan boşalan bir kurdele gibi&lt;br /&gt;Sarı bir kurdele gibi&lt;br /&gt;Çekip gider az sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR OLAY: RUHİ BEY VE GÜLCÜNÜN ÖLÜMÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kara parçası sanır insan&lt;br /&gt;Düştü mü başı derde&lt;br /&gt;Kendini açık denizlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir kıyı bile değil&lt;br /&gt;Bir ufuk çizgisi bile değil&lt;br /&gt;Yalnızca ölü&lt;br /&gt;Sabaha doğru yağan karın altında&lt;br /&gt;Kıvrılmış kalmış&lt;br /&gt;Besbelli tutunmak istemiş boşluğa&lt;br /&gt;Kolları havada&lt;br /&gt;Sıkmış avuçlarıyla bir demet gülü&lt;br /&gt;Yayılmış gövdesine bir gülümseme&lt;br /&gt;Ve çevresine&lt;br /&gt;Taş binalara, karanlık pencerelere&lt;br /&gt;Kefeni kardan ve gülden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis arabası kapıya geldiği zaman&lt;br /&gt;Giyimevlerini, mezecileri, postaneyi geçerek geldiği zaman&lt;br /&gt;Arka sokaklardaki birkaç kiliseyi&lt;br /&gt;Cenaze levazımatçılarını ve&lt;br /&gt;Bin dokuz yüz yirmi sekiz modasına göre giyinmiş bir kadının bir anlık ölüsünü&lt;br /&gt;Geçerek geldiği zaman&lt;br /&gt;Bir kamyon et boşaltıyorken bir kasap dükkanının önünde, tam o zaman&lt;br /&gt;Yüzü sabunlu bir otel müşterisinin elinde traş makinesiyle&lt;br /&gt;Pencereden sarktığı zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis arabasını görmeden önce&lt;br /&gt;Her yanı aynalarla çevrili bir meyhanedeydim&lt;br /&gt;Sırçaları dökülmüş aynalarla&lt;br /&gt;Parça parça görüyordum kendimi&lt;br /&gt;Dışarda kar vardı, kirli kar&lt;br /&gt;Isınmak için konyak içiyordum&lt;br /&gt;- Isınmak için mi dedim, tuhaf -&lt;br /&gt;Dışarda kar vardı&lt;br /&gt;Saat dokuzu on geçiyordu, Balıkpazarı'nın her günkü sabahı&lt;br /&gt;Yıllardır hep aynı sabah&lt;br /&gt;İri bir kayabalığının içbükey karnı&lt;br /&gt;Ve binlerce, on binlerce kedinin hep birden&lt;br /&gt;Kente hiç uymayan bir yaratık gibi kımıldandığı&lt;br /&gt;O sabah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis arabası kapıya geldiği zaman&lt;br /&gt;Aynalıpasaj'ın düğmecileri, gömlekçileri&lt;br /&gt;Yüzükçüleri, bilezikçileri, tuhafiyecileri&lt;br /&gt;Dükkanlarını açık unuttukları zaman&lt;br /&gt;Ve dükkanların üstündeki heykelciklerin&lt;br /&gt;Bir yas törenine hazırlanır gibi&lt;br /&gt;Anlatımlarını değiştirdikleri zaman&lt;br /&gt;Balıkçıların balıkların karşısında en iyi durdukları zaman&lt;br /&gt;Ayakta çay içtikleri zaman&lt;br /&gt;Mermer masaların altından yorgun gövdeleriyle&lt;br /&gt;Çıktıkları zaman serserilerin&lt;br /&gt;Ve Pasaj temizlenmeye ve karlar kürenmeye başladığı zaman&lt;br /&gt;Masmavi iki yengeç gibi bakmaya başladığı zaman gözleri garson Vasil'in&lt;br /&gt;Tam o zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis arabası kapıya geldiği zaman&lt;br /&gt;Üç kişi siyah bir otomobilden indiler&lt;br /&gt;Üçü de sivildi, ellerinde çantaları vardı&lt;br /&gt;Ben meyhanenin penceresindeyim&lt;br /&gt;İçerde ve kar içindeydim&lt;br /&gt;Bir demet gül içindeydim&lt;br /&gt;Güle gömülüydüm&lt;br /&gt;Kana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis arabası gittiği zaman&lt;br /&gt;Demir kapının yanında ölü&lt;br /&gt;Gökyüzünü dönemecinin altında&lt;br /&gt;Ve yerde bırakmamak ister gibi sözünü&lt;br /&gt;Elinde bir demet gülle&lt;br /&gt;"Gül, gül!" diye acı bir bağırtıyı uzattığı güllerle&lt;br /&gt;Ipıslak saçlarıyla buzdan yatağına uzanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(O zaman ıhlamur ağaçları kardan görünmezdi. Gözlerim azalırdı,&lt;br /&gt;gizlenirdim. Babam koyu kahverengi çizmeleriyle karları ezer ezer&lt;br /&gt;ezerdi çakıltaşlarının ayaklarının altında oynaştıklarını duyuncaya&lt;br /&gt;kadar. Annem çatı katının yanındaki sivri kuleden gözlerini ayırmazdı,&lt;br /&gt;yeter ki gök kanasındı beyaz beyaz ve kocaman bir alabalığın karnı.&lt;br /&gt;Uşaklar bir köşeye sinerlerdi, hiç konuşmazlardı, bir kristal sürahi&lt;br /&gt;rüzgardan ürperir titrerdi. İniltiye benzeyen bir ses yayılırdı.&lt;br /&gt;Karanlığa yapışırdım, bir kapı karanlığına, bir duvar karanlığına, bir&lt;br /&gt;yokoluş karanlığına. Ölüm çok uzaklardaydı, o zaman çok uzaklardaydı&lt;br /&gt;ölüm.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sordu&lt;br /&gt;Karla kaplı kirli bir cümle&lt;br /&gt;Başında kimler vardı?&lt;br /&gt;Bir, emekli postacı Hüseyin&lt;br /&gt;- Çok adres bildiği için adı pezevenge çıkan -&lt;br /&gt;İki, cenaze kaldırıcısı Adem&lt;br /&gt;- Çıplak kafalı, ön dişleri çürümüş -&lt;br /&gt;Üç, akordeoncu kadın&lt;br /&gt;- Hemen hemen hiç konuşmayan, saçları oksijele sarartılmış, Bizanslı bir&lt;br /&gt;kehribar taciri gibi şişman, yaşlı ve kızoğlankız -&lt;br /&gt;Ve sonra ötekiler&lt;br /&gt;Üç Horan Kilisesinin kapıcısı&lt;br /&gt;Çingene çalgıcılar, bademciler&lt;br /&gt;Lotaryacılar&lt;br /&gt;Bir iki garson&lt;br /&gt;En geride&lt;br /&gt;Çengelli iğne satan bir kız çocuğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve onu kaldırdılar, ben gördüm&lt;br /&gt;İkinci konyağımı içtim bitirdim&lt;br /&gt;Demir Kapıdan çıkardılar ve gördüm&lt;br /&gt;Morg arabasına koydular&lt;br /&gt;Kapısını ittiler, kapı kapandı&lt;br /&gt;Taraklar, istiridyeler açıldı kapandı&lt;br /&gt;Çiçekler titreştiler&lt;br /&gt;Bir balıkçı balık doğradı ve tarttı&lt;br /&gt;Pencereden çekildim.&lt;br /&gt;Günlerdir ilk olarak güldüm, gülümsedim&lt;br /&gt;Yıllardır ilk olarak&lt;br /&gt;Sanki ilk gözyaşının tarihini buldum, üstünü çizdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sordu gene&lt;br /&gt;Ölümle kaplı o kirli cümle:&lt;br /&gt;Siz Ruhi Bey nasılsınız&lt;br /&gt;Ben Ruhi Bey nasılım&lt;br /&gt;Anladım anladım&lt;br /&gt;Ve şimdi iyi biliyorum artık nereye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CENAZE KALDIRICISI ADEM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ölü nedir ki bir ölüm nedir&lt;br /&gt;Acıyla kirlenmektir, acıya sevinmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz bilirsiniz, isterseniz biraz gecikiriz&lt;br /&gt;Gelmesine geliriz, birazcık gecikiriz&lt;br /&gt;Ne kadar gecikirsek o kadar iyiyiz&lt;br /&gt;Ben o kadar iyiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar hamaldım, çelenk taşırdım&lt;br /&gt;En güzel çiçekleri ben sırtımda taşırdım&lt;br /&gt;Caddelerden geçerdim, büyük vitrinlerin önünden&lt;br /&gt;Serlerden bahçelerden güne damlardım&lt;br /&gt;Renklere karışırdım, kentin ışıklarına&lt;br /&gt;İçinden soyulan bir portakal gibi&lt;br /&gt;Kendi içdenizlerimi öper okşardım&lt;br /&gt;Süslenmiş gibi olurdum&lt;br /&gt;Kokular içinde kalırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir gün çağırdılar&lt;br /&gt;Sonra bir gün beni gene çağırdılar&lt;br /&gt;Artık hep çağırdılar, dört kişi olduk&lt;br /&gt;Dört kişi gerekliydi, dört kişi olduk&lt;br /&gt;Ölüleri gördük, ölüler koltuktaydılar&lt;br /&gt;Ölüleri gördük ölüler yatakta&lt;br /&gt;Ölüler giyinik, ölüler çıplak&lt;br /&gt;İşte biz dört kişi buna alıştık&lt;br /&gt;Bizi alıştırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omuzlarım kesik kesiktir, nasırlıdır&lt;br /&gt;Her zaman bir ölü vardır omuzlarımda&lt;br /&gt;O kadar ölü vardır ki her yanımda benim&lt;br /&gt;- Ölüler içindeyim! ölüler içindeyim! -&lt;br /&gt;Örneğin bir bardak su içsem bir ölü kayar şuramdan&lt;br /&gt;Su içmeyen bir balık gibi kayar&lt;br /&gt;Ölülere takılmış bir uçurtma gibiyim&lt;br /&gt;Biraz öyleyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve otel müşterileri, onlar&lt;br /&gt;En inandırıcı ölülerimdir benim&lt;br /&gt;Her biri biri ölümü her gün yeniden yaşar&lt;br /&gt;Camlara yapıştırılmış yüzler gibi&lt;br /&gt;- Unutmak utanmaktır, siz bilirsiniz -&lt;br /&gt;Hüzünsüz, anlatımsız, soğuk&lt;br /&gt;Akşamüstü rengidedirler ve yorgundurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz daha iyi bilirsiniz, Hıristiyanları soyarlar&lt;br /&gt;Ölüleri çıplaktır onların&lt;br /&gt;Ne yalan söyleyeyim görünce huylanırım&lt;br /&gt;Yeni ölmüş genç kızlar yeni doğmuş çocuklara benzerler&lt;br /&gt;Görünce huylanırım&lt;br /&gt;Bunu karıma da anlatırım, su dökünürüm&lt;br /&gt;Adım mı, Ademdir, iyi adamımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karıma anlatırım ya, size de anlatırım&lt;br /&gt;Bir gün bir ölü kaldırdık, Aşkenazlardan&lt;br /&gt;Heni şu Leh Yahudilerinden işte&lt;br /&gt;Gözleri o kadar mavi olan, mavi bir suda yüzer gibi gövdesi&lt;br /&gt;Saçları tütün rengnde&lt;br /&gt;Her neyse, uzatmayalım, bir de baktık ki ölünün arka cebinde&lt;br /&gt;Dolarlar, marklar, sterlinler&lt;br /&gt;Önce paylaşmayı düşündük, yalan söylemeyeyim&lt;br /&gt;Götürüp geri verdik az sonra&lt;br /&gt;Götürüp geri verdik, yüz lira aldık&lt;br /&gt;Hepsi hepsi yüz lira&lt;br /&gt;Bir gün bir ölüye asılı iki torba&lt;br /&gt;Torbalar kalçalara inmiş, askılar omuzlarda&lt;br /&gt;İçleri altın dolu&lt;br /&gt;Ölüyse bir okcakarı, Ermeni&lt;br /&gt;Çoluk çocuğu&lt;br /&gt;Elbette geri verdik altınları da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve genç bir kız ölüsünden ametist bir kolye çıkardım&lt;br /&gt;Doğrusu sakladım onu gizlice&lt;br /&gt;Karımdan bile sakladım, karımdan&lt;br /&gt;Niye mi sakladım, uğurdur diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir karım, iki çocuğum, dört kişiyiz&lt;br /&gt;Kimseler bizimle konuşmaz&lt;br /&gt;Mahallede kahveye çıkmam, anlarsınız&lt;br /&gt;Giderek alıştım içkiye de&lt;br /&gt;Demin de söyledim ya, iyi adamımdır&lt;br /&gt;Benden kötülük gelmez&lt;br /&gt;İnanır mısınız, bir gün gene bir ölüyü kaldıracağız&lt;br /&gt;Tam kaldıracağız, birden farkına vardım&lt;br /&gt;Adam düpedüz yaşıyor&lt;br /&gt;Oysa raporlar filan tamam&lt;br /&gt;Buzluğa girdi mi o anda işi bitik&lt;br /&gt;Başında mirasçılar yas giysileri içinde&lt;br /&gt;Dedim ya, birsden farkına vardım&lt;br /&gt;Evet, o gün bugündür yaşıyor&lt;br /&gt;Cihangir'de oturur, zengindir&lt;br /&gt;Bir iki kez evine de uğradım&lt;br /&gt;Beni pek sevmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne de olsa herkes biraz ölüdür&lt;br /&gt;Otel müşterileri en önde gelir&lt;br /&gt;Kendileri soyar kendilerini kendileri giydirir&lt;br /&gt;Büyük kentlerin büyük tabutlarıdır oteller&lt;br /&gt;Nedense işte onlar gökyüzüne gömülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah on birde bitirdim işimi&lt;br /&gt;Gidip uyuyacağım&lt;br /&gt;Belki de&lt;br /&gt;Ya karımla ya da&lt;br /&gt;Bir başka ölüyle yatacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ACABA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönelim&lt;br /&gt;Döndürsün bizi&lt;br /&gt;Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi&lt;br /&gt;Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan&lt;br /&gt;Ve akılda kalan bir yokuştan&lt;br /&gt;Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından&lt;br /&gt;Ve çocukluktan&lt;br /&gt;Dönelim&lt;br /&gt;Dönelim mi biz&lt;br /&gt;Gençlikten, oralardan&lt;br /&gt;Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan&lt;br /&gt;Dönelim mi acıya&lt;br /&gt;Acıya, büyük acıya&lt;br /&gt;Ve soralım mı acaba&lt;br /&gt;Ey büyük yalnızlık! insansan eğer&lt;br /&gt;Bir kaya&lt;br /&gt;Dalgalar yalarken onu&lt;br /&gt;O bakarken kaskatı kalabalıklara&lt;br /&gt;Ah, kalbin bulut bulut akan sesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütünüyle bir semte benziyor Ruhi Bey&lt;br /&gt;Binlerce, on binlerce kedinin hep birden kımıldadığı&lt;br /&gt;Kedilerden örülmüş birsemte&lt;br /&gt;Ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi&lt;br /&gt;Soğuk ve ayakta tutan çelişkileri&lt;br /&gt;Bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan&lt;br /&gt;Her şeyin, ama herşeyin çok dıştan farkedildiği&lt;br /&gt;Eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği&lt;br /&gt;Belki de genç bir şairden ödünç laınan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüyor mu, yüremeyi mi düşünüyor Ruhi Bey&lt;br /&gt;Düşünmesi daha mı sonra koyuluyor yola&lt;br /&gt;Nereye gidecek ama, nereye varacak sanki&lt;br /&gt;Yoksa bir oyun tadı mı buluyor bunda&lt;br /&gt;Oyundan atılmaktan korkmayan bir oyuncu gibi&lt;br /&gt;Boşvermiş de sanki oyunun kurallarına&lt;br /&gt;Üstelik son bölümde, perdenin kapanmasına&lt;br /&gt;Azıcık vakit kalmış&lt;br /&gt;Ya da vakit var daha. Ama ne çıkar&lt;br /&gt;Gövdenin yazgıya başkaldırması mı&lt;br /&gt;Ruhi Beyin&lt;br /&gt;Başkaldırması mı yoksa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı&lt;br /&gt;Vaktinde anlamanın sevinci mi&lt;br /&gt;Ya da biraz geç kalmanın&lt;br /&gt;O gereksiz tedirginliği mi&lt;br /&gt;Hangisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama belli ki sonundayız her şeyin&lt;br /&gt;En sonunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜŞLÜYOR ÖLÜMÜNÜ RUHİ BEY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye ölmemeli öyleyse&lt;br /&gt;Yaşamak mutlu bir devinimse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüsünü bekliyor Ruhi Bey&lt;br /&gt;Bir yanda Ruhi Bey bir yanda ölü&lt;br /&gt;Ve görmemek ister gibi ölüyü&lt;br /&gt;Oturmuş bir iskemleye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ki bir ölüyü beklemekle geçirdim geceyi&lt;br /&gt;Bir ölüyü ve ölünün bütün inceliklerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Getirdiler beni sayrılar evine bir sabah&lt;br /&gt;Asansörle yukarı çıkardılar&lt;br /&gt;Tertemiz bir yatağa yatırdılar - ben böyle istedim böyle oldu -&lt;br /&gt;Oda numaran 283'dü aklımda doğru kaldıysa&lt;br /&gt;Pencereden tepeler görünüyordu, bulutlar ve birtakım kuşlarla devinen tepeler&lt;br /&gt;Yakınımdan geçiyordu bazı kuşlar da&lt;br /&gt;Beyaz bir saat asılıydı duvarda. Duvarın her yerinden&lt;br /&gt;Bembeyaz saatler asılıydı&lt;br /&gt;Ve her şey o kadar beyazdı ki, ayrıntılar&lt;br /&gt;Yılların eklem yerlerini gösteriyordu sanki&lt;br /&gt;Ve bütün eklem yerlerinde koskocaman bir ölü&lt;br /&gt;Ruhi Beyin ölüsü&lt;br /&gt;Hepsi de ur gibi beni&lt;br /&gt;Sarmıştı ur gibi Ruhi Beyi&lt;br /&gt;O gün sigara içtim akşama kadar&lt;br /&gt;- İkinci gün aldılar sigaramı -&lt;br /&gt;Ve saatler biraz sarardı&lt;br /&gt;Sarardı bütün ayrıntılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve otuz sekizin altına düşmedi ateşim&lt;br /&gt;Yataktan kalkamadım&lt;br /&gt;O gece uyuyamadım sabaha kadar&lt;br /&gt;Koridorlarda ayak sesleri, bağrışmalar&lt;br /&gt;Kapı gıcırtıları ve acayip sesler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmem böylece kaça çıktı beklediğim ölüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü gün kan şişeleri, tüpler, serumlar&lt;br /&gt;Doktorlar, hastabakıcılar&lt;br /&gt;Aralıksız girip çıkmalar&lt;br /&gt;Gidip gelmeler&lt;br /&gt;Tepelerden pencereye akan kuşlar&lt;br /&gt;Pencereye sıvanan kuşlar&lt;br /&gt;Ve benim mutluluğumun altında&lt;br /&gt;Kararıp yitti bütün ayrıntılar&lt;br /&gt;Bir daha görünmedi&lt;br /&gt;Ve artık hiç görünmeyen&lt;br /&gt;Şişeler, tüpler, serumlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve o gün ilk defa ölüsünü gördü Ruhi Bey&lt;br /&gt;Soğumuşgövdesini gördü&lt;br /&gt;Donuk gözlerini, durmuş kalbini&lt;br /&gt;Gördü neye benzerse bir ölü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ben Ruhi Bey nasılım&lt;br /&gt;- Mutlusunuz Ruhi Bey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın gazetelerde çıkacak ilanlarım&lt;br /&gt;Ruhi Bey öldü&lt;br /&gt;Bu ölüm töreninde mutlaka bulunacağım&lt;br /&gt;Bir daha görmek için ölümü&lt;br /&gt;Çelenkler yığılacak avluya&lt;br /&gt;Ki benim sayısız ölülerime&lt;br /&gt;Yaldızlı yapraklarını kıpırdatarak bakacaklar&lt;br /&gt;Sevgiyle&lt;br /&gt;Ve babam elinde gümüş kırbacıyla&lt;br /&gt;Bir başına bir ölü&lt;br /&gt;Annem bir limon görüntüsünün önünde giyinmiş ölümlüğünü&lt;br /&gt;Ölüler halinde duracak onlar da&lt;br /&gt;Dışımdaki ölüler, içimdeki ölüler&lt;br /&gt;Bir alaşım halinde, donuk güneşin altında&lt;br /&gt;Ve benim mutluluğumun altında&lt;br /&gt;Akıp gidecek bütün kötülükler&lt;br /&gt;Ölümün armaları gibi&lt;br /&gt;Akıp gidecekler en sonunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye ölmemeli öyleyse&lt;br /&gt;Yaşamak mutlu bir devinimse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Çiçek sergicisi, meyhane garsonu, meyhane patronu, kürk tamircisi Yorgo,&lt;br /&gt;Hayrünnisa, genelev kadını, otel katibi, cenaze kaldırıcısı Adem, akordeoncu&lt;br /&gt;kadın, emekli postacı, vb.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çelenklerimizle geldik, yoktunuz&lt;br /&gt;Ara sokaklarda, pasajlarda aradık, yoktunuz&lt;br /&gt;Meyhanelere baktık, otellere sorduk, yoktunuz&lt;br /&gt;Nerdesiniz, Ruhi Bey?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUHİ BEY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar bekledim ki, geliyorum&lt;br /&gt;Ölümümü bekledim, geliyorum&lt;br /&gt;Bir ölüyü ve ölünün bütün inceliklerini&lt;br /&gt;Bekledim geliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Ruhi Bey, mutlu olan Ruhi Bey&lt;br /&gt;Ölümü gömdüm, geliyorum&lt;br /&gt;Bir sonbahar günüydü, geliyorum&lt;br /&gt;Güneşler buz gibiydi, geliyorum&lt;br /&gt;Ve bütün kötülükler&lt;br /&gt;Ölümün armaları gibiydi&lt;br /&gt;Size anlatırım, geliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsini, hepsini gömdüm, geliyorum&lt;br /&gt;Havuzun kırık taşlarını - siz bilmezsiniz -&lt;br /&gt;Limonluğu ve kırmızı konağı - siz bilmezsiniz -&lt;br /&gt;Aynalarda kendini seven Ruhi Beyi - siz bilmezsiniz -&lt;br /&gt;Ve bildiğiniz Ruhi Beyi -ya da pek bilmediğiniz -&lt;br /&gt;Gömdüm ben, geliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi biliriz sizi biz, iyi biliriz&lt;br /&gt;Nerdesiniz Ruhi Bey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUHİ BEY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gömdüm hepsini, geliyorum&lt;br /&gt;Bütün ölülerimi gömdüm, geliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya sonuç, Ruhi Bey, ya sonuç&lt;br /&gt;Biz sizi tanımaz mıyız&lt;br /&gt;Siz ne yaparsınız bundan sonra, biz ne yaparız&lt;br /&gt;Bir bütünün parçalarıyız, bir bütünün parçalarıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUHİ BEY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç mu dediniz, ne dediniz, ne dediniz&lt;br /&gt;Sonuç hiç gömülür mü, geliyorum&lt;br /&gt;Ben yalnız ölülerimi gömdüm, geliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrusu anlamıyoruz Ruhi Bey&lt;br /&gt;Her insan biraz ölüdür&lt;br /&gt;Biz ki bir bütünün parçalarıyız, biliriz&lt;br /&gt;Her insan biraz ölüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUHİ BEY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan yaşıyorken özgürdür&lt;br /&gt;Yaklaştım iyice, geliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insan biraz ölüdür&lt;br /&gt;Biz de biraz ölüyüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUHİ BEY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüler ki bir gün gömülür&lt;br /&gt;İçimizdeki ölüler, dışımızdaki ölüler&lt;br /&gt;İnsan yaşıyorken özgürdür&lt;br /&gt;İnsan&lt;br /&gt;yaşıyorken&lt;br /&gt;özgürdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edip Cansever / Ben Ruhi Bey Nasılım. (1976)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-326838490980506435?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/326838490980506435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=326838490980506435&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/326838490980506435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/326838490980506435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/08/edip-cansever-ben-ruhi-bey-naslm.html' title='Edip Cansever / Ben Ruhi Bey Nasılım'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5162611615471339640</id><published>2011-08-04T16:06:00.003+02:00</published><updated>2011-08-04T23:38:37.746+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>Son Şeyler Ülkesinde</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-wn_iraAxLv4/TjsRWIXr7mI/AAAAAAAACzI/Jm2Z_eGDxSM/s1600/paul-auster.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 396px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-wn_iraAxLv4/TjsRWIXr7mI/AAAAAAAACzI/Jm2Z_eGDxSM/s400/paul-auster.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5637118430485933666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevrede görülen her şey insanı yaralayabiliyor, insanı küçültebiliyor. Bir şeyi görmekle, yalnızca görmekle, bir parçanı kaybediyorsun sanki. Çoğu kez, bakmanın tehlikeli olabileceğini seziyor, gözlerini kaçırmak, hatta sımsıkı yummak eğilimini gösteriyorsun. O yüzden de şaşkınlığa kapılmak, baktığın şeyi gerçekten görüp görmediğini kestirememek ya da gördüğünü başka bir şeyle karıştırmak, ya da daha önce gördüğün -hatta düşlediğin- bir şeyi anımsadığını sanarak bocalamak çok kolay. Bu işin ne kadar karmaşık olduğunu anlayabilir misin? Herhangi bir şeye bakıp, “Ben şuna bakıyorum,” demek yetmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözünün önünde duran şey bir kalem ya da bir parça ekmek kabuğuysa bu olabilir belki. Ama ölü bir çocuğa, başı ezilmiş ve kana bulanmış olan, sokakta çırılçıplak yatan küçük bir kıza baktığını fark edince ne yapacaksın? O zaman ne diyeceksin? Hiç kemküm etmeden, dümdüz bir sesle, “Ölü bir çocuğa bakıyorum,” diyebilmek kolay değil. Beyin sözcükleri biçimlendirmemekte diretiyor. Yapamıyorsun nedense. Çünkü gözünün önündeki şey kolayca içinden sıyrılabileceğin, kendinden ayrı tutabileceğin bir şey değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralanmak dediğim zaman bunu anlatmak istemiştim. Bakıp geçemiyorsun, çünkü gördüklerin -nedense- senin bir parçan, içinde gelişen öykünün bir bölümü oluyor. Hiçbir şeyden etkilenmeyecek kadar katılaşmak iyi olurdu herhalde. Ancak o zaman da insanlardan büsbütün kopar ve öyle bir yalnızlığa kapılırsın ki hayat katlanılmaz duruma gelir. Bunu yapmayı başaranlar, kendilerini birer canavar haline sokacak gücü kendinde bulanlar da var. Ama sayılarının ne kadar az olduğunu bilsen şaşarsın. Ya da şöyle diyeyim: Hepimiz canavarlaştık, ama yüreğinde bir zamanlar yaşadığı hayatın bir kırıntısını taşımayanımız yok gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paul Auster – Son Şeyler Ülkesinde&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5162611615471339640?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5162611615471339640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5162611615471339640&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5162611615471339640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5162611615471339640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/08/son-seyler-ulkesinde.html' title='Son Şeyler Ülkesinde'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-wn_iraAxLv4/TjsRWIXr7mI/AAAAAAAACzI/Jm2Z_eGDxSM/s72-c/paul-auster.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5221470515022728708</id><published>2011-08-03T09:32:00.003+02:00</published><updated>2011-08-04T23:39:32.398+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SİNEMA-FESTİVAL FİLMLERİ'/><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-o1iDx5SrYEc/TjsRjtXd53I/AAAAAAAACzQ/pe6g1y_krgk/s1600/1236612675_oscars-benjamin-button1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 224px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-o1iDx5SrYEc/TjsRjtXd53I/AAAAAAAACzQ/pe6g1y_krgk/s400/1236612675_oscars-benjamin-button1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5637118663755425650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne olursa olsun, kendin olmak için asla geç değildir. &lt;br /&gt;Ya da benim durumumda asla erken değildir. &lt;br /&gt;Bunun zamanı yoktur, istediğin zaman başlayabilirsin. &lt;br /&gt;Değişebilir ya da aynı kalabilirsin. &lt;br /&gt;Bu işin bir kuralı yoktur. &lt;br /&gt;Hayatımızı iyi ya da kötü yaşayabiliriz. &lt;br /&gt;Umarım seninki mükemmel olur. &lt;br /&gt;Umarım seni şaşırtacak şeyler yaşarsın. &lt;br /&gt;Umarım daha önce hiç hissetmediğin duygular yaşarsın. &lt;br /&gt;Umarım hayata başka bir pencereden bakan insanlarla tanışırsın. &lt;br /&gt;Umarım gurur duyduğun bir hayat yaşarsın. &lt;br /&gt;Ve eğer yaşamadığını düşünürsen, umarım içinde herşeye yeniden başlayacak gücü bulursun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Benjamin Button&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5221470515022728708?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5221470515022728708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5221470515022728708&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5221470515022728708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5221470515022728708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/08/blog-post.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-o1iDx5SrYEc/TjsRjtXd53I/AAAAAAAACzQ/pe6g1y_krgk/s72-c/1236612675_oscars-benjamin-button1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-2463293992523071181</id><published>2011-07-25T16:08:00.000+02:00</published><updated>2011-07-25T16:08:31.128+02:00</updated><title type='text'>Amy Winehouse - Back To Black</title><content type='html'>Bir peri daha kayip gitti bu Dünya'dan...&lt;br /&gt;Güle güle Amy... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="480" height="295" src="http://www.youtube.com/embed/TJAfLE39ZZ8?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-2463293992523071181?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/2463293992523071181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=2463293992523071181&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2463293992523071181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2463293992523071181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/07/amy-winehouse-back-to-black.html' title='Amy Winehouse - Back To Black'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/TJAfLE39ZZ8/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-969461584068961412</id><published>2011-07-17T23:36:00.000+02:00</published><updated>2011-07-17T23:36:08.829+02:00</updated><title type='text'>Tuba Duran Photography</title><content type='html'>&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/j5v-ki5dnnY?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Video'yu hazırlayan Kemal AKAY'a teşekkürlerimle..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-969461584068961412?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/969461584068961412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=969461584068961412&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/969461584068961412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/969461584068961412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/07/tuba-duran-photography.html' title='Tuba Duran Photography'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/j5v-ki5dnnY/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8347217018018991157</id><published>2011-07-16T06:46:00.001+02:00</published><updated>2011-07-16T06:48:00.515+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SİNEMA-FESTİVAL FİLMLERİ'/><title type='text'>Validation by Kurt Kuenne</title><content type='html'>Kurt Kuenne imzalı leziz bir kısa film..&lt;br /&gt;Gülümseyin ve hayatın akışı değişsin!&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/44ZjgZE_YxA?fs=1" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8347217018018991157?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8347217018018991157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8347217018018991157&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8347217018018991157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8347217018018991157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/07/validation-by-kurt-kuenne.html' title='Validation by Kurt Kuenne'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/44ZjgZE_YxA/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5428980220275221955</id><published>2011-07-04T15:04:00.000+02:00</published><updated>2011-07-04T15:04:15.218+02:00</updated><title type='text'>Paul Anka - Diana (1957)</title><content type='html'>&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/fuTbB-d12A0?fs=1" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5428980220275221955?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5428980220275221955/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5428980220275221955&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5428980220275221955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5428980220275221955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/07/paul-anka-diana-1957.html' title='Paul Anka - Diana (1957)'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/fuTbB-d12A0/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5458716713190892536</id><published>2011-07-04T14:54:00.001+02:00</published><updated>2011-07-04T14:55:06.528+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜZİK'/><title type='text'>"Bana bu dünya'da en çok neyi sevdiğimi sorarlarsa, onlara seni söyleyeceğim." City of Angels</title><content type='html'>&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/HZBUb0ElnNY?fs=1" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5458716713190892536?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5458716713190892536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5458716713190892536&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5458716713190892536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5458716713190892536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/07/bana-bu-dunyada-en-cok-neyi-sevdigimi.html' title='&quot;Bana bu dünya&apos;da en çok neyi sevdiğimi sorarlarsa, onlara seni söyleyeceğim.&quot; City of Angels'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/HZBUb0ElnNY/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-7087922713396884216</id><published>2011-07-04T11:04:00.001+02:00</published><updated>2011-07-04T11:04:26.289+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; "&gt;‎-Düşünüyorum Olric.&lt;br /&gt;-Düşünmeyin efendimiz.&lt;br /&gt;-Neden? Descartes düşündükçe var olmuyor mu?&lt;br /&gt;-O düşündükçe var olur, siz yok olursunuz efendimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutunamayanlar / Oğuz Atay&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-7087922713396884216?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/7087922713396884216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=7087922713396884216&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7087922713396884216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7087922713396884216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/07/dusunuyorum-olric.html' title=''/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-2858785211314932566</id><published>2011-07-01T15:25:00.000+02:00</published><updated>2011-07-01T15:25:04.044+02:00</updated><title type='text'>Le vent l'emportera  Tout disparaîtra  Le vent nous portera</title><content type='html'>"İnsanlar ne kadar zeki olursa olsun, sevdiği kişinin bir sözüne kanacak kadar aptaldır."&lt;br /&gt;Jean Christophe Grange&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="480" height="295" src="http://www.youtube.com/embed/NrgcRvBJYBE?fs=1" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-2858785211314932566?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/2858785211314932566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=2858785211314932566&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2858785211314932566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2858785211314932566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/07/le-vent-lemportera-tout-disparaitra-le.html' title='Le vent l&apos;emportera  Tout disparaîtra  Le vent nous portera'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/NrgcRvBJYBE/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-1609549873479758604</id><published>2011-07-01T13:36:00.000+02:00</published><updated>2011-07-01T13:37:29.658+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'></title><content type='html'>‎"Bir katilin, bir hırsızın başbakan olduğu bir Cumhuriyette, dürüst kişilerin yerinin ya mezar, ya cezaevi olduğunu anlayabilmek zor bir şey olmasa gerek." &lt;br /&gt;Fidel Castro&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-1609549873479758604?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/1609549873479758604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=1609549873479758604&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1609549873479758604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1609549873479758604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/07/bir-katilin-bir-hrszn-basbakan-oldugu.html' title=''/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-3880966143795164805</id><published>2011-06-29T18:37:00.000+02:00</published><updated>2011-06-29T18:37:23.553+02:00</updated><title type='text'>Zaz - Je Veux</title><content type='html'>&lt;iframe width="480" height="295" src="http://www.youtube.com/embed/Tm88QAI8I5A?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Je veux-&lt;br /&gt;Donnez-moi une suite au Ritz, je n’en veux pas&lt;br /&gt;Des bijoux de chez Chanel, je n’en veux pas&lt;br /&gt;Donnez-moi une limousine, j’en ferais quoi ?&lt;br /&gt;Offrez-moi du personnel, j’en ferais quoi ?&lt;br /&gt;Un manoir a Neufchatel, ce n’est pas pour moi&lt;br /&gt;Offrez-moi la Tour Eiffel, j’en ferais quoi ?&lt;br /&gt;Je veux de l’amour, de la joie, de la bonne humeur&lt;br /&gt;Ce n’est pas votre argent qui fera mon bonheur&lt;br /&gt;Moi je veux crever la main sur le cœur&lt;br /&gt;Allons ensemble, découvrir ma liberté&lt;br /&gt;Oubliez donc tous vos clichés&lt;br /&gt;Bienvenue dans ma réalité&lt;br /&gt;J’en ai marre de vos bonnes manières, c’est trop pour moi&lt;br /&gt;Moi je mange avec les mains et je suis comme ça&lt;br /&gt;Je parle fort et je suis franche, excusez moi&lt;br /&gt;Finie l’hypocrisie, moi je me casse de là&lt;br /&gt;J’en ai marre des langues de bois&lt;br /&gt;Regardez-moi, de toute manière je vous en veux pas et je suis comme ça&lt;br /&gt;Je veux de l’amour, de la joie, de la bonne humeur&lt;br /&gt;Ce n’est pas votre argent qui fera mon bonheur&lt;br /&gt;Moi je veux crever la main sur le cœur&lt;br /&gt;Allons ensemble, découvrir ma liberté&lt;br /&gt;Oubliez donc tous vos clichés&lt;br /&gt;Bienvenue dans ma réalité&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İstiyorum-&lt;br /&gt;Ritz’de bir süt oda versen bana, istemem&lt;br /&gt;Chanel’den mücevher, istemem&lt;br /&gt;Bir limuzin versen bana, ne yaparım onunla ki?&lt;br /&gt;Uşaklar teklif etsen bana, ne yaparım onlarla?&lt;br /&gt;Neufchatel’de bir malikane, bana göre değil&lt;br /&gt;Eiffel kulesini teklif etsen, ne yaparım onunla?&lt;br /&gt;Aşk isterim, eğlence, iyi huy&lt;br /&gt;Beni mutlu edecek olan paran değildir&lt;br /&gt;Ölürken kalbimde bir el olsun istiyorum&lt;br /&gt;Haydi birlikte gidelim, özgürlüğümü keşfedelim&lt;br /&gt;Tüm önyargını unut, buyur benim gerçekliğime&lt;br /&gt;İyi görgünden sıkıldım, bana çok fazla&lt;br /&gt;Ben ellerimle yerim, ben böyleyim&lt;br /&gt;Yüksek sesle konuşurum, dolaysızım&lt;br /&gt;İkiyüzlülüğe son verelim, ben kurtuldum&lt;br /&gt;Çifte konuşmalardan yoruldum&lt;br /&gt;Bana bir bak, sana kızgın bile değilim, sadece böyleyim&lt;br /&gt;Aşk isterim, eğlence, iyi huy&lt;br /&gt;Beni mutlu edecek olan paran değildir&lt;br /&gt;Ölürken kalbimde bir el olsun istiyorum&lt;br /&gt;Haydi birlikte gidelim, özgürlüğümü keşfedelim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-3880966143795164805?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/3880966143795164805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=3880966143795164805&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3880966143795164805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3880966143795164805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/06/zaz-je-veux.html' title='Zaz - Je Veux'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/Tm88QAI8I5A/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4407646783757482982</id><published>2011-06-28T11:21:00.002+02:00</published><updated>2011-06-28T11:22:12.101+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜZİK'/><title type='text'>Nina Simone - Black Is The Color</title><content type='html'>‎"Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, &lt;br /&gt;Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; &lt;br /&gt;Nimettensin, nimettensin!"&lt;br /&gt;Cahit Sıtkı Tarancı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/VjnBk3iNhDE?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4407646783757482982?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4407646783757482982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4407646783757482982&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4407646783757482982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4407646783757482982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/06/nina-simone-black-is-color-verve.html' title='Nina Simone - Black Is The Color'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/VjnBk3iNhDE/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-163752731635247931</id><published>2011-06-27T15:50:00.000+02:00</published><updated>2011-06-28T12:12:46.431+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜZİK'/><title type='text'>The Moody Blues - Melancholy Man</title><content type='html'>All the world astounds me and I think I understand&lt;br /&gt;That we’re going to keep growing, wait and see...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="480" height="295" src="http://www.youtube.com/embed/XxFvpHUIG2s?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-163752731635247931?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/163752731635247931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=163752731635247931&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/163752731635247931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/163752731635247931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/06/moody-blues-melancholy-man.html' title='The Moody Blues - Melancholy Man'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/XxFvpHUIG2s/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5879097583934486589</id><published>2011-06-27T11:47:00.000+02:00</published><updated>2011-06-28T12:12:46.432+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜZİK'/><title type='text'>DI GOLDENE PAVE</title><content type='html'>&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/baLEGFOQDR0?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‎- Sevelim mi Olric...?&lt;br /&gt;- Sevmek nedir efendim..?&lt;br /&gt;- Sevmek vazgeçmektir Olric....&lt;br /&gt;- Vazgeçtiyseniz sevelim efendimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Oğuz Atay - Tutunamayanlar)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5879097583934486589?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5879097583934486589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5879097583934486589&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5879097583934486589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5879097583934486589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/06/di-goldene-pave.html' title='DI GOLDENE PAVE'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/baLEGFOQDR0/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-537120594862804652</id><published>2011-06-21T18:54:00.004+02:00</published><updated>2011-06-21T19:07:54.584+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜZİSYEN ŞAHSİYETLER'/><title type='text'>Amy</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-phln0WA9f3g/TgDN14Wfm8I/AAAAAAAACw8/AB2NQnvTr00/s1600/amy-winehouse-buy-alcohol.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 359px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-phln0WA9f3g/TgDN14Wfm8I/AAAAAAAACw8/AB2NQnvTr00/s400/amy-winehouse-buy-alcohol.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5620718660501871554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;span style="font-size:15;"&gt;Amy'nin alkol problemini çözse çözse Arınç çözer.. &lt;br /&gt;"Hayat alkol ve seksten ibaret değildir Amy!!" titre ve kendine gel..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bu arada Amy seni bu kadar garipsedik, üzerine konuştuk diye alınma..&lt;br /&gt;Zira bizim sanatçılarımız ne alkol, ne de uyuşturucu kullanmadıkları için durumu garipsedik hepsi bu.. Bizimkiler melaike, bi sensin tü kaka...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-537120594862804652?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/537120594862804652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=537120594862804652&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/537120594862804652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/537120594862804652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/06/amy.html' title='Amy'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-phln0WA9f3g/TgDN14Wfm8I/AAAAAAAACw8/AB2NQnvTr00/s72-c/amy-winehouse-buy-alcohol.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8809442569773631595</id><published>2011-06-15T15:53:00.000+02:00</published><updated>2011-06-15T15:56:02.320+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-5H4oKLAzhRo/Tfi5ie6wLfI/AAAAAAAACw0/UYdCaiztTJ8/s1600/photog%2Btuba.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 297px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-5H4oKLAzhRo/Tfi5ie6wLfI/AAAAAAAACw0/UYdCaiztTJ8/s400/photog%2Btuba.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618444537210875378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8809442569773631595?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8809442569773631595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8809442569773631595&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8809442569773631595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8809442569773631595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/06/blog-post.html' title=''/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-5H4oKLAzhRo/Tfi5ie6wLfI/AAAAAAAACw0/UYdCaiztTJ8/s72-c/photog%2Btuba.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-3574037039464877382</id><published>2011-06-12T04:24:00.000+02:00</published><updated>2011-06-12T04:24:00.640+02:00</updated><title type='text'>Vivaldi - Four Seasons</title><content type='html'>ve bilgelik çoğu kez susmayı gerektirir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/nGdFHJXciAQ?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-3574037039464877382?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/3574037039464877382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=3574037039464877382&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3574037039464877382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3574037039464877382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/06/vivaldi-four-seasons.html' title='Vivaldi - Four Seasons'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/nGdFHJXciAQ/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6271230030834716168</id><published>2011-06-09T14:27:00.001+02:00</published><updated>2011-06-09T14:48:25.053+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>Bir Sigara Tüttürürsün</title><content type='html'>Hışımla bir sigara tüttürür&lt;br /&gt;ve tarafsız bir uykuya dalarsın, uyandığında&lt;br /&gt;pencereler ve kederin şafağı karşılar seni, borazanlar yoktur;&lt;br /&gt;bir yerlerde, sözgelimi, bir balık- heryeri göz ve kıpırtı-&lt;br /&gt;suda oynaşır durur; o balık&lt;br /&gt;olabilirdin, orada olabilirdin, suya mahkum,&lt;br /&gt;göz olabilirdin, serin ve asılı,&lt;br /&gt;gayri-insan; giy ayakkabılarını, geçir&lt;br /&gt;pantalonunu, hiç yolu yok evlat, hiç&lt;br /&gt;olmayan havanın hiddeti, ölü menekşeler misali&lt;br /&gt;benzeşmişlerin küçümseyişi; haykır, haykır,&lt;br /&gt;bir borazan misali haykır, gömleğini geçir sırtına,&lt;br /&gt;kravatını tak, evlat: mandolin gibi&lt;br /&gt;hoş bir kelimedir keder, ve enginar gibi tuhaf; keder&lt;br /&gt;bir kelimedir ve bir yaşam tarzı; kapıyı aç,&lt;br /&gt;evlat; uzaklaş oradan.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Charles Bukowski&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6271230030834716168?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6271230030834716168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6271230030834716168&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6271230030834716168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6271230030834716168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/06/ben-hickimseyim-peki-ya-sen-sen-de.html' title='Bir Sigara Tüttürürsün'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5569378143300375303</id><published>2011-05-11T11:40:00.001+02:00</published><updated>2011-06-09T14:14:40.613+02:00</updated><title type='text'>Karunesh - Return of the Rains</title><content type='html'>İnsanın tüm yaşamını doğduğu yerde geçirmesinin eşyanın gereği olduğunu söyleme sakın! Suya bak! Görmüyor musun nasıl da berrak ve güzel, ufuklara doğru koştuğunda; ve nasıl&lt;br /&gt;yapış yapış oluyor bir yerde durup kokuştuğunda!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolların Başlangıcı - Amin Maalouf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/flvir-zIDoo?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5569378143300375303?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5569378143300375303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5569378143300375303&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5569378143300375303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5569378143300375303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/05/karunesh-return-of-rains.html' title='Karunesh - Return of the Rains'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/flvir-zIDoo/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-3530579338085341060</id><published>2011-05-10T14:57:00.003+02:00</published><updated>2011-05-10T15:07:14.354+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-xx3utcixHas/Tck4DZ-NaXI/AAAAAAAACvo/mvGSMKWjSG4/s1600/33755_118465408211886_117209821670778_132611_527754_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 277px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-xx3utcixHas/Tck4DZ-NaXI/AAAAAAAACvo/mvGSMKWjSG4/s400/33755_118465408211886_117209821670778_132611_527754_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605072842401868146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;‎"Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında, dünyadaki kötülük biraz daha artar.. Vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiştir ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar. &lt;br /&gt;Her insan, kendinin bir şey önereceği anı bekler; Ne önerdiği önemli değildir. Bir sesi vardır ya, o yeter. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ne sağır, ne dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz&lt;/span&gt;..." &lt;br /&gt;Cioran&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-3530579338085341060?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/3530579338085341060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=3530579338085341060&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3530579338085341060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3530579338085341060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/05/cioran.html' title=''/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-xx3utcixHas/Tck4DZ-NaXI/AAAAAAAACvo/mvGSMKWjSG4/s72-c/33755_118465408211886_117209821670778_132611_527754_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-62010686619631143</id><published>2011-05-05T21:55:00.000+02:00</published><updated>2011-05-05T21:55:29.944+02:00</updated><title type='text'>Flunk - Blue Monday</title><content type='html'>&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/vyjNCFje8bc?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-62010686619631143?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/62010686619631143/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=62010686619631143&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/62010686619631143'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/62010686619631143'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/05/flunk-blue-monday.html' title='Flunk - Blue Monday'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/vyjNCFje8bc/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4960913480404036111</id><published>2011-04-28T12:36:00.000+02:00</published><updated>2011-04-28T12:37:06.787+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>Tutunamayanlar | Oğuz Atay</title><content type='html'>Oysa, yüzünüze bakar bakmaz, gözlerinizin ifadesinden, size eziyet etmenin onlar için faydalı olacağını görüyorlar. Ne kadar gözlerinizi kaçırmaya çalışsanız fayda vermiyor, daha beter oluyor. Sizi ölü sanmaları gerekiyor önce: bizden bu dünya için ümitlerini kesmeleri gerekiyor. Bir ölüyü konuşturamayacaklarını bilirler ve vazgeçerler işkenceden. Haksızlığın insan ruhunu nasıl yıprattığını biliyorlar ve bunun için ısrar ediyorlar. Herkesin başına bir sorgu yargıcı dikiyorlar: neden bu sözü söylediniz? Neden mi? Öyle istedi canım. Olmaz. Bir sebep bulmalısınız. Mantık denen bir zehir aşılamışlar. Nedenini bulmak sorumluluğunu duyuyorsunuz. Canın cehenneme, diyemiyorsunuz. Hürriyet, gerçek hürriyet kalkıyor ortadan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4960913480404036111?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4960913480404036111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4960913480404036111&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4960913480404036111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4960913480404036111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/04/tutunamayanlar-oguz-atay.html' title='Tutunamayanlar | Oğuz Atay'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-3171453904644560498</id><published>2011-02-27T12:18:00.002+02:00</published><updated>2011-02-27T12:24:16.880+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Free Hugs</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-oFdlJSIR7a4/TWolDlXtN9I/AAAAAAAACvg/TtLGb0juaFg/s1600/180634_154239537967806_117209821670778_327104_3647051_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 275px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-oFdlJSIR7a4/TWolDlXtN9I/AAAAAAAACvg/TtLGb0juaFg/s400/180634_154239537967806_117209821670778_327104_3647051_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578311831953160146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Taksim'de "FREE HUGS" :)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orjinal Free Hugs&lt;br /&gt;http://www.freehugscampaign.org/&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/vr3x_RRJdd4?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-3171453904644560498?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/3171453904644560498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=3171453904644560498&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3171453904644560498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3171453904644560498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/02/free-hugs.html' title='Free Hugs'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-oFdlJSIR7a4/TWolDlXtN9I/AAAAAAAACvg/TtLGb0juaFg/s72-c/180634_154239537967806_117209821670778_327104_3647051_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-181813146947600543</id><published>2011-02-20T05:30:00.001+02:00</published><updated>2011-02-20T05:40:31.345+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DELİ DENEMELER-İM'/><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-K5fobxsNVFQ/TWCM6fkys9I/AAAAAAAACuw/aNgNyDpZ_jc/s1600/paradise-lost-angel-art12720951996371.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 317px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-K5fobxsNVFQ/TWCM6fkys9I/AAAAAAAACuw/aNgNyDpZ_jc/s400/paradise-lost-angel-art12720951996371.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575611275220792274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey yüce ruh! Sen ki yıldızların ötesini bilir, kainatı binlerce göz ile görürsün..&lt;br /&gt;Ey insan ötesi, bilmez misin ruhunun değerini? Ne diye anlaşılmayı beklersin sakiller tarafından, onulmaz bir hüzünle?&lt;br /&gt;Hikmet bilmezlerden, hikmet; kahır çekmezlerden, vakurluk mu umarsın?&lt;br /&gt;Sen ey iyi insan, yenildik mi sanırsın?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;20.02.2011 Tuba Duran&lt;br /&gt;-Silkelen ve güneşli pazar'ları düşle.. gelip, seni ayağa kaldıracağım, fırtınalı denizlerde yürüyebilesin diye...-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-181813146947600543?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/181813146947600543/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=181813146947600543&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/181813146947600543'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/181813146947600543'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/02/blog-post.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-K5fobxsNVFQ/TWCM6fkys9I/AAAAAAAACuw/aNgNyDpZ_jc/s72-c/paradise-lost-angel-art12720951996371.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-2828830248658598860</id><published>2011-02-15T10:59:00.004+02:00</published><updated>2011-02-16T14:24:07.492+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DELİ DENEMELER-İM'/><title type='text'>sesler de...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-qBOExZW_VAk/TVqcAVJ51qI/AAAAAAAACuo/n2vJSZWUoTw/s1600/1ad5262d36d3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 224px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-qBOExZW_VAk/TVqcAVJ51qI/AAAAAAAACuo/n2vJSZWUoTw/s320/1ad5262d36d3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5573939018317026978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesler de silindi... Ayak seslerini duyumsamaya çalışmak ne zor ve ne tuhaf... Bach, iyi ki yanımdaydın...&lt;br /&gt;Dokunsam, eriyecek sanki tüm gördüklerim.. neden çıtı çıkmıyor hiç birinin? Bu kanepe gıcırdardı, şu sandalye aksar, tok tok yere vururdu... sustular.. birer, ikişer...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Penceremin pervazından izlemeye koyuluyorum gelip, geçeni... kimsede çıt yok... yağmur yağıyor, ses yok...&lt;br /&gt;Brandenburg concerto no.3  G Major Allegro-Andante-Allegro Assai... duyabildiğim yalnız sensin Bach... gel, otur yanıma.. bana sevdiğin şehirleri anlat.. bu şehir ben de tükendi artık, duyamıyorum sokaklarını, duyamıyorum ne kahkahasını, ne de ah'ını... &lt;br /&gt;Zaman, eriyen bir mum... sesler de silindi.. sustular birer, ikişer...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;15.02.2011&lt;br /&gt;Tuba Duran&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-2828830248658598860?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/2828830248658598860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=2828830248658598860&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2828830248658598860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2828830248658598860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/02/sesler-de.html' title='sesler de...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-qBOExZW_VAk/TVqcAVJ51qI/AAAAAAAACuo/n2vJSZWUoTw/s72-c/1ad5262d36d3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-51991992237961116</id><published>2011-01-31T11:51:00.004+02:00</published><updated>2011-01-31T12:19:30.804+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DELİ DENEMELER-İM'/><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TUaMptYiYiI/AAAAAAAACuU/nJ_99s9ozlU/s1600/tuba%2Bwilde.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TUaMptYiYiI/AAAAAAAACuU/nJ_99s9ozlU/s400/tuba%2Bwilde.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5568292637475234338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözlerimi duyamayacak kadar sağırdınız, gözlerime bakamayacak kadar kör...&lt;br /&gt;Neydi dileğiniz, aradığınız? Sunulandan ötesi miydi arzuladığınız?&lt;br /&gt;Kör bir kuyu kadar karanlıktı oysa arzularınız.. Dilediğiniz yaşama sahip olmaya çabalarken, unuttunuz kendinizi.. &lt;br /&gt;Belki de hiç yoktunuz..&lt;br /&gt;Boşlukta salınan onca nida'dan biriydiniz.. Öylesi boştunuz, oysa hiç yoktunuz..&lt;br /&gt;gülümseyişleriniz dahi yarım, eksik, sakildi...&lt;br /&gt;Sustukça varoldunuz, konustukça yok...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Tuba Duran&lt;br /&gt;22.01.2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-51991992237961116?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/51991992237961116/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=51991992237961116&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/51991992237961116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/51991992237961116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/01/blog-post_31.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TUaMptYiYiI/AAAAAAAACuU/nJ_99s9ozlU/s72-c/tuba%2Bwilde.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4612172399137194623</id><published>2011-01-17T13:23:00.003+02:00</published><updated>2011-01-17T13:27:34.783+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SİNEMA-FESTİVAL FİLMLERİ'/><title type='text'>Je vais bien, ne t'en fais pas</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TTQnI71eSNI/AAAAAAAACtk/67ekKHwG3fs/s1600/169076_186702784682651_100000287922428_618292_755619_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TTQnI71eSNI/AAAAAAAACtk/67ekKHwG3fs/s400/169076_186702784682651_100000287922428_618292_755619_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563114474163816658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/iwVW1brwDsU?fs=1" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;U Turn (lili) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lili,take another walk out of your fake world &lt;br /&gt;please put all the drugs out of your hand &lt;br /&gt;you'll see that you can breath without not back up &lt;br /&gt;some much stuff you got to understand &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;for every step in any walk &lt;br /&gt;any town of any thought &lt;br /&gt;i'll be your guide &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;for every street of any scene &lt;br /&gt;any place you've never been &lt;br /&gt;i'll be your guide &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lili,you know there's still a place for people like us &lt;br /&gt;the same blood runs in every hand &lt;br /&gt;you see its not the wings that makes the angel &lt;br /&gt;just have to move the bats out of your head &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;for every step in any walk &lt;br /&gt;any town of any thought &lt;br /&gt;i'll be your guide &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;for every street of any scene &lt;br /&gt;any place you've never been &lt;br /&gt;i'll be your guide &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lili,easy as a kiss we'll find an answer &lt;br /&gt;put all your fears back in the shade &lt;br /&gt;don't become a ghost without no colour &lt;br /&gt;cause you're the best paint life ever made &lt;br /&gt;---------------------------------------------------- &lt;br /&gt;şu sahte yaşamından sıyrıl bir daha.. &lt;br /&gt;ne olursun, bırak tüm alışkanlıklarını... &lt;br /&gt;göreceksin, yaşanıyor ihtiyaç olmadan yardıma... &lt;br /&gt;pek çoğu var öğreneceğin dahası... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ileriye atacağın her adımda... &lt;br /&gt;karşına çıkacak her sorunda... &lt;br /&gt;ben olacağım senin yanında &lt;br /&gt;ortasından geçeceğin her sokakta... &lt;br /&gt;evvelinde bulunmadığın mekânlarda... &lt;br /&gt;ben olacağım senin yanında... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lili... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biliyorsun bizim gibiler için bir yer var hâlâ... &lt;br /&gt;her damarda dolanır aynı kandan... &lt;br /&gt;seni melek yapanın kanatlar olmadığını anlarsın... &lt;br /&gt;tek yapacağın çıkarmak kötülükleri aklından... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ileriye atacağın her adımda... &lt;br /&gt;karşına çıkacak her sorunda... &lt;br /&gt;ben olacağım senin yanında... &lt;br /&gt;ortasından geçeceğin her sokakta... &lt;br /&gt;evvelinde bulunmadığın mekânlarda... &lt;br /&gt;ben olacağım senin yanında... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lili... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir busedeki göz açıp kapanmada bulacağız cevabı... &lt;br /&gt;it tüm korkularını gölgelerin derinlerine... &lt;br /&gt;benzeme sakın renksiz bir hayalete... &lt;br /&gt;çünkü hayatın en güzel resmi senin içinde...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4612172399137194623?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4612172399137194623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4612172399137194623&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4612172399137194623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4612172399137194623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/01/je-vais-bien-ne-ten-fais-pas.html' title='Je vais bien, ne t&apos;en fais pas'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TTQnI71eSNI/AAAAAAAACtk/67ekKHwG3fs/s72-c/169076_186702784682651_100000287922428_618292_755619_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6906468456579827806</id><published>2011-01-03T23:10:00.000+02:00</published><updated>2011-01-03T23:11:44.790+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DELİ DENEMELER-İM'/><title type='text'>...</title><content type='html'>Varlıklar, maddeler, ufacık dokunuşlarımızla &lt;br /&gt;dağılıp gidecek toz zerrelerinden ibaretler.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adım atmak güç, sanki çekilecek gibi topraklar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gülümseyişlerimiz zerre zerre savruluyor, &lt;br /&gt;odaları dolduruyor, odalardan taşıyor ağır ağır, &lt;br /&gt;her bir zerresi yitene dek.. &lt;br /&gt;boşluktayız.. hepimiz boşlukta.. &lt;br /&gt;kendi boşluklarımızda.. ya da başkalarının boşluklarında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;02.01.2011 Tuba DURAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6906468456579827806?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6906468456579827806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6906468456579827806&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6906468456579827806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6906468456579827806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2011/01/blog-post.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-1480184437470068733</id><published>2010-12-24T14:08:00.002+02:00</published><updated>2010-12-24T14:32:48.134+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Dinci Tehdit, Kubilay Ve İşbirlikçilik!..</title><content type='html'>“Gazez Camisi girişinin sol tarafındaki bahçede arkası üstü yatık, sağ tarafında kasaturası kınından çekik bir halde, elbiseleri kanlı, başı boynundan ayrılmış ve etrafındaki toprakta çok fazla kan lekeleri bulunan, tahminen 25 yaşlarında, üzerinde hâki renkte askerî elbise olan; orta boylu, kumral benizli, saçları az ağarmış cesedin, Menemen’de 43. Alay 1. Tabur 3. Bölük Takım Komutanı Yedek Subay İzmirli Hüseyin oğlu Kubilay olduğu anlaşılmıştır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki satırlar, 23 Aralık 1930 sabahı Menemen’de Nakşibendi müritleriyle onlara destek veren gerici yobazlar tarafından şehit edilen Yedek Subay Mustafa Kubilay’la ilgili Menemen Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı raporun girişidir!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihe “Menemen Olayı” diye geçen bu iğrenç eylemin elebaşı Kubilay’ın başını keserek öldüren Giritli Hasan oğlu Mehmet’ti. Osman oğlu Şamdan Mehmet, Hasan oğlu Sütçü Mehmet, Emrullah oğlu Mehmet, Nalıncı Hasan ve Çakır oğlu Ramazan ise eylemci grubu oluşturmaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamı Manisa’da oturan bu gerici katillerin Nakşibendi tarikatıyla bağlantıları saptanmıştı. Onları tarikata çeken ve eğiten kişi ise Manisa Askerî Hastanesi imamlığından emekli İbrahim Hoca’ydı. İbrahim Hoca, tarikat ilişkisini şöyle açıklamıştı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıçla tehdit!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İlk tarikata intisabım on iki sene evveldir. Nakşibendidir. Şeyhim İsmail Necati’ydi. Bâb-ı âli’de oturuyordu. Tekkesi vardı. Ölmüştür. Ondan bir sene sonra tahminen o zaman Çapa’da tekkesi bulunan Şeyh Esat Efendi’nin zikrine gittim ve ona bağlandım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrahim Hoca’nın Manisa’da görevli iken merkeze bağlı Horosköy’de yoğun faaliyetleri vardı. Onun çok yakını olan Osman Çavuş’un, “İnşallah reis-i cumhuru gebertirler de rahat yüzü görürüz, fes giyeriz” dediği saptanmıştı!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menemen Olayı, 23 Aralık 1930 tarihinde gerçekleşir. Eylemciler başlarında mehdi Mehmet olmak üzere sabah ezanı sırasında Menemen’e gelip Müftü Camii’ne girerler. Camide bulunan sancağı alan mehdi, halkı kendilerine katılmaya davet eder ve şunları söyler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Taraf-ı ilahiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz. Askerin kılıç ve kurşunu bize işlemez. Herkes bu bayrağın altından geçecektir. Geçmeyenleri kılıçtan geçireceğiz.”&lt;br /&gt;Jandarma Bölük Komutanı olayı haber alınca topluluğun bulunduğu belediye binası önüne gider ve eylemcilere dağılmalarını söyler. Mehdi Mehmet, “Ben mehdiyim. Şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez” diye cevap verirken, kalabalıktan alkış sesleri yükselir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sancaktaki baş!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sırada Alay Komutanlığında eğitime çıkmak üzere hazırlanan Yedek Subay Mustafa Kubilay’a bir müfrezeyle olay yerine gitmesi emredilir. Kubilay, halkla bir çatışmaya meydan vermemek için askerlere süngü taktırarak alandaki kahvenin önüne bırakır ve eylemcilerin yanına gider. O sırada eylemcilerin arasından ateş açılır ve Kubilay yaralanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kubilay hemen yakındaki caminin avlusuna doğru koşar. Bu sırada bir el daha ateş edilir ve genç asteğmen avluda yere düşer. Cephaneleri olmayan müfrezedeki askerler ise geri çekilir. Kubilay’ın düştüğünü gören mehdi Mehmet, yanındakilerden birisinin bıçağını alarak avluya gider. Yerde yatan ve henüz ölmemiş olan genç askeri sürükleyerek yüzüstü yatırır sonra da başını keser! Nakşibendi müridi daha sonra Kubilay’ın saçlarından tutarak başını önce taşa vurur sonra da camiden aldığı sancağın ucuna geçirir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sırada alaydan gönderilen askerler olay yerine ulaşır. Eylemcilerin ateş açması üzerine çıkan çatışmada, Hasan ve Şevki adlı iki bekçi şehit olur. Eylemcilerden mehdi Mehmet, Şamdan Mehmet ve Sütçü Mehmet ölü, Emrullah oğlu Mehmet Emin yaralı olarak ele geçirilir. Kargaşadan yararlanarak kaçan Nalıncı Hasan ile Ali oğlu Hasan da ertesi gün Manisa’da yakalanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağnazlara idam!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayın ardından sıkıyönetim ilan edilir. “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını zorla kaldırmaya teşebbüs ve yardım” etmekten yargılanan bağnazlardan 32’si idama, 73’ü ise çeşitli hapis cezalarına çarptırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Önder Atatürk, Menemen’de gerçekleştirilen eylemin sıradan bir olay olarak geçiştirilemeyeceğini söyler. Gazi Paşa, 28 Aralık 1930’da, Türk Silahlı Kuvvetlerine şu mesajı gönderir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Menemen’de meydana gelen gericilik girişimi sırasında yedek subayın uğradığı saldırıyı, milletin bizzat Cumhuriyet’e karşı bir öldürme girişimi olarak kabul ettiği ve cüretkârlarla, destekçileri, ona göre takip edeceği kesindir. Hepimizin dikkati, bu sorundaki görevlerimizin gereklerini duyarlılıkla ve gerektiği biçimde yerine getirmeğe yöneliktir. Kubilay’ın temiz kanı ile Cumhuriyet, hayatını tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlar kopartılırken!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, günümüzde yaşanan kimi siyasi tezgahlardan yola çıkarak da ibret alınması gereken bu acı öyküyü niçin mi anımsattım?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi dün Devrim Şehidi Kubilay’ın 80. ölüm yıldönümüydü… Cumhuriyet’in bekası uğruna başını veren o yiğit asker öğretmeni bir kez daha saygıyla anmayı görev bildim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi, onun hikayesini anlatan ve şu an vizyonda olması gereken filmi İstanbul’da izleyeceğim bir tek sinema bulamadığımı duyurmak istedim!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncüsü ise PKK yandaşları ile tarikat şeyhine saygılarını sunan Nakşibendi torunları, Cumhuriyet’in en önemli kalesine sızarken aynı yerde Atatürkçü, ulusalcı, Kemalist evlatların başlarının kesilmeye devam ettiğini anımsatmak istedim!.. En acısı da bu üçüncüsü olsa gerek!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk’ün en büyük eseri “özerlik” tuzağındayken, Büyük Önder’in partisi Güneydoğu’nun yeniden yapılandırılması uğruna dizayn edilirken; Truva atlarının yularından tutup Cumhuriyet’in kalesine sokan işbirlikçi seyisler ülke tamamen kuşatıldığında; laiklikten, Atatürkçülükten ödün vermeyen namuslu kitlelere kesinlikle hesap verecektir!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şimdilik tüm bu gaflet ve hatta hıyanet yaşanırken, “kol kırılır yen içinde kalır” hastalığına kapılıp çevrelerine at gözlüğüyle bakanları, “uyanın artıkkkk!..” diye bir kez daha uyarmak istedim!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Faraç&lt;br /&gt;24.12.2010&lt;br /&gt;MEHMET FARAÇ'IN CUMHURİYET GAZETESİNE KONULMAYAN YAZISI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-1480184437470068733?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/1480184437470068733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=1480184437470068733&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1480184437470068733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1480184437470068733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/12/dinci-tehdit-kubilay-ve-isbirlikciler.html' title='Dinci Tehdit, Kubilay Ve İşbirlikçilik!..'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4651651221094819747</id><published>2010-12-15T13:35:00.000+02:00</published><updated>2010-12-15T13:35:05.883+02:00</updated><title type='text'>Ameno - Era</title><content type='html'>&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/pjooH0rNJcM?fs=1" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4651651221094819747?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4651651221094819747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4651651221094819747&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4651651221094819747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4651651221094819747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/12/ameno-era.html' title='Ameno - Era'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/pjooH0rNJcM/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5580507586440948006</id><published>2010-12-15T10:36:00.003+02:00</published><updated>2010-12-15T10:40:25.169+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>Paris Sıkıntısı</title><content type='html'>O kadar yumuşatmalıyım ki bütün sivrilikleri, savrulsam bile oraya buraya hiçbir yerime batmasın onlar, acımasın canım, ıslanmasın yüzüm, gözlerim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanda yaşamak zorunda olduğum hayat var. Diğer yanda da bununla hiç alakası olmayan, belki biraz fazla masalsı bir hayat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk soğuk, hissiz değil de sıcacık gülümsüyor hayat. Yağmurlar düşüyor üstüme ılık ılık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve mutluluk, huzur, aşk, o efsane şehirler, o efsane adamlardan biri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve o hayal ettiğim gibi bir ben.﻿&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Baudelaire&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TQh-XBmnRnI/AAAAAAAACsw/M9YrssF2KvQ/s1600/baudelaire.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 295px; height: 391px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TQh-XBmnRnI/AAAAAAAACsw/M9YrssF2KvQ/s400/baudelaire.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550825474766620274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5580507586440948006?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5580507586440948006/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5580507586440948006&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5580507586440948006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5580507586440948006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/12/paris-sknts.html' title='Paris Sıkıntısı'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TQh-XBmnRnI/AAAAAAAACsw/M9YrssF2KvQ/s72-c/baudelaire.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-649589682730011486</id><published>2010-12-15T10:33:00.002+02:00</published><updated>2010-12-15T13:13:02.716+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>Uyuyan Adam</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TQh93ZW02jI/AAAAAAAACsY/bg7QRYrH-o8/s1600/perec_dormant.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 315px; height: 305px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TQh93ZW02jI/AAAAAAAACsY/bg7QRYrH-o8/s400/perec_dormant.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550824931387038258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsanlardan nefret ettiğin anlamına gelmez bu, ne diye onlardan nefret edesin ki? Ne diye kendinden nefret edesin ki? Keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi; keşke havyanlar âleminden çıkıp aşılan o bir kaç gülünç adımın bedeli, sözcüklerin, büyük tasarıların, büyük atılımların o dinmek bilmeyen hazımsızlığı olmasaydı! Karşı karşıya getirilebilen başparmaklara, iki ayak üstünde duruşa, omuzlar üzerinde başın yarım dönüşüne fazla ağır bir bedel bu. Yaşam denen bu kazan, bu fırın, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üretme, ezme, yutma, engelleri aşma, durmadan ve yeniden baştan başlama makinesi, senin değersiz varoluşunun her gününü, her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Georges Perec&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-649589682730011486?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/649589682730011486/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=649589682730011486&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/649589682730011486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/649589682730011486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/12/uyuyan-adam.html' title='Uyuyan Adam'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TQh93ZW02jI/AAAAAAAACsY/bg7QRYrH-o8/s72-c/perec_dormant.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5194462062842471511</id><published>2010-12-14T07:58:00.005+02:00</published><updated>2010-12-15T10:32:58.487+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DELİ DENEMELER-İM'/><title type='text'>gülümse</title><content type='html'>&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/7TKO8S48bDc?fs=1" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhun yorgun..&lt;br /&gt;Dehlizde bir kum tanesi gibi oysa, seni kederlendiren şeyler..&lt;br /&gt;pencerelerini aç ve tüm dehlizi görmeye çalış,&lt;br /&gt;kederin akıp gider zamanla o ince oluktan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğuyor ve batıyor güneş..&lt;br /&gt;her sabah ve her akşam..  &lt;br /&gt;ve doğup, batarken; hem var edip, hem yok ediyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kederinden ne kadar kaçarsan,&lt;br /&gt;o seni en savunmasız anında,&lt;br /&gt;elleri ile değil, &lt;br /&gt;pençeleri ile kıskıvrak yakalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gülümse,&lt;br /&gt;seni yalnız gülümseyişin korur&lt;br /&gt;yaşamın merhametsiz, soğuk, kasvetli yüzünden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuba Duran&lt;br /&gt;14.12.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5194462062842471511?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5194462062842471511/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5194462062842471511&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5194462062842471511'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5194462062842471511'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/12/gulumse.html' title='gülümse'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/7TKO8S48bDc/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8558340592775739126</id><published>2010-11-23T09:06:00.002+02:00</published><updated>2010-11-23T09:11:08.195+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜZİK'/><title type='text'>HAGGARD</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TOtoQsCxXRI/AAAAAAAACsQ/6OMW2lzgDRU/s1600/154147_172205252799071_100000287922428_512161_1104375_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 265px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TOtoQsCxXRI/AAAAAAAACsQ/6OMW2lzgDRU/s400/154147_172205252799071_100000287922428_512161_1104375_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542638402319506706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Grup, 1991 yılında daha çok death metal türüne ait müzik yapıyordu. 1994 yılında tarzlarını değiştirerek senfonik metale yöneldiler. 1997yılında And Thou Shalt Trust... The Seer albümüyle ilk çıkışlarını yaptılar. 3 yıl sonra, 2000'de yayımladıkları Awaking the Centuriesalbümüyle dünyada tanınır bir hale geldiler. Özellikle Almanya ve Güney Amerika'da grubun önemli bir hayran kitlesi oluştu. İtalyan bilginGalileo Galilei`ye adadıkları Eppur Si Muove albümü 2004'te piyasaya çıktı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Awaking The Centuries albümünden önce grup 21 kişiydi. Şu anda ise grup 16 kişiden oluşmaktadır. Bütün şarkıları vokalist ve gitarist Asis Nasseri yazmaktadır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Grup  Üyeleri&lt;br /&gt;Asis Nasseri – brutal vokal, gitar&lt;br /&gt;Susanne Ehlers – soprano vokal&lt;br /&gt;Veronika Kramheller – soprano vokal&lt;br /&gt;Manuela Kraller - soprano vokal&lt;br /&gt;Fiffi Fuhrmann – tenor vokal, bas&lt;br /&gt;Giacomo Astorri - bas gitar&lt;br /&gt;Jonathan Whynot - gitar&lt;br /&gt;Michael Stapf - keman&lt;br /&gt;Ivica Kramheller – kontrbas&lt;br /&gt;Andreas Fuchs – Fransız kornosu, flüt, perküsyon, davul&lt;br /&gt;Linda Antonetti - flüt, obua&lt;br /&gt;Steffi Hertz – viyola&lt;br /&gt;Johannes Schleiermacher – çello&lt;br /&gt;Patrizia Krug - çello&lt;br /&gt;Claudio Quarta – gitar&lt;br /&gt;Hans Wolf – piyano, klavye&lt;br /&gt;Ingrid Nietzer - piyano, klavye&lt;br /&gt;Luz Marsen – bateri, perküsyon&lt;br /&gt;Michael Schumm- perküsyon&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Diskografi &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Demolar &lt;br /&gt;Introduction (1992)&lt;br /&gt;Progressive (1994)&lt;br /&gt;Once... Upon A December's Dawn (1995)&lt;br /&gt;Albümler &lt;br /&gt;And Thou Shalt Trust... The Seer (1997)&lt;br /&gt;Awaking the Centuries (2000)&lt;br /&gt;Eppur Si Muove (2004)&lt;br /&gt;Tales Of Ithiria (2008)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Canlı performans albümleri &lt;br /&gt;Awaking the Gods: Live In Mexico (2001)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Video görüntüler&lt;br /&gt;In A Pale Moon's Shadow (VHS) (1998)&lt;br /&gt;Awaking the Gods: Live In Mexico (DVD/VHS) (2001)&lt;br /&gt;*Alıntı: Vikipedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/a7GpxkZXEY0?fs=1" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/UCVRUfBZNW0?fs=1" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/SkNJhaKpMX4?fs=1" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8558340592775739126?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8558340592775739126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8558340592775739126&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8558340592775739126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8558340592775739126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/11/haggard.html' title='HAGGARD'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TOtoQsCxXRI/AAAAAAAACsQ/6OMW2lzgDRU/s72-c/154147_172205252799071_100000287922428_512161_1104375_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8285140540943001718</id><published>2010-11-10T10:51:00.001+02:00</published><updated>2011-01-24T11:44:00.699+02:00</updated><title type='text'>Calogero - Danser Encore</title><content type='html'>&lt;object style="background-image:url(http://i2.ytimg.com/vi/ISh3HAIZhcQ/hqdefault.jpg)"  width="480" height="295"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ISh3HAIZhcQ?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ISh3HAIZhcQ?fs=1&amp;amp;hl=en_US" width="480" height="295" allowScriptAccess="never" allowFullScreen="true" wmode="transparent" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Une ride dans la glace,  &lt;br /&gt;Aynada bir kırışık,&lt;br /&gt;Je me fais vieux.  &lt;br /&gt;Yaşlanıyorum.&lt;br /&gt;Dans le lit j'ai de la place pour deux.  &lt;br /&gt;Hayatın akmadığı yere kadar&lt;br /&gt;Avant que la vie ne passe,  &lt;br /&gt;İki kişilik bir yere sahibim yatağın üzerinde &lt;br /&gt;Je veux garder l'envie.  &lt;br /&gt;Hevesimi korumak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Une ride à la surface,  &lt;br /&gt;Görünüşteki bir kırışıklık,&lt;br /&gt;Somme nous heureux ?  &lt;br /&gt;-Mutlu muyuz?&lt;br /&gt;La lumière s'éteint peu à peu.  &lt;br /&gt;Karanlıkta kalana kadar&lt;br /&gt;Avant d'être dans le noir,  &lt;br /&gt;Işık yavaş yavaş sönüyor&lt;br /&gt;Je veux garder l'espoir  &lt;br /&gt;Umudumu korumak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Et danser encore.  &lt;br /&gt;Ve tekrar dans etmek&lt;br /&gt;Avancer toute voile dehors.  &lt;br /&gt;Dışarıdaki gecenin koyu karanlığında ilerlemek&lt;br /&gt;Et danser encore.  &lt;br /&gt;Ve tekrar dans etmek.&lt;br /&gt;Envoyer valser la mort,  &lt;br /&gt;Ölümle vals yapmak &lt;br /&gt;Dans le décor.  &lt;br /&gt;bu dekorda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dernier avis de tempête,  &lt;br /&gt;Fırtınanın son görüntüsü,&lt;br /&gt;Dernier refrain.  &lt;br /&gt;son nakarat.&lt;br /&gt;Vivre sans penser au lendemain.  &lt;br /&gt;Yarını düşünmeden yaşamak.&lt;br /&gt;Danser que tourne la terre,  &lt;br /&gt;Durmaksızın dans etmek&lt;br /&gt;Descente et l'air de rien.  &lt;br /&gt;Düşmek ve nefessiz kalmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Une dernière cigarette,  &lt;br /&gt;Son bir sigara,&lt;br /&gt;Un verre de vin,  &lt;br /&gt;Son bir kadeh şarap,&lt;br /&gt;Ramasser les miettes du festin.  &lt;br /&gt;Şölenin kırıntılarını toplamak,&lt;br /&gt;Faire avant que tout s'arrête,  &lt;br /&gt;Herşey durana kadar&lt;br /&gt;La fête jusqu'à la fin.  &lt;br /&gt;Sonuna kadar dans etmek istiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danser encore.  &lt;br /&gt;Ve daha da dans etmek &lt;br /&gt;Avancer toute voile dehors.  &lt;br /&gt;Dışarıdaki gecenin koyu karanlığında ilerlemek&lt;br /&gt;Et danser encore.  &lt;br /&gt;ve daha da dans etmek&lt;br /&gt;Envoyer valser la mort,  &lt;br /&gt;Ölümle vals yapmak &lt;br /&gt;Dans le décor.  &lt;br /&gt;bu dekorda&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8285140540943001718?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8285140540943001718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8285140540943001718&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8285140540943001718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8285140540943001718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/11/calogero-danser-encore.html' title='Calogero - Danser Encore'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8887388788282447828</id><published>2010-11-05T03:32:00.000+02:00</published><updated>2010-11-05T03:34:24.845+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MUSIC BOX'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;object style="background-image:url(http://i3.ytimg.com/vi/r6KHytBysUA/hqdefault.jpg)"  width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/r6KHytBysUA?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/r6KHytBysUA?fs=1&amp;amp;hl=en_US" width="425" height="344" allowScriptAccess="never" allowFullScreen="true" wmode="transparent" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"söyle bana ne arıyorsun?&lt;br /&gt;sevdiğin tren istasyonlarında&lt;br /&gt;sana ne söylediklerinin bir önemi yok,&lt;br /&gt;pusulalar her zaman kuzeyi gösterir.&lt;br /&gt;eğer aldatılmazsan&lt;br /&gt;geride bıraktığın izler tarafından,&lt;br /&gt;huzur bulamayacaksın&lt;br /&gt;acıların yatağına sık sık uğrarsan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;raylara doğru uzanan duman bulutları&lt;br /&gt;istesen de istemesen de geçmişi göstermekte,&lt;br /&gt;deniz fenerleri limanlara ışık göndermekte,&lt;br /&gt;yangınlar çıkmakta, ağlama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğer yine kaybolacaksan&lt;br /&gt;yüreğinde mahalle,&lt;br /&gt;yakınlarda bir yerlerde&lt;br /&gt;sarhoş bir gölge bekliyor seni.&lt;br /&gt;tatlı bir merhem gibi&lt;br /&gt;yanıbaşında olacağım,&lt;br /&gt;susamış bir haritayım ben,&lt;br /&gt;yolculuğunun mürekkebini içmek isteyen...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8887388788282447828?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8887388788282447828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8887388788282447828&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8887388788282447828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8887388788282447828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/11/soyle-bana-ne-aryorsun-sevdigin-tren.html' title=''/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6292708606784922966</id><published>2010-10-18T16:53:00.004+02:00</published><updated>2010-10-18T22:22:04.517+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DELİ DENEMELER-İM'/><title type='text'>...</title><content type='html'>inandım,&lt;br /&gt;sığındığım limanlara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa, hepsi &lt;br /&gt;birer yanılsamaymış..&lt;br /&gt;birer, birer &lt;br /&gt;uçuşurken&lt;br /&gt;gördüm,&lt;br /&gt;kaçtım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inandım,&lt;br /&gt;uyur &lt;br /&gt;ve düş görürsem &lt;br /&gt;yenileneceğine her şeyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kapıları kapattım,&lt;br /&gt;kapattım kapıları..&lt;br /&gt;aralama,&lt;br /&gt;bakma içeri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sesleri,&lt;br /&gt;seslerimi geri ver..&lt;br /&gt;duyamıyorum hiçbir şeyi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18.10.2010 18.01&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6292708606784922966?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6292708606784922966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6292708606784922966&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6292708606784922966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6292708606784922966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/10/blog-post_18.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6131582521381443213</id><published>2010-10-18T11:36:00.004+02:00</published><updated>2010-10-18T11:41:25.035+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SİNEMA-FESTİVAL FİLMLERİ'/><title type='text'>“Eat Pray Love”</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLwVpzYk38I/AAAAAAAACsA/pP8lK2lESLY/s1600/eat_pray_love_ver2_xlg.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLwVpzYk38I/AAAAAAAACsA/pP8lK2lESLY/s400/eat_pray_love_ver2_xlg.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529318250416234434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; "YE, DUA ET, SEV"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAPIM BİLGİLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Eat Pray Love/Ye Dua Et Sev”in baş kahramanı Liz Gilbert (Julia Roberts) bir yandan kendi gerçek iç dünyasını yeniden keşfedip, onunla tekrar bağ kurarken, bir yandan da dünyayı meraklı gözlerle gezmeyi arzu eden modern bir kadındır. Boşanmasının ardından bir yol ayrımına gelen Gilbert, işinden bir yıllığına izin alarak, karakterine hiç uymayan bir şekilde güvenli limanından çıkacak, hayatını değiştirmek için her şeyi riske atacaktır. Harikulade ve egzotik seyahatleri sırasında, İtalya’da yemek yemeğinin yalın zevkini, Hindistan’da duanın gücünü, ve son olarak, beklenmedik bir şekilde, Bali’de ise içsel huzur ile aşkın dengesini yaşar. İlham verici gerçek bir hikayeye dayanan “Eat Pray Love/Ye Dua Et Sev” insanın kendini serbest bırakıp dünyayı görmesinin gerçekten de birden fazla yolu olduğunu kanıtlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Columbia Pictures bir Plan B Entertainment yapımı olan “Eat Pray Love/Ye Dua Et Sev”i sunar. Filmin başrollerini Julia Roberts, James Franco, Richard Jenkins, Viola Davis, Billy Crudup ve Javier Bardem paylaşıyor. Ryan Murphy’nin yönettiği filmin yapımını Dede Gardner, yönetici yapımcılığını ise Brad Pitt, Stan Wlodkowski ve Jeremy Kleiner üstlendi. Senaryosunu Ryan Murphy ile Jennifer Salt’un kaleme aldığı “Eat Pray Love/Ye Dua Et Sev” Elizabeth Gilbert’ın kitabına dayanıyor. Filmin görüntü yönetimi ASC’den Robert Richardson, yapım tasarımı Bill Groom, kurgusu Bradley Buecker, kostüm tasarımı Michael Dennison, müziği ise Dario Marianelli’nin imzasını taşıyor. Filmin müzik amirliğini PJ Bloom gerçekleştirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLwVw9B33LI/AAAAAAAACsI/ryz-2Bu14BI/s1600/eat-pray-love-movie-poster.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 284px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLwVw9B33LI/AAAAAAAACsI/ryz-2Bu14BI/s400/eat-pray-love-movie-poster.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529318373264448690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;YAPIM HAKKINDA&lt;br /&gt;Julia Roberts, Elizabeth Gilbert’ın anı kitabı “Eat Pray Love/Ye Dua Et Sev”i 2006 yılında, ilk yayımlandığında okuduktan sonra en iyi arkadaşlarından birine gönderdi. Kitabı aynı zamanda okudular ve hikayeyle aralarında hemen bir bağ kuruldu. “Herkesin bir yolculuğu, hayatlarında, kim olduklarını ve ne aradıklarını yeniden belirleme ihtiyacı duydukları bir an vardır” diyor Roberts ve ekliyor: “Liz’in yolculuğu çok özel ve çok görsel ki bunlar onu bir öykü olarak çok cazip kılıyor, ama diğer yandan da herkese uyarlanabilecek evrensel bir hikaye”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gilbert’ın anıları –kendini tanımlayan bir her şeyi arayış– olağanüstü bir başarı kazanarak ABD’de 6 milyon 200 bin adet sattı ve 40 dile çevrildi. Roberts’ı kitabın yanı sıra projeye çeken şey, filmin yönetmeni ve ortak yazarı Ryan Murphy’yle çalışma fırsatıydı. Aktris bu konuda şunları söylüyor: “Kitabın yaşam deneyimlerinden, yanıtlar arayışından ve insanların hayatlarımızda ne kadar anlamlı olabileceklerinden söz ediş biçimi çok hoşuma gitti. Bence gerçekten çok coşkulu bir hikaye. Bunun bir parçası olmak harika; hele hele yönetmen koltuğunda Ryan varken. Çok keyifli bir projeydi”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok, Altın Küre ödüllü televizyon dizileri “Nip/Tuck” ve “Glee”yle tanınan Murphy keskin ve gerçekçi diyaloglarıyla övgü topladı. Murphy, filmin senaryosunu daha önce “Nip/Tuck”ta birlikte çalıştığı Jennifer Salt’la beraber kaleme aldı. “Ryan ve Jennifer kitaba çok saygılı bir uyarlama yaptılar” diyen Roberts, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ryan gerçekten de Liz Gilbert’la tam bir uyum içindeydi, onunla sık sık konuştu; kitaba olabildiğince sadık kalmaya çalıştılar. Bir kitabı sinemaya uyarlarken bazı şeylerin biraz farklılaşması gerekir, ama biz kitabın omurgasını, yani Liz’in kendi kendini keşfetme yolculuğunu her zaman koruduk”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murphy, “Kitabın güzelliği ‘Kutunuzdan çıkın’ diyor olması, ki sanırım hepimizin projede yer almak istemesinin nedeni de buydu. Bu fikir çok hoşuma gitti. Benim için çok kişiseldi çünkü seçimlerimde çok katı olabiliyorum, gün be gün aynı modeli tekrar ediyorum. Örneğin, Julia’nın Roma’da bir öğleden sonrayı yerde mükemmel bir yemek yerken geçirdiği sahneye bayıldım. Günlük hayatımda bunu düşünüyorum; küçük deneyimlerin tadını çıkarmaya çalışıyorum ve günün bir sonucu olmamasına gayret ediyorum. Bu projenin parçası olmanın kişisel düzlemde bana öğrettiği şey bu” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salt ise şunları söylüyor: “Ryan bana kitabı verirken filmle ilgili hiçbir şey söylemedi, sadece bir arkadaş olarak okumamı tavsiye etti. Bana, ‘Bu kitabı okuyorum ve sanki seni konuşurken dinliyormuş gibi hissediyorum. Çok seveceksin’ dedi. Gerçekten de hayran kaldım çünkü dürüst ve özgündü. Ryan bana kitabın haklarını satın alacağını ve senaryosunu benimle birlikte yazmak istediğini söyledi… Benim için büyülü bir andı”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın kişinin kendi özüne sadık olması teması hem hikaye hem de senaryonun lokomotifi oldu. Gilbert her ne kadar egzotik ve güzel seyahatler yapıyor, dünyayı dolaşıyorsa da, bunlar hikayenin sadece bir bölümü. Kitabın çok büyük bir kitleye hitap etmesinin nedeni, Gilbert’ın içsel yolculuğunun, kendini keşfetme arayışının son derece gerçek, ve her yerde yapılabilecek  olması. Gardner bu konuda, “Liz Gilbert’ın bilinmeyene duyduğu merak benim için etkileyici olan şeylerden biriydi. Hemen ilerinizdeki bir köşeyi dönüp hiç tanımadığınız biriyle tanışabilir, ya da yeni bir dil, kültür, yemek ya da davranış biçimi öğrenebilirsiniz”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında, fiziksel yolculuklar ile içsel yolculuk arasındaki dengeyi bulmak kitabın sinemaya uyarlanmasında kilit noktayı oluşturuyordu. Hikayede dramanın ilerlemesini sağlayan öğe Liz’in New York’tan İtalya, Hindistan ve Endonezya’ya seyahatleriydi; yapımcılar için Liz’in dünyanın dört bir yanını tek başına dolaşmakla kendi kendine meydan okuyuşunu yansıtmak önemliydi: “Yalnızsınız ve bu kolay değil” diyor Gardner ve ekliyor: “Hikayeyi sayfalardan koparıp sinemada hayat bulmasını sağlayan şey işte bu tema”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murphy ve senarist ortağı Jennifer Salt, uyarlamayı kaleme alırken Roberts ve Gardner’la beyin fırtınası toplantıları yaptılar; gerek Roberts gerek Gardner kitabın kendilerine en yakın gelen bölümlerine katkılarda bulundular. Elbette fikirler sık sık örtüştü ama her birinin hikayeyle kişisel olarak özdeşleştiği anlar da vardı. Bu samimi tartışmalar filmin senaryosunun hazırlanışına temel oluşturdular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murphy ve Salt için önemli bir başka kaynak da, doğal olarak, yazar Elizabeth Gilbert’tı. Yazım sürecinde, Murphy ve Gilbert düzenli olarak e-postayla yazıştılar; senaristlerin ne zaman karakterin motivasyonuyla ilgili bir soruları olsa, yazarın kendisi onlara faydalı bir müttefik oldu. Örneğin, filmin İtalya bölümünü yazarken, Murphy ve Salt’un algılayışı, Liz’in tüm İtalyan arkadaşlarıyla birlikte olduğu Şükran Günü yemeğinin filmdeki bütün hareketin kilit noktası olduğu yönündeydi. Gilbert için bu yemeğin bu kadar önemli oluşunun nedeni neydi? Yazarın buna yanıtı, o anda, yani yolculuğunun en başında, kendi için mutluluğu hissedip hissedemeyeceğinden emin olmadığı, ama başkaları için mutlu olabileceğinden emin olduğuydu. “Bize o anın hayatın bir kıvılcımı gibi olduğunu söyledi” diyor Gardner ve ekliyor: “İşte böyle anlar bize çok yardımcı oldu, hikaye anlatımında ilerlememize çok katkı sağladı”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha en başta, Gardner kitabı ilk okuduğunda, kafasında Elizabeth Gilbert’ı canlandıracak tek isim Julia Roberts’tı. Yapımcı bu konuda şunu söylüyor: “Benim için çok açıktı; bu, Julia Roberts olmalıydı. Daha önce Julia’yla hiç çalışmamıştım ama yeteneğine hayran kaldım. Bu rolde, çaresizlikten sertliğe, kararsızlıktan özgüvene, her türlü kimliğe bürünüyor. Liz’in ne zaman zayıf düştüğünü ve kendini akışa bıraktığını anlıyor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Tahmin edebileceğiniz gibi, Liz çok çeşitli duygular yaşıyor çünkü hikaye onun hayatının bir yılını kapsıyor” diyor Roberts ve ekliyor: “Boşanma, birileriyle çıkma, seyahat etme, yabancı insanlarla tanışma ve ne yapacağını bilememe durumları arasında gidip geldiği için, bana karmaşık ve büyüleyici bir karakter canlandırma anlamında harika bir fırsat sundu”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roberts sözlerini şöyle sürdürüyor: “Liz filmin başında biraz çöküntü içinde ama bunun nedeninden emin değil. O bir gezgin; her zaman seyahat etmiş. Dolayısıyla, çantalarını toplamak onun için içgüdü gibi bir şey. Yaptığı şeyi herkesin yapamayacağı aşikar, ama aslında konu bu değil. Filmde onun dünyayı gezişini izlemek eğlenceli olsa da hikayenin özünde kendi kendini sınaması ve hayattan ne beklediğini çözmeye çalışması yer alıyor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roberts böyle bir derin düşünme sürecinin kolay olmadığını, zaten Gilbert’ın yolculuğunu çarpıcı kılan şeyin de bu olduğunu söylüyor: “Kendisine bu şekilde zaman ayırması son derece ilginç ve diğer insanlar için de ilham verici. Bence bu cesur ve hayran olunacak bir hareket. Çok yoğun ve hareketli bir dünyada yaşıyoruz; dolayısıyla, şöyle bir durup kendiniz için neyin doğru olduğunu anlamaya çalışmak iyi bir şey”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde Liz’in en iyi arkadaşı Delia’yı canlandıran Viola Davis de Liz Gilbert ile Julia Roberts arasındaki bağlantıyı gördüğünü söylüyor: “’Eat Pray Love/Ye Dua Et Sev’i okurken, kendi kendime, Liz ne kadar muhteşem olduğunun muhtemelen farkında değil diye düşündüm. Bir odaya girer girmez arkadaşlar edinebilir. Julia için de böyle düşünüyorum; insanlar onun ruhuna çekim duyuyorlar. O bir ışık”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roberts Roma’da gerçek Elizabeth Gilbert’la tanışma fırsatı buldu. Aktris bu konuda şunları aktarıyor: “Ryan’ın onunla ön yapım sırasında teması oldu ama ben onu canlandırırken içgüdülerimle hareket etmenin, onunla tanıştığım an itibariyle çekimlerin epeyce bir bölümünü geride bırakmış olmamın önemli olduğunu düşündüm. O çok ama çok tatlı biri; harika bir konuşma şekli ve çok özel bir tarzı var. Ben onu taklit etmek istemedim. Çok güzel bir insan”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapımcılar için, başrolün Julia Roberts’a verilmesi gibi, çekimlerde Gilbert’ın yolculukları sırasında gittiği yerlerin gerçek mekanlarının kullanılması da tek seçenekti. Murphy, “Bu bizim kutsal kasemizdi; mümkün olduğu ölçüde Liz Gilbert’ın gittiği yerlere gidecektik. Bazıları kolaydı, özellikle de Liz’in Roma’da ziyaret ettiği ünlü bazı yerler” diyor. Diğer yerler konusunda da, Murphy, şanslı olduklarını, (Bali sekansının kilit karakterlerinden biri olan) Ketut Liyer’in kendi evinde çekim yapma imkanı bulduklarını aktarıyor: “Ön yapım sırasında farklı ülkelere üçer kez giderek en doğru mekanları bulmak için çok zaman harcadık. Kontrolümüzün dışındaki nedenlerden ötürü gerçek mekanlarda çekim yapamadığımız durumlarda, oranın inanılmaz sayıda resmini çekerek orayı başka bir yerde yeniden yarattık. Kitap çok iyi tanındığı ve sevildiği için, benim açımdan, yazarın gittiği yerlere sadık kalmak önemliydi”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hindistan sekansında kilit bir rol olan Teksaslı Richard’ı canlandıran Richard Jenkins bu egzotik mekanlarda çekim yapabilmelerinin film için ne anlama geldiğini şu şekilde açıklıyor: “Orta batının küçük bir kasabasında büyüdüm. Küçük bir çocukken dünyayı filmler aracılığıyla görüyordum. Filmler sayesinde başka türlü asla gidemeyeceğim yerlere gittim. Kısacası, Hindistan’daki o çekimleri başka bir yerde yapamazdınız. O sıcak iklim, o his, o hava, insanlar bambaşka bir titreşime sahip”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat yapım ekibi gerçek mekanlarda çekim yapmakla kalmadı, kronolojik sırayı da koruyarak önce New York, sonra İtalya, ardından Hindistan ve son olarak da Bali’de çekim yaptılar.  Roberts’a göre, bu yaklaşım onun performansına da katkı sağladı: “Liz’in yaşadığı tüm duygusal tepkilerin aynısını biz de yaşadık. İnanılmaz bir deneyim oldu”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ryan ve Dede’yle konuşmalarımız açıkça gösterdi ki bu uluslararası mekanların her birinin çok özel bir yanı vardı ve insanlar filmi izlemeye geldiklerinde Liz’inkine benzer bir yolculuğa çıkmak isteyeceklerdi” diyor yönetici yapımcı Stan Wlodkowski ve ekliyor: “Dolayısıyla, gerek yapım ekibi gerek stüdyo yöneticileri çekimlerin New York, İtalya, Hindistan ve Bali’de yapılması, Liz’in kitabındaki yolculuğuyla aynı sırayı takip etmesi gerektiğinde hemfikirdiler. Kariyerim boyunca bir daha asla böyle bir programım olacağını sanmıyorum. Kelimenin tam anlamıyla dört ayrı film yapıyorduk”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önlerindeki ilk zorluklardan biri filmin çekim programını oluşturmaktı. Yapımcıların sadece oyuncuların müsaitliğini değil, mekanlardaki hava şartlarını, set ekiplerini ve seyahatleri de hesaba katmaları gerekiyordu. Uluslararası mekanlardan bazılarında sinema altyapısı mevcuttu ve daha önce filmlere ev sahipliği yapmışlardı; ancak, Bali gibi bazı yerlerde daha önce bu kadar büyük çaplı bir film çekimi gerçekleştirilmemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“New York’ta çekimlere başladığımız andan itibaren, dünyanın bir yerinde açık bir yapım ofisimiz her zaman vardı. Bu film günün 24 saati çalışıyordu. Casting ofislerimiz, sanat departmanlarımız, inşaat departmanlarımız ve kostüm departmanlarımız tüm küreye yayılmıştı” diyor Gardner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NEW YORK&lt;br /&gt;Çekimlere New York’ta başlandı. Burada Liz’in uzaklara gitme ihtiyacı duymasının nedenleri, biri eski kocası Stephen diğeri sevgilisi David olmak üzere, iki erkekle yaşadığı ilişkiler doğrultusunda irdelenip netleştirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gardner, Stephen rolü için doğru oyuncu seçmenin çok önemli olduğunu belirtiyor: “Aşkları bitmiş bir çift söz konusu; maddi açıdan durumları iyi ama hayattan farklı şeyler istiyorlar. Beraber olmak için yaratılmamışlar; ama bu durum geçmişteki birlikteliklerini değersiz ya da anlamsız kılmıyor. Stephen rolü için doğru oyuncuyu seçmek elzemdi çünkü hem çiftin ilk başta neden birbirlerine aşık olduklarını hem de bu aşkın neden bittiğini bir şekilde yansıtmalıydık. Bu süreç normaldir; insanlık hâlidir; daha önce olmuştur ve gelecekte de olacaktır. Bu tür bir olay kötü bir adam gerektirmez”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rolü Billy Crudup üstlendi. “Hikaye size evliliklerinin tüm aşamalarından kesitler sunuyor” diyen aktör, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Nasıl birlikte olmaya başladıklarına dair bir fikir ediniyorsunuz, ama çoğunlukla Liz’in yaşadığı krizin başlangıç dönemlerini, ve tuhaf bir şekilde, Stephen’ın Liz’in kendi yoluna gitmesine, kendini keşfetme yolculuğuna çıkmasına destek oluşunu görüyorsunuz”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;James Franco’nun canlandırdığı David, Liz’e tapıyor ve Liz’in hayatından yok olduğunu sandığı tutkuları tekrar alevlendiriyor. Gardner, kocasından ayrıldıktan sonra Liz’in çıktığı kişiden hoşlanmadığınız takdirde hikayenin başarısız olacağına yürekten inandığını belirtiyor ve şunu söylüyor: “Dünyada bu rolü oynayacak başka kimse yoktu. James çok yakışıklı ve seksi, ama aynı zamanda çok da zeki. Kocaman bir yüreğe ve cömert bir ruha sahip”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“David ile Liz tanıştıklarında, Liz birçok düzeyde arayış içinde” diyor Franco ve ekliyor: “Romantik anlamda biriyle bağlantı kurmanın yolunu ararken, hayatında daha derin, daha ruhani bir anlam bulmanın da peşinde. Belki sürecek bir ilişki değil onlarınki, ama Liz’in yolculuğa başlamasını sağlamak anlamında bu ilişki olumlu şeyleri beraberinde getiriyor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çift olarak aralarında çok çabuk bir yakınlaşma olması gerekliliği Franco ve Roberts için zorluk teşkil ediyordu. Franco bu konuda, “Birlikte çektiğimiz ilk sahnede öpüştük ve günün sonu gelmeden önce de ayrılmıştık. Çok yoğundu” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liz’in iç dünyası, vicdanı ve mantığının sesi (Oscar® adayı aktris Viola Davis’in canlandırdığı)  en iyi arkadaşı ve yayıncısı Delia’yla bize aksediyor. Delia karakteri Liz’in kitabında söz ettiği kız arkadaşlardan oluşan destek grubunun bir derlemesi gibi. Davis’in bu konudaki yorumu şöyle: “Delia, Liz’i dinleyecek kadar açık görüşlü. Liz’le aynı görüşte olmasa bile onun yanında yer alıyor ve onun tarafını tutuyor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Viola çok muhteşem bir aktris” diyor Gardner ve ekliyor: “Çok komik ve rolünün gerektirdiği yerlerde göz kamaştırıyor. Öte yandan, sahnelere ağırlık da getiriyor; örneğin, Liz’in dünyayı dolaşacağını söylediği sahneye”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davis, kitabı okurken, onu dünyanın dört bir yanındaki okurlar için neyin ilginç kıldığını hemen gördü. “Bir arkadaşım, hayatımın bu kitabın bana yardım edeceğini düşündüğü bir döneminde onu bana hediye etti. Bir ilham kaynağıydı; açıktı, cesur ve dürüst olduğu için insanlara hitap ediyordu; çok derindi ama fazla derin değildi” diyor aktris.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murphy’nin daha en başından itibaren filmin New York bölümü için niyeti, sanki Liz o çevreden kaçabilmek için yanıp tutuşuyormuş gibi, klostrofobik bir his yaratmaktı. New York şehrinin içindeki ve çevresindeki mekanlar arasında Manhattan caddeleri, Tribeca (Delia’nın ofisi), Brooklyn (Delia’nın lüks evi ve Çamaşırhane), East Village ve Long Island’daki Cold Spring Limanı bulunuyordu. Stephen ile Liz’in boşanma avukatı önündeki yüzleşme sahnesi 6. caddedeki bir ofis binasının 36. katında çekildi. Ofisin penceresinden Empire State Building’in nefes kesici manzarası görülüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra, dünyanın birçok yerine “Eat Pray Love/Ye Dua Et Sev” seyahatine çıkacak ve buralarda yerel set ekipleriyle çalışacak olan 40 Amerikalı için “Bon Voyage” (İyi Yolculuklar) vakti geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İTALYA&lt;br /&gt;İtalya, özellikle de Roma, Liz Gilbert’ın ruhunun beslenmeye başladığı yerdir. Yemek yemenin, arkadaşlarıyla felsefe yapmanın ve “dolce far niente”nin (hiçbir şey yapmamanın tatlılığı) yalın zevkine varmak için hayatına bir ara verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roberts’a göre “Roma kollarını açmış size hoş geldiniz diyor. Burada çeşitli kereler çalışacak kadar şanslı oldum. Sizi kucaklayan bir kent ve Liz’in yolculuğunda ilk durak olmak için harika bir seçim”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gardner ise şunu söylüyor: “Roma’da her şey ânı yaşamak etrafında döner; bu, Amerikalıların pek beceremediği bir şeydir. Ama Roma sizi ânı yaşamaya zorlar. Bu çok değerli bir şey; bir kez hayal kırıklıklarını aşıp oraya yerleştiniz mi İtalyanların doğru bir şey peşinde olabileceğini düşünürsünüz”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liz Gilbert’ın arkadaşlarını sıcak kanlı bir Avrupalı oyuncu topluluğu canlandırdı. Gardner, Liz ile İtalyan sırdaşlarını hayata geçirmek için Julia Roberts ve rol arkadaşlarının sergilediği türde bir uyumun sahte olamayacağını söylüyor. Giovanni’yi oynayan Luca Argentero gibi oyuncular karakterlere mükemmel yakıştılar. “Ne zaman bir oyuncu seçseniz, senaryoda arkadaş olacağı kişiyle sayfalarda yazanın ötesinde bir bağ kurmasını umarsınız. Hele hele bir grup arkadaşı canlandıracak oyuncular seçerken işiniz daha da zordur. Ama bizim seçtiğimiz oyuncular hem işlerinde hem de insan olarak muhteşemdiler. Her zaman onlarla aynı masada olmak istedim” diyor Gardner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Argentero ise şunu ekliyor: “İtalyanlar, gezginler için bire bir; herkese açıklar. Biz İtalyanlar stresi kötü bir hastalık olarak görürüz. Liz durup düşünebileceğini, keyif alabileceğini, kendini şımartmayı ve endişelenmemeyi öğreniyor. İtalya’yı onun yolculuğunun ilk durağı olmak için mükemmel kılan şey bu”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya’da, Liz aniden diğer insanların neşesini fark eder. Yakın dostları Giovanni ve (ödüllü İskandinav aktris Tuva Novotny’nin canlandırdığı) Sofi’nin birbirlerine çekim duymaya başladıklarına tanık olur. Arkadaşları Giulio (Andrea Di Stefano) ve Maria’nın (Elena Arvigo) mutlu ve çocuklu evliliklerini sürdürüşünü izler. Luca Spaghetti (Giuseppe Gandini) ve Giovanni’nin eleştirel annesi Ruffina’nın (Lydia Biondi) tavsiyelerine kulak verir. Tüm bunlar olup biterken, tabaklarda afiyetle yenen birer lezzet yumağı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Di Stefano bu konuda, “Yemek yemek biz İtalyanlar için bir merasimdir. İtalyan kültüründe her şeyin yiyecekle ilgisi vardır. Kültürün bu parçası nesilden nesle geçer” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Novotny ise şunu ekliyor: “Liz ve Sofi bu yabancı ülkede yollarını bulmaya çalışırken, tam anlamıyla sudan çıkmış balık gibiler. İtalyan kültürü sarılmanın, öpmenin ve kendini ifade etmenin normal kabul edildiği açık bir kültürdür. Bana göre, hem Sofi hem de Liz, hayatlarının tamamen başka başka noktalarında olmalarına rağmen, bunu ferahlatıcı buluyorlar”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roberts’ın yorumu ise şöyle: ”Roma’da Liz’in yakın arkadaş çevresini oluşturan grup gerçekten coşkulu karakterlerden oluşuyor. Makineli tüfek gibi konuşulan İtalyanca, bol bol makarna ve şarap eşliğinde beraber yer aldığımız tüm sahneler eğlenceliydi”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce hit yapım “Julie &amp; Julia”da da uzmanlığını sunmuş olan, başarılı yemek stilisti  Susan Spungen, Roma sekanslarının tüm çekimleri boyunca oradaydı ve filmde görülen tüm lezzetleri o yarattı. Stilistin filmdeki zorlu görevlerinden biri kilit öneme sahip, dokunaklı Şükran Günü yemeğini de tüm garnitürleriyle birlikte hazırlamaktı; Spungen bu sekansın çekimi için toplamda yirmi tane hindi pişirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncular ve çekim ekibi sette her gün bir akşam önce yedikleri birbirinden leziz makarna, balık ve et yemeklerinden söz ediyorlardı. Restoran tavsiyeleri almış başını gidiyordu, tıpkı ekipteki herkesin kiloları gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HİNDİSTAN&lt;br /&gt;Eğer Roma, Liz’in eski hayatını geride bırakıp yalnız olmaktan mutluluk duymayı öğrendiği yerse, o zaman Hindistan da bambaşka bir dünyaya adım attığı yerdir. Hayattan keyif alabileceğini öğrenmiş olan Liz, tekrar ayaklarının yere basması gerektiğini hisseder. Gardner’ın açıkladığı gibi, Liz dolce far niente’den (hiçbir şey yapmamanın güzelliği) çok daha derin bir şey deneyimlemeye doğru ilerliyor. “Hindistan çok hareketli bir yer; oysa Liz sükunet için orada” diyor yapımcı ve ekliyor: “Amacı meditasyon yapmak ve içine dönmek. Ashram’ın (Ashram: Hint kültüründe, öğrencinin bir guru rehberliğinde ruhani eğitim alabileceği mabet) temsil ettiği ve Teksaslı Richard’ın ona sürekli olarak söylediği şey de kesinlikle bu: Liz’in her şeyi kontrol etmeye çalışmaya son vermesi gerekiyor. Bunu yapmayı mutlaka kesmeli”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roberts ise şunu söylüyor: “Liz, Hindistan’a sırt çantalı genç bir kız gibi giriyor; bir Ashram’a gidip huzur bulma hayali içinde. Bulduğu şey ise bunun o kadar da kolay olmadığı”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sekansı yazarken, senaryo ekibi kişisel deneyimlerinden de yararlanabildi: Jennifer Salt, genç bir kadınken, yukarı New York’taki bir Ashram’da eğitim görmüştü. “Hikayenin o bölümü benim için son derece kişisel; haliyle, en büyük tutkuyu o kısım için hissettim” diyen Salt, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ashram’da, kalbi ve zihni temizlemek için meditasyonlar ve uygulamalar öğreniyor, istediğiniz türde sevgi ve anlayışı kazanıyorsunuz. Ama burada, bir gurunun, o noktaya erişmiş birinin varlığı da söz konusu. Açıklaması zor, ama oradayken aşkın nasıl bir his olduğunu anlıyor, onu içinizde hissediyorsunuz çünkü çevreniz onunla kaplı”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm o karmaşanın içinde, Oscar® adayı Richard Jenkins’in de ekibe katılması ortama taze bir soluk getirdi. Gerek oyuncuların gerek çekim ekibinin gelişini memnuniyetle karşıladığı Jenkins, filmde Liz’in Ashram’daki  beklenmedik dostu ve sırdaşı olan Teksaslı Richard’ı canlandırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çekimler başladıktan haftalar sonra, birden bire aramıza müthiş bir insan olan Richard Jenkins katıldı. Karakterini ustalıkla canlandırdı. O ve Julia birlikte yer aldıkları, Richard’ın Ashram’ın yemek salonunda Liz’e ilk kez ‘erzak’ diye hitap ettiği, ilk sahneden itibaren aynı frekanstaydılar” diyor Gardner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Richard Jenkins’in yorumu ise şöyle: “Teksaslı Richard inandığı şeyler hakkında çok tutkulu, düşündüğünü söylüyor ve geri adım atmıyor; ama Liz de çetin ceviz. Richard onda kendisinden çok şey görüyor ve o yüzden de yumuşamıyor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Teksaslı Richard ve Liz, genç kadın daha oraya ilk geldiğinde çatışıyorlar: Richard hiç vakit kaybetmeden onunla dalga geçiyor” diyor Roberts ve ekliyor: “Bu, Richard’ın Liz’e yol gösterme şekli; onda kendinden bir şeyler görüyor. Richard Jenkins bu karakteri çok mizahi bir şekilde hayata geçirdi. Sürekli olarak o adama karşı durmak harika bir deneyimdi. Gerçekten bir keyifti”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rolü oynamadan önce, Jenkins’in, bu yılın başında vefat eden gerçek Teksaslı Richard’la konuşma fırsatı oldu. Gerçek insanları canlandıran çoğu oyuncu gibi, Jenkins de yazıldığı şekliyle role kendi yorumunu getirmek istediğini, fakat senaryoyu okuduktan sonra bu fikrini değiştirdiğini söylüyor: “‘Bu adamla tanışmalıyım’ diye düşündüm. Onu aradım, çok hoş, çok komik bir adamdı. Ona pek çok soru sordum. Hayatında çok şey kaybetmişti ve bunların çoğunun nedeni de kendi yaptıklarıydı. Bu durumla nasıl başa çıkarsınız? Hayatla nasıl barışır, olanları nasıl geride bırakır ve nasıl yolunuza devam edersiniz? İşte Ashram’da olma nedeni buydu. İnanılmaz bir adamdı Teksaslı Richard”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jenkins şöyle devam ediyor: “Ashram arayışta olan, olgunlaşmaya çalışan, korkularıyla yüzleşen, kendi hayatlarını yeniden gözden geçiren insanlar içindir. Bu insanlar iç huzuru bulmak isterler. Hepimiz isteriz ancak bazı insanlar bu konuda biraz daha girişkendir. Kolay değildir, çalışmayı gerektirir”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin Hindistan ayağında görev alan bir diğer isim de, Ashram’da Liz’le arkadaş olan 17 yaşındaki Hintli kız Tulsi’yi canlandıran genç aktris Rushita Singh’ti. Tulsi daha önce hiç tanımadığı bir adamla görücü usulü evlenmek üzeredir. İki ayrı dünyanın insanları olsalar da, Liz genç gelin adayında kendinden bir şeyler görür ve arkadaşlıkları birbirlerinin sırdaşı olmalarıyla yeni bir yön kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roberts bu konuda, “Tulsi rolündeki Rushita’yı Hint düğün kıyafetleri içinde görmek çok güzeldi. Nefes kesici bir kız. Düğün sekansının tüm yapım ve kostüm tasarımı çok giriftti. Kostüm tasarımcısı Michael Dennison ile yapım tasarımcısı Bill Groom’un olağanüstü yeteneklerinin bir kanıtıydı” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hindistan çekimlerinin büyük çoğunluğu Ashram’ın içinde gerçekleşti. Ülke çapında Hindu öğretilerine duyulan büyük inançtan ötürü içinde çekim yapılacak bir Ashram bulmak zordu.  Groom bu konuda şunları aktarıyor: “Hindistan’a çekimler başlamadan bir yıl kadar önce yönetici yapımcımız Stan Wlodkowski’yle birlikte gittik ve iki hafta boyunca tüm ülkedeki Ashram’ları taradık. Sonra, Hindistan sanat departmanımız, Yeni Delhi’nin iki saat kadar dışında bir Ashram’ın çekime izin verebileceğini bildirdi. O Ashram’ın Swami’siyle buluştuk. Bize Ashram’ın günlük faaliyetlerini aksatmadığımız sürece orada çekim yapabileceğimizi söyledi. Biz de öyle yaptık”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulun faaliyette olmadığı, cemaat üyelerinin film çekimleriyle iç içe geçmediği tek bir gün olmadı. Kültürler büyük ölçüde birbirinin sınırına girdi fakat sonunda uyumlu bir ortam oluştu. Film için Ashram’ın içine inşa edilen bazı yapılar çekimler bittikten sonra orada bırakıldı. Şimdi bu yapıların tadını Ashram’daki öğrenciler çıkartıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetici yapımcı Wlodkowski, “Ne zamanki ruhani ya da dini bir organizasyonun içinde çekim yapılacak olsa, zorluklar ortaya çıkar. Sizin yapmanız gereken bir iş vardır; ama aynı zamanda çok kişisel bir şey görüntülemektesinizdir ve bunu saygılı, doğru bir şekilde yaptığınızdan emin olmanız gerekir. Tüm set ekibi, gerek çekimler sırasında gerek çekimler dışında, orada uyulması gereken geleneklere karşı sürekli olarak duyarlılık gösterdiler” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ENDONEZYA&lt;br /&gt;Liz ancak İtalya’da kendini şımartmanın keyfini ve Hindistan’da iç huzurun gücünü öğrendikten sonra Bali’nin mesajı olan dengeye hazırdır. Roberts bu konuda şunları söylüyor: “Liz daha önce Bali’de bulunmuş. Bir gün geri döneceğine dair bir kehanet duymuş. Sanırım onu yolculuğunun son ayağı için oraya yönlendiren de bu. Bali’de öğrendiği denge arayışı, ilk gidişinde almaya pek hazır olmadığı bir ders. Zaten, hayatın düzlemsel ya da mantıklı olmadığını hepimizin öğrenmesi gerekiyor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liz’in Bali’ye vardığında beklemediği şey yeni bir aşkla karşılaşmaktır. Hayatını tersyüz etmesi gerektiğini hissetmesinin nedenlerinden biri bir ilişkiden yeni çıkmış olmasıdır; şimdi, Bali’de, kendi başına nasıl mutlu olacağını yeni yeni öğrenmiştir. Fakat Felipe’yle karşılaştığında, onu kafasından çıkaramaz. Hayatına Felipe’nin bütünüyle girmesine izin vererek yeni bulduğu gücü riske etmeye hazır mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu aşk hikayesinin fiziği, zaman kadar denenmiş ve gerçek” diyor Gardner ve ekliyor: “Liz hissettiği yeni aşkı sorguluyor ve ondan kaçıyor; ancak, bu yeni adamsız yaşayamayacağını fark ediyor ve çok geç olmadığını umarak ona geri dönüyor. Julia Roberts ile Felipe’yi canlandıran Javier Bardem arasındaki kimya mükemmeldi”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Julia Roberts’la çalışmak çok ilgimi çekti ama bir o kadar da gergindim” diyen Bardem, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ona gerçekten hayranım ve çalışmalarını da çok beğeniyorum. Fakat filmden önce onunla şahsen hiç karşılaşmamıştım. Filmin ilerleyen bölümünde oyuna dahil olacaktım ve işlerin ritmini bozmak istemedim. Julia bir insan ne kadar kucak açabilirse bana o kadar kucak açtı. Ayrıca çok komik bir kişi. İşine kendini öylesine veriyor ki adeta içiniz acıyor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roberts dünyanın dört bir yanına yayılan uzun çekimlerin Bali’de sonuna gelindiğinde Bardem’in projeye taze bir enerji getirdiğini aktarıyor: “Hepimize yeni bir enerji, neşe ve motivasyon sağladı. Felipe rolünde muhteşemdi çünkü gerçekten de çok insancıl ve doğal”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanyol olan Bardem, rol için Brezilya aksanı çalıştı. Oscar® ödüllü aktör, New York’taki provalar sırasında Felipe’ye ilham kaynağı olan Jose Nunes’in kendisiyle tanıştı. “Felipe rolü bildiğiniz Latin aşık tiplemesi değildi; Javier’nin de rolü bu şekilde canlandırmaya niyeti yoktu” diyor Gardner ve ekliyor: “Esas olan şu ki Felipe çocuklarını büyütmüş ve kalbi daha önce kırılmış biriydi. O, sakin ve komik bir adam ve hayatı basit bir şekilde yaşıyor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kitabı, senaryodan hemen sonra okudum. Hepimizin çok iyi bildiği bir şeyden, kırık kalplerden ve acıyı nasıl yeneceğimizden söz ediyor. Fakat hikayede mizah da var. Yüzde yüz özdeşleşebiliyorum. Ya kendimizden mutlu olmadığımız ya da insanların bizi kabul edip sevmesini istediğimiz için her zaman bir başkası olmaya çalışırız. Felipe çok temiz bir insan. Liz açısından, kendisine olduğu gibi olma özgürlüğü veren ve ona öyle olduğu için aşık olan biriyle tanışmak çok çarpıcı ve ferahlatıcı. Bu çok güçlü bir tema” diyor Bardem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsminin tercümesi “parlak ışık” olan Balili şifacı ve tıp adamı Ketut Liyer (sinemada yeni adım atan Hadi Subiyanto tarafından canlandırıldı) Liz’in Endonezya’daki yolculuğunda çok önemli bir yer tutar. Ketut’la Bali’ye yaptığı ilk ziyarette tanışan Liz’in oraya geri dönmesine neden olan Ketut’un sözleri ve bilgeliğidir. İkisinin arkadaşlığı bir uzmanlık alışverişidir: Liz bazı defterlerin transkripsiyonunu yapar ve ona İngilizce öğretir; bunun karşılığında, Ketut da Liz’i dinler ve ona en çok ihtiyaç duyduğu zamanlarda şifalı tavsiyelerde bulunur. “Ketut gerçekten önemli bir rol. Liz’in oraya dönüp Filipe’yi bulmasını sağlayarak hikayenin tetikleyicisi oluyor” diyor Gardner ve ekliyor: “Bu, Liz’in tam yol ayrımında olduğu bir an ve Liz bir karar veriyor. Kendini buna ikna edebilir ya da caydırabilir. Ancak, doğru sadece onun içinde, başkasının değil”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesine kilit bir rolü oynayacak aktörü bulmak zordu. Sonra, bir akşam, Jakarta’daki bir otelde Hadi Subiyanto adındaki flütçü, yapımcıların dikkatini çekti. Daha önce hiç oyunculuk yapmamış olmasına rağmen rol için okuma yapmak isteyip istemediğini, hatta Julia Roberts’ı tanıyıp tanımadığını sordular. Sonuç olarak, Subiyanto  kendini Bali’ye giden bir uçakta buldu. “Bu işi almak benim için büyük bir fırsat. Hayatımda başıma gelen ikinci büyük olay. İlki doğmuş olmam ve şimdi de bu. Çok mutluyum” diyor yeni aktör.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KOSTÜMLER VE TASARIM HAKKINDA&lt;br /&gt;Herhangi bir filmde, yapım tasarımcısı ile kostüm tasarımcısı filmin görünümünü tasarlarken yönetmenle yakın bir çalışma içine girerler. Buradaki anafikir perdeye yansıyacak görüntülerin hikayeyi ve karakterlerin gelişimini vurgulaması ve güçlendirmesidir. Yapım tasarımcısı Bill Groom ve kostüm tasarımcısı Michael Dennison için, “Eat Pray Love/Ye Dua Et Sev” dört ayrı filmin görüntülerini yaratmak demekti çünkü dört ayrı mekanda geçiyordu. Bu yolculuğun Liz’e neler getireceğine, bu yolculuğun setler ve kıyafetlerle nasıl güçlendirileceğine karar vermeleri gerekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Groom bu iş için Murphy ve Gardner’la mülakat yaptığında, parçası olmak istediği bir yaratıcı enerji sezdi. “İlk toplantımızda filmin çok ilginç bir süreç olacağına inanç duydum ve hayal kırıklığına da uğramadım” diyen Groom çekimler başlamadan altı ay önce film için hazırlıklarına başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murphy, Gardner, Wlodkowski ve Groom’un ön yapım aşamasında yaptıkları ilk şeylerden biri mekan keşfi yapmak üzere dünya turuna çıkmaktı. Elizabeth Gilbert’ın kitabında yazdığı yerlere seyahat ettiklerinden, yapım tasarımı için yaratıcı ilham kaynakları boldu. New York, Roma, Hindistan ve Bali’nin kendilerine özgü dünyalarını yansıtacak görüntü ve havayı temsil etmeleri için, Groom, sırasıyla Toprak, Hava, Ateş ve Su elementlerini esas alarak çizimlerine başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Groom, Brooklyn-New York’ta yaşadığı için filmin o kısmının tasarımı için ilham ona doğal bir şekilde geldi. New York’u toprak elementinin renk paletinde gördüğü için gri, siyah ve kahve tonları ile beton, granit ve taş materyallerine ağırlık verdi. Bunu yapmasındaki amaç, Liz’in kendini hapsolmuş hissettiği kasvetli hayatı yansıtmak ve hikayenin duygusal boyutunu vurgulamaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dennison’a göre, filmin başında, “New York en soğuk atmosfere sahip yer ve kostümler de bunu yansıtıyor. Filmde en az rengi onlar taşıyor. Solgun, renksize yakın bir dünya”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roma’dayken, Murphy filmin o bölümünün Liz’in yaşadığı ayrılıklardan dolayı duyduğu yoğun yalnızlığı yansıtacağı yorumunu yaptı. Groom için hava elementi bu boşluğa uygun düşüyordu. Bu sahnelerin çoğu sonbaharda geçtiği için 2000 yıllık şehirde çok rüzgar ve boşluk vardı. “Roma, Liz’in soluk aldığı yer” diyor Groom ve ekliyor: “Pencereleri açıyor, perdeler uçuşuyor ve o nihayet New York’taki hayatını geride bırakıp derin bir nefes alıyor ve yemek yemeğe başlıyor”. Filmin bu bölümünün New York sekansındaki renklerle tezat oluşturması için, Groom, “rüzgar ve havanın kremsi, hafif, beyaz renklerini” seçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dennison, Roma için sonbahar renklerini tercih etti. Bunun tek nedeni Liz’in o mevsimde orada olması değil, aynı zamanda Liz’i şehre ve sakinlerine yaklaştırmak istemesiydi; izleyiciler, kostümler sayesinde, Liz’in içinde bulunduğu ortamda rahat etmesiyle birlikte bir İtalyan kadınına dönüştüğünü görebilirler.  “İtalyanların cinselliğini, şehirleri, yiyecekleri, ve elbette giyim tarzlarında buram buram hissedebiliyorsunuz. Liz’in Roma’nın bir parçası olmaya başladığını hissetmesini istedim; zira İtalyan arkadaşlarının kullandıkları renk yelpazesi birbirlerini yansıtıyordu” diyor kostüm tasarımcısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hindistan’a yaptığı ilk keşif seyahatinde uçaktan dışarı adım atar atmaz, Groom için Hindistan’ın elementi ateştir. Liz hayatını kontrol altında tutmaktan vazgeçerken, duyguları kırmızıların ve turuncuların ışıltılı görüntüsüyle dışa vurur. Groom’un bir yerde okuduğuna göre, Hindistan dünyadaki en süslü yerdir; yolda kargo taşıyan bir kamyon gibi son derece sıradan bir şey bile bir renk ve doku cümbüşüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dennison, Hindistan sekansındaki kostümler için şunları söylüyor: ”Hindistan renklerin isyanı ile ruhani sükunetin kesiştiği bir yer hâline geliyor. Hindistan eşsiz ve mistik. Ruhaniliğin merkezi. İnsanlar kendilerini renklerin canlılığıyla ve renklerin getirdiği titreşimlerle çevreliyorlar ve böylece hayatlarında canlılık oluyor. Bazı durumlarda, renkleri güçlendirdik çünkü bir hikaye anlatıyoruz. O canlılık hissini yaşatmak, psikoloji ve bilinçaltı açısından çok önemliydi”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hindistan’da, şık bir düğün de tasarlayan Groom, bu fırsatı memnuniyetle karşıladığını ve yaratımının gerçek bir düğün sanılmasından büyük gurur duyduğunu söylüyor. ”Hindistan’da en mütevazı düğünler bile tüm cemaati içine alan, renkli, süslü ve coşkulu eğlenceler. Bizim düğünümüz yeterince ikna edici olmalı ki çekim yaptığımız yerdeki cemaatin bazı üyeleri kutlamaya davet edilmedikleri için biraz üzüldüler” diyor tasarımcı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Groom, Bali’de, doğal ortamın yoğun güzelliği karşısında kendinden geçti. Hikayenin bu bölümünde, Liz artık kendiliğinden gelen bir denge yakalamayı öğrendiği için, Liz ile Felipe arasındaki romantik yakınlaşmayı su elementinin mavi ve yeşil tonlarıyla süsleyen Groom, “Bali’ye vardığınızda, teraslanmış pirinç tarlalarına yansıyan gökyüzü, size gizlice sokuluyormuş gibi görünen gürül gürül akarsular, volkanik göller ve bakir kalmış kumsallar karşısında afallıyorsunuz. Ryan da ben de bunu filme bunu yansıtmak istedik” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liz, Bali’de, kendini coşkulu, özgür ve canlı hisseder; ve bu, kıyafetlerinin yoğun renk yelpazesinde ve tarzında kendini gösterir. Dennison’ın ifadesiyle, “Filmin en maceralı bölümü burası. Liz pek çok farklı duygu yaşıyor ve Felipe’ye duyduğu aşkta kırılganlığını ortaya koyuyor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapımcılar ellerinden gelen her yerde kitapta sözü geçen gerçek mekanlarda çekim yapmayı seçtiler. Her zaman mümkün olmasa da, bazı durumlar vardı ki yapımcılar için karşı konulmazdı. Örneğin, yapım tasarımcısı Bill Groom gerçek Ketut Liyer’le tanıştı ve ilham alabilmek için onun Bali’deki yaşam alanını gezdi. Ne var ki, Groom hemen gördü ki burayı daha iyi hâle getirebilirdi. Sonunda, “Ketut’un hâlen ailesinin dört nesliyle birlikte yaşadığı evinde çekim yapmakla kalmadık, Ketut’un Liz’e ilk Bali seyahatinde verdiği kendi yaptıüı resmin aksesuarını hazırlamak için Ketut’un gerçek resimlerinden birini kullanma fırsatı bulduk” diyor Groom.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin tüm mekanlarında, her bir ülkenin görüntüsünü hazırlamak için Groom ve Dennison yerel ekiplerle çalışarak sanat ve kostüm departmanları kurdular. Bali’de çeltik tarlası yaratan pirinç çiftçilerinden Hindistan’daki düğün için 100 tane sari diken kadın terzilere kadar tüm yerel sanatçılar filmi zenginleştiren setlere ve kostümlere ayrıntı, ustalık ve özgünlük kattılar; üstelik bu sanatçıların pek çoğu, hatta büyük çoğunluğu daha önce hiç bir filmde çalışmamıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6131582521381443213?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6131582521381443213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6131582521381443213&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6131582521381443213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6131582521381443213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/10/eat-pray-love.html' title='“Eat Pray Love”'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLwVpzYk38I/AAAAAAAACsA/pP8lK2lESLY/s72-c/eat_pray_love_ver2_xlg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-2102412482311343641</id><published>2010-10-17T13:03:00.002+02:00</published><updated>2010-10-17T13:05:05.760+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SİNEMA-FESTİVAL FİLMLERİ'/><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLrYINJBWPI/AAAAAAAACr4/sQ3hVkghOnI/s1600/foto%C4%9Fraf.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 274px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLrYINJBWPI/AAAAAAAACr4/sQ3hVkghOnI/s400/foto%C4%9Fraf.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5528969128028756210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"KEMİKLERİN CAMDAN DEĞİL, AMA HAYAT SENİ DE KIRABİLİR." AMELİE (2001)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-2102412482311343641?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/2102412482311343641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=2102412482311343641&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2102412482311343641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2102412482311343641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/10/blog-post_17.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLrYINJBWPI/AAAAAAAACr4/sQ3hVkghOnI/s72-c/foto%C4%9Fraf.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6910155934052901308</id><published>2010-10-14T09:38:00.009+02:00</published><updated>2010-10-14T16:08:18.931+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DELİ DENEMELER-İM'/><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLa5u1ajkeI/AAAAAAAACrw/c7cAtfZtBI4/s1600/henri-cartier-bresson04.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 223px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLa5u1ajkeI/AAAAAAAACrw/c7cAtfZtBI4/s320/henri-cartier-bresson04.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527809806907445730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;Dokundukça rüzgarına &lt;br /&gt;savrulacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçları sanacaksın önce,&lt;br /&gt;ufukta ince bir&lt;br /&gt;çizgi &lt;br /&gt;olana dek,&lt;br /&gt;göremeyeceksin aslolanı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savruldukça,&lt;br /&gt;sönecek...&lt;br /&gt;söndükçe,&lt;br /&gt;değişecek...&lt;br /&gt;herkes gibi bakacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmurlara koş şemsiyesiz,&lt;br /&gt;soğuk ve &lt;br /&gt;umarsız adımlarla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzüme bak..&lt;br /&gt;hepimiz eskiyor,&lt;br /&gt;hepimiz eriyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14.10.2010 Tuba Duran&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*fotoğraf: Henri Cartier-Bresson&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6910155934052901308?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6910155934052901308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6910155934052901308&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6910155934052901308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6910155934052901308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/10/blog-post_14.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLa5u1ajkeI/AAAAAAAACrw/c7cAtfZtBI4/s72-c/henri-cartier-bresson04.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8355367294138214844</id><published>2010-10-12T16:46:00.002+02:00</published><updated>2010-10-12T16:49:41.933+02:00</updated><title type='text'>?...</title><content type='html'>Bugün, web siteme google'da "mobbing günah mı" diye aratıp, giren şahıs..&lt;br /&gt;ben sana ne diyeyim.. ağlanacak halimize güleyim mi, ne yapayım?...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8355367294138214844?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8355367294138214844/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8355367294138214844&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8355367294138214844'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8355367294138214844'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/10/blog-post_12.html' title='?...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-1589940871304853852</id><published>2010-10-12T14:00:00.003+02:00</published><updated>2010-10-12T14:08:01.513+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>Le Rouge Et Le Noir</title><content type='html'>Eskiden bir bahar vardı, lavta ve arp,&lt;br /&gt;düşmezdi elimizden Le Rouge et Le Noir;&lt;br /&gt;üşürdü kadınlar, ellerimiz eldiven, &lt;br /&gt;atkıydı kollarımız engerek soğukta,&lt;br /&gt;karakışın ardından çözülürdü yumak:&lt;br /&gt;Tuz ve tütsü, kül ve duman, kelimeler,&lt;br /&gt;sesler ve tınılar ve gece: Gecenin&lt;br /&gt;sonunda ışık vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Le Rouge biraz daha kanadı sonra,&lt;br /&gt;Le Noir koyuldu biraz daha: Aynı&lt;br /&gt;çıplak at gelip sırtına aldıydı zamanı.&lt;br /&gt;Bir soru sorulsa, yanıt yerine yeni&lt;br /&gt;bir soruydu ağzımızdan çıkan,&lt;br /&gt;mağrurdu yüzümüz hala, ama kopmuştu&lt;br /&gt;bakışımız bizden: Ufukta seyreden&lt;br /&gt;dümensiz gemilerdik, bekliyorduk&lt;br /&gt;fırtınanın çökmesini üstümüze.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sancılandık böylece ve doğurduk yıldan&lt;br /&gt;yılı: Erkekler suskun ve kavruktular,&lt;br /&gt;bir düşün peşinde yenik. Sökülmüştü&lt;br /&gt;ağır ağır kurdukları imge ağı, çatlaktı&lt;br /&gt;sisli gözbebekleri. Kadınlar mi getirdi&lt;br /&gt;bu korkulukları, bu bürümcükten erken&lt;br /&gt;doğum kefenini, onlarla mı büyüyüp&lt;br /&gt;kurudu diktiğimiz ağaçlar? Eskiden&lt;br /&gt;bir bahar vardı, eskiden içimizde&lt;br /&gt;başlayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jim Morrison, Hendrix ve John Lennon&lt;br /&gt;yoktu artık; yoktu ``Göğe Bakma'' durağında&lt;br /&gt;şemsiyesiz bekleyen yağmur kadınları.&lt;br /&gt;Herkes bir 35 yaş şiiri yazdı kendi&lt;br /&gt;eksik hayatından, fethedeceğimiz dünya&lt;br /&gt;inanılmaz bir hızla geçmişe doğru&lt;br /&gt;kaydı: Üşümüyordu kimse şimdi,&lt;br /&gt;yanlış koruda düdük çalıyordu bekçiler.&lt;br /&gt;Eskiden bir bahar vardı, flüt&lt;br /&gt;ve keman, Le Rouge biraz daha kana,&lt;br /&gt;koyul biraz daha ey dipsiz Zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Enis Batur&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-1589940871304853852?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/1589940871304853852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=1589940871304853852&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1589940871304853852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1589940871304853852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/10/le-rouge-et-le-noir.html' title='Le Rouge Et Le Noir'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4852624080176003563</id><published>2010-10-10T11:50:00.008+02:00</published><updated>2010-10-10T12:40:09.780+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FELSEFE'/><title type='text'>Ecclesiastes /  "Güneşin Altında Yeni Bir Şey Yok"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLGXuQrUyvI/AAAAAAAACrY/-o10AdJam04/s1600/qohelet_e.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 308px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLGXuQrUyvI/AAAAAAAACrY/-o10AdJam04/s400/qohelet_e.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5526365038766770930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Her Şey Bomboş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;"Her şey boş, bomboş, bomboş!" diyor Derlemeci.&lt;br /&gt;Ne kazancı var insanın&lt;br /&gt;Güneşin altında harcadığı onca emekten?&lt;br /&gt;Kuşaklar gelir, kuşaklar geçer,&lt;br /&gt;Ama dünya sonsuza dek kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş doğar, güneş batar,&lt;br /&gt;Hep doğduğu yere koşar.&lt;br /&gt;Rüzgar güneye gider, kuzeye döner,&lt;br /&gt;Döne döne eserek&lt;br /&gt;Hep aynı yolu izler.&lt;br /&gt;Bütün ırmaklar denize akar,&lt;br /&gt;Yine de deniz dolmaz.&lt;br /&gt;Irmaklar hep çıktıkları yere döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey yorucu,&lt;br /&gt;Sözcüklerle anlatılamayacak kadar.&lt;br /&gt;Göz görmekle doymuyor,&lt;br /&gt;Kulak işitmekle dolmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce ne olduysa, yine olacak.&lt;br /&gt;Önce ne yapıldıysa, yine yapılacak.&lt;br /&gt;Güneşin altında yeni bir şey yok.&lt;br /&gt;Var mı kimsenin, "Bak bu yeni!" diyebileceği bir şey?&lt;br /&gt;Her şey çoktan, bizden yıllar önce de vardı.&lt;br /&gt;Geçmiş kuşaklar anımsanmıyor,&lt;br /&gt;Gelecek kuşaklar da kendilerinden sonra gelenlerce anımsanmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bilgelik Boştur&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ben Derlemeci, Yeruşalim'de İsrail kralıyken&lt;br /&gt;kendimi göklerin altında yapılan her şeyi bilgece araştırıp incelemeye adadım. Tanrı'nın uğraşsınlar diye insanlara verdiği çetin bir zahmettir bu.&lt;br /&gt;Güneşin altında yapılan bütün işleri gördüm; hepsi boştur, rüzgarı kovalamaya kalkışmaktır!&lt;br /&gt;Eğri olan doğrultulamaz, eksik olan sayılamaz.&lt;br /&gt;Kendi kendime, "İşte, bilgeliğimi benden önce Yeruşalim'de krallık yapan herkesten çok artırdım" dedim, "Alabildiğine bilgi ve bilgelik edindim.&lt;br /&gt;Kendimi bilgi ve bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı anlamaya adadım. Gördüm ki, bu da yalnızca rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Zevklerin Anlamsızlığı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendime, "Gel, zevki tat. İyi mi, değil mi, gör" dedim. Ama gördüm ki, o da boş.&lt;br /&gt;Gülmeye, "Delilik", zevke, "Ne işe yarar?" dedim.&lt;br /&gt;İnsanların göklerin altında geçirdiği birkaç günlük ömürleri boyunca, yapacakları iyi bir şey olup olmadığını görünceye dek, bilgeliğimin önderliğinde, bedenimi şarapla nasıl canlandırayım, akılsızlığı nasıl ele alayım diye düşündüm durdum.&lt;br /&gt;Büyük işlere girdim. Kendime evler inşa ettim, bağlar diktim.&lt;br /&gt;Bahçeler, parklar yaptım, oralara türlü türlü meyve ağaçları diktim.&lt;br /&gt;Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.&lt;br /&gt;Kadın, erkek köleler satın aldım; evimde doğan kölelerim de vardı. Ayrıca benden önce Yeruşalim'de yaşayan herkesten çok sığıra, davara sahip oldum.&lt;br /&gt;Altın, gümüş biriktirdim; kralların, vilayetlerin hazinelerini topladım. Kadın, erkek şarkıcılar ve erkeklerin özlemi olan bir harem edindim.&lt;br /&gt;Böylece büyük üne kavuştum, benden önce Yeruşalim'de yaşayanların hepsini aştım. Bilgeliğimden de bir şey yitirmedim.&lt;br /&gt;Gözümün dilediği hiçbir şeyi kendimden esirgemedim.&lt;br /&gt;Gönlümü hiçbir zevkten alıkoymadım.&lt;br /&gt;Yaptığım her işten zevk aldı gönlüm.&lt;br /&gt;Bütün emeğimin ödülü bu oldu.&lt;br /&gt;Yaptığım bütün işlere,&lt;br /&gt;Çektiğim bütün emeklere bakınca,&lt;br /&gt;Gördüm ki, hepsi boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.&lt;br /&gt;Güneşin altında hiçbir kazanç yokmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Bilgelik Akılsızlıktan Üstündür&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sonra bilgelik, delilik, akılsızlık nedir diye baktım;&lt;br /&gt;Çünkü kralın yerine geçecek kişi&lt;br /&gt;Zaten yapılanın ötesinde ne yapabilir ki?&lt;br /&gt;Işığın karanlıktan üstün olduğu gibi&lt;br /&gt;Bilgeliğin de akılsızlıktan üstün olduğunu gördüm.&lt;br /&gt;Bilge nereye gittiğini görür,&lt;br /&gt;Ama akılsız karanlıkta yürür.&lt;br /&gt;İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.&lt;br /&gt;"Akılsızın başına gelen, benim de başıma gelecek"&lt;br /&gt;Dedim kendi kendime, "Öyleyse kazancım ne bilgelikten?"&lt;br /&gt;"Bu da boş" dedim içimden.&lt;br /&gt;Çünkü akılsız gibi, bilge de uzun süre anılmaz,&lt;br /&gt;Gelecekte ikisi de unutulur.&lt;br /&gt;Nitekim bilge de akılsız gibi ölür!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Çalışmanın Anlamsızlığı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Böylece hayattan nefret ettim.&lt;br /&gt;Çünkü güneşin altında yapılan iş çetindi bence.&lt;br /&gt;Her şey boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.&lt;br /&gt;Güneşin altında harcadığım bütün emekten nefret ettim. Çünkü her şeyi benden sonra gelecek olana bırakmak zorundayım.&lt;br /&gt;Kim bilir, bilge mi olacak, akılsız mı? Güneşin altında bilgeliğimi kullanarak harcadığım bütün emek üzerinde saltanat sürecek. Bu da boş.&lt;br /&gt;Bu yüzden güneşin altında harcadığım onca emeğe üzülmeye başladım.&lt;br /&gt;Çünkü biri bilgelik, bilgi ve beceriyle çalışır, sonunda her şeyini hiç emek vermemiş başka birine bırakmak zorunda kalır. Bu da boş ve büyük bir hüsrandır.&lt;br /&gt;Çünkü ne kazancı var adamın, güneşin altında harcadığı bunca emekten, bunca kafa yormaktan?&lt;br /&gt;Günler boyunca çektiği zahmet acı ve dert doğurur. Gece bile içi rahat etmez. Bu da boş.&lt;br /&gt;İnsan için yemekten, içmekten ve yaptığı işten zevk almaktan daha iyi bir şey yoktur. Gördüm ki, bu da Tanrı'dandır.&lt;br /&gt;O'nsuz kim yiyebilir, kim zevk alabilir?&lt;br /&gt;Çünkü Tanrı bilgiyi, bilgeliği, sevinci hoşnut kaldığı insana verir. Günahkâra ise, yığma, biriktirme zahmeti verir; biriktirdiklerini Tanrı'nın hoşnut kaldığı insanlara bıraksın diye. Bu da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Her Şeyin Zamanı Var&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.&lt;br /&gt;Doğmanın zamanı var, ölmenin zamanı var.&lt;br /&gt;Dikmenin zamanı var, sökmenin zamanı var.&lt;br /&gt;Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var.&lt;br /&gt;Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.&lt;br /&gt;Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var.&lt;br /&gt;Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.&lt;br /&gt;Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var.&lt;br /&gt;Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.&lt;br /&gt;Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var.&lt;br /&gt;Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.&lt;br /&gt;Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var.&lt;br /&gt;Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.&lt;br /&gt;Sevmenin zamanı var, nefret etmenin zamanı var.&lt;br /&gt;Savaşın zamanı var, barışın zamanı var.&lt;br /&gt;Çalışanın harcadığı emekten ne kazancı var?&lt;br /&gt;Tanrı'nın uğraşsınlar diye insanlara verdiği zahmeti gördüm.&lt;br /&gt;O her şeyi zamanında güzel yaptı. İnsanların yüreğine sonsuzluk kavramını koydu. Yine de insan Tanrı'nın yaptığı işi başından sonuna dek anlayamaz.&lt;br /&gt;İnsan için yaşamı boyunca mutlu olmaktan, iyilik yapmaktan daha iyi bir şey olmadığını biliyorum.&lt;br /&gt;Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.&lt;br /&gt;Tanrı'nın yaptığı her şeyin sonsuza dek süreceğini biliyorum. Ona ne bir şey eklenebilir ne de ondan bir şey çıkarılabilir. Tanrı insanların kendisine saygı duymaları için bunu yapıyor.&lt;br /&gt;Şimdi ne oluyorsa, geçmişte de oldu,&lt;br /&gt;Ne olacaksa, daha önce de olmuştur.&lt;br /&gt;Tanrı geçmiş olayların hesabını soruyor.&lt;br /&gt;Güneşin altında bir şey daha gördüm:&lt;br /&gt;Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.&lt;br /&gt;İçimden "Tanrı doğruyu da, kötüyü de yargılayacaktır" dedim,&lt;br /&gt;"Çünkü her olayın, her eylemin zamanını belirledi."&lt;br /&gt;İnsanlara gelince: "Tanrı hayvan olduklarını görsünler diye insanları sınıyor" diye düşündüm.&lt;br /&gt;Çünkü insanların başına gelen hayvanların da başına geliyor. Aynı sonu paylaşıyorlar. Biri nasıl ölüyorsa, öbürü de öyle ölüyor. Hepsi aynı soluğu taşıyor. İnsanın hayvandan üstünlüğü yoktur. Çünkü her şey boş.&lt;br /&gt;İkisi de aynı yere gidiyor; topraktan gelmiş, toprağa dönüyor.&lt;br /&gt;Kim biliyor insan ruhunun yukarıya çıktığını, hayvan ruhunun aşağıya, yeraltına indiğini?&lt;br /&gt;Sonuçta insanın yaptığı işten zevk almasından daha iyi bir şey olmadığını gördüm. Çünkü onun payına düşen budur. Kendisinden sonra olacakları görmesi için kim onu geri getirebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dünyadaki Eziyetler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Güneşin altında yapılan baskılara bir daha baktım,&lt;br /&gt;Ezilenlerin gözyaşlarını gördüm;&lt;br /&gt;Avutanları yok,&lt;br /&gt;Güç ezenlerden yana,&lt;br /&gt;Avutanları yok.&lt;br /&gt;Çoktan ölmüş ölüleri,&lt;br /&gt;Hâlâ sağ olan yaşayanlardan daha mutlu gördüm.&lt;br /&gt;Ama henüz doğmamış,&lt;br /&gt;Güneşin altında yapılan kötülükleri görmemiş olan&lt;br /&gt;İkisinden de mutludur.&lt;br /&gt;Harcanan her emeğin, yapılan her ustaca işin ardında kıskançlık olduğunu gördüm. Bu da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.&lt;br /&gt;Akılsız ellerini kavuşturup kendi kendini yer.&lt;br /&gt;Rahat kazanılan bir avuç dolusu&lt;br /&gt;Zahmetle, rüzgarı kovalamaya kalkışarak kazanılan&lt;br /&gt;İki avuç dolusundan daha iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ecclesiastes, Eski Ahit'ten dini bir metin. Kendisini Davut'un oğlu ve Kudüs'ün (Yeruşelam) kralı olarak tanıtan Qohelet ağzından yazılmış. Süleyman peygamberin yazdığına inanılıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4852624080176003563?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4852624080176003563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4852624080176003563&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4852624080176003563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4852624080176003563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/10/ecclesiastes-gunesin-altnda-yeni-bir.html' title='Ecclesiastes /  &quot;Güneşin Altında Yeni Bir Şey Yok&quot;'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TLGXuQrUyvI/AAAAAAAACrY/-o10AdJam04/s72-c/qohelet_e.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8550902617019730811</id><published>2010-10-09T02:13:00.002+02:00</published><updated>2010-10-09T02:25:56.675+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FELSEFE'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FOTOĞRAF'/><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TK-2Wq8au0I/AAAAAAAACrA/O-0j4aNfEUE/s1600/IMG_0921.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 327px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TK-2Wq8au0I/AAAAAAAACrA/O-0j4aNfEUE/s400/IMG_0921.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525835768407964482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu dünyayı Tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. &lt;br /&gt;Çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar.&lt;br /&gt;Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: "bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?" &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Arthur Schopenhauer&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8550902617019730811?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8550902617019730811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8550902617019730811&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8550902617019730811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8550902617019730811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/10/blog-post.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TK-2Wq8au0I/AAAAAAAACrA/O-0j4aNfEUE/s72-c/IMG_0921.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-3189458688782507084</id><published>2010-09-26T18:36:00.000+03:00</published><updated>2010-09-26T18:37:14.243+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SİNEMA-FESTİVAL FİLMLERİ'/><title type='text'>BOTTLE</title><content type='html'>&lt;object width="400" height="225"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12155835&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=1&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;loop=0" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12155835&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=1&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;loop=0" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="225"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/12155835"&gt;Bottle&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/kirstenlepore"&gt;Kirsten Lepore&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-3189458688782507084?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/3189458688782507084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=3189458688782507084&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3189458688782507084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3189458688782507084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/09/bottle.html' title='BOTTLE'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-142453494436742572</id><published>2010-09-13T09:09:00.000+03:00</published><updated>2010-09-13T09:12:07.314+03:00</updated><title type='text'>KİNA YAKİN, KİNA!!!</title><content type='html'>Kufurlerime, sovgulerime dahi degmezsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-142453494436742572?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/142453494436742572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=142453494436742572&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/142453494436742572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/142453494436742572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/09/kina-yakin-kina.html' title='KİNA YAKİN, KİNA!!!'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-7364562991962231712</id><published>2010-08-20T16:20:00.002+02:00</published><updated>2010-08-20T16:29:52.735+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜZİK'/><title type='text'>gülümse...</title><content type='html'>uyansam.. saçım, başım darmadağınık.. tek gözümü hafifçe açıp, bir şarkı mırıldanmaya başlasam, içim huzur dolu... dam dı dam.. daa daa da ba di daam :)&lt;br /&gt;İnanması güç ama bilenler bilir, ben her güne gülümseyerek uyanırım... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="480" height="270"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xbxpl3?additionalInfos=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xbxpl3?additionalInfos=0" width="480" height="270" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xbxpl3_hindi-zahra-beautiful-live-csoj-201_webcam"&gt;Hindi Zahra Beautiful (live CSOJ 2010 01 18)&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Y&amp;uuml;kleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Petite-Rigolote"&gt;Petite-Rigolote&lt;/a&gt;. - &lt;a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/webcam"&gt;DiÄ�er video bloglarÄ±.&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-7364562991962231712?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/7364562991962231712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=7364562991962231712&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7364562991962231712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7364562991962231712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/08/gulumse.html' title='gülümse...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4550619595232815105</id><published>2010-08-19T09:52:00.001+02:00</published><updated>2010-08-19T09:53:55.603+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Soy sop</title><content type='html'>19 Ağustos 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlerine geldiği zaman “Hepimiz Ermeniyiz” der bunlar, işlerine geldiği zaman “Bunun anası Ermeni” der... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki, ne hepimiz Ermeniyiz, ne de bir annenin Ermeni olmasıdır önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın, hazır “Soy önemli soyyy” diye bağırılırken, yaşanmış öykü anlatayım size.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derviş Özer, tıp doktoru. Aynı zamanda, heykeltıraş. 90’lı yılların başı... Tatile giderken, Afyon’da mola verir. Çay bahçesine kalabalık bir grup insan gelir o sırada, üstleri başları perişan, alayı gariban, ağlamaktan gözleri şişmiş... “Hayrola?” der. Şehit cenazesi taşıyan köylülerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün 3 yaşında olan ve ortalıkta neşeyle hoplayıp zıplayan kızına bakar, bir de köylülere... Bir yanda saçının telini dünyaya değişmeyeceği evladı, bir yanda evladını vatan için toprağa vermiş baba... Utanır... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bi şey yapmalıyım” der. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu çocukları ölümsüzleştirmeliyim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Şehit Ağacı” projesi hazırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terör şehitlerini künyelere yazacak, künyeleri ağaca takacak, çocukların birer yaprak gibi ebediyen salınmasını sağlayacaktır o ağacın dallarında... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayata geçirmek için aradığı fırsatı, anca 2003’te bulur. Resim Heykel Müzesi’nin açtığı yarışmaya katılmaya karar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’a gelir, künyeleri almak için Tahtakale’ye gider. Sorar soruşturur. Herkes aynı adresi verir. Ermeni bi usta... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkana girer, anlatır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O güne kadar hiç düşünmediği detaya dikkat çeker Ermeni usta, “Paslanmaması lazım” der, “Evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmalı ama, en pahalısıdır o bahsettiği künyeler, tanesi 1 lira 25 kuruş... “Ticari iş değil bu, takma kafana” der Ermeni usta, “Vatan işi” der... 5’te 1 fiyatına, kâr falan almadan, hatta zarar ederek, 25 kuruştan verir. 3 bin künye... “Haftaya gönderirim” der. Tam gününde gönderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, kısmet olmaz, araya başka işler karışır, hazırlandığı yarışmaya katılamaz heykeltıraş... Künyeleri paket halinde evinin deposuna kaldırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taa ki, amacına ulaşacağı 2009’a kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Kızılcahamam Belediyesi, Şehit Fatih Duru Parkı yapmaktadır. Başvurur... Belediye “Başımızın üstünde yerin var” der... Kurumuş bir sedir ağacı, gövde olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, bi sorun vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehit sayısı 6 bini geçmiş, eldeki künye sayısı ise sadece 3 bindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parkın açılışına yetişme kaygısıyla, İstanbul’a gelmez, Ermeni ustanın ismini telefonunu da kaydetmemiştir, internete girer, eksik künyeleri tamamlamak için askeri malzeme satan tüccarlarla temasa geçer. “Paslanmaz istiyorum” der. “Abi merak etme, künyenin kralı bu” garantisi verirler. Zaman dar... Ermeni ustanın 25 kuruştan sattığı künyeleri, 1’er liradan alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek tek isimleri yazar, takar sedir ağacının dallarına, Cumhuriyet Bayramı’nda açılışı yapılır. Medya ilk gün hücum eder, Türkiye ağlayarak seyreder, sonra unutulur gider. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve, kış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece tebrik yağmaz tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur da yağar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehit Ağacı’nın 3 bin yaprağı ışıl ışıl parlıyor hâlâ; gerisi paslandı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Vatan işi bu, evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı” sözü kulağında çın çın çınlayan heykeltıraş, ağlayarak, tek tek değiştirmek zorunda kaldı, Türk tüccardan aldığı künyeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize de, bu satırları yazmak kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğimizdeki isyanla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soy sop filan değildir önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milleti kimin soy’duğudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yılmaz ÖZDİL&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15585336.asp&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4550619595232815105?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4550619595232815105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4550619595232815105&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4550619595232815105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4550619595232815105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/08/soy-sop.html' title='Soy sop'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-7458154338920787523</id><published>2010-08-18T09:26:00.004+02:00</published><updated>2010-08-18T09:46:37.910+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>REFERANDUMUNU DA, AÇILIMINI DA AL GİT!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGuPAM33x3I/AAAAAAAACpk/YvHk4KMg66s/s1600/8yewwp.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 283px; height: 344px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGuPAM33x3I/AAAAAAAACpk/YvHk4KMg66s/s400/8yewwp.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506652203008903026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner&lt;/span&gt;, 12 Ağustos Perşembe günü Irak’ın kuzeyindeki yerel yönetim için r&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;esmen “Kürdistan” dedi&lt;/span&gt;. Ancak &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türk medyası&lt;/span&gt; söz konusu ifadeyi, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim”&lt;/span&gt; şeklinde &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“düzelterek”&lt;/span&gt;,  zamanlaması çok manidar olan bu ABD “açılımı”nı başarıyla gizledi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden zamanlaması manidar?.. Aklını ve vicdanını ipotek ettirmemiş herkes “Kürt açılımı”nın, gerçekte “Kürdistan açılımı” olduğunu görüyor. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Geçen yıl&lt;/span&gt; “Kürt açılımı” başlatıldığında &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;hem Cumhurbaşkanı Gül, hem Başbakan Erdoğan, “Yıl sonuna kadar bekleyemeyiz, o kadar zamanımız yok” demişti. &lt;/span&gt;Bu “aciliyetin” hikmet-i sebebini &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ABD’nin Ankara Büyükelçisi&lt;/span&gt; James Jeffrey, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“Biz yıl sonunda Irak’tan ayrılıyoruz, o zamana kadar PKK işini halledin”&lt;/span&gt; sözleriyle ortaya koyarken, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü&lt;/span&gt; Ian Kelly de şu açıklamayla tabloyu tamamlamıştı: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“Türkiye’ye, ülkedeki Kürt nüfusla, onlara daha fazla kültürel ve dilsel hak tanınmasına olanak veren bir diyalog başlatması çağrısında bulunduk. Türk Hükümeti de bunu yapıyor…” &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGuO1zfdiWI/AAAAAAAACpc/b2KoXZo4Zl4/s1600/zahit+akman.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 231px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGuO1zfdiWI/AAAAAAAACpc/b2KoXZo4Zl4/s400/zahit+akman.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506652024396941666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haberin devamı için: &lt;a href="http://www.odatv.com/n.php?n=hello-kurdistan-ne-zaman-diyecegiz--1408101200"&gt;http://www.odatv.com/n.php?n=hello-kurdistan-ne-zaman-diyecegiz--1408101200&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-7458154338920787523?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/7458154338920787523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=7458154338920787523&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7458154338920787523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7458154338920787523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/08/referandumunu-da-acilimini-da-al-git.html' title='REFERANDUMUNU DA, AÇILIMINI DA AL GİT!'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGuPAM33x3I/AAAAAAAACpk/YvHk4KMg66s/s72-c/8yewwp.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-1100405288712656053</id><published>2010-08-15T03:38:00.003+02:00</published><updated>2010-08-15T03:57:55.648+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SİNEMA-FESTİVAL FİLMLERİ'/><title type='text'>HAYATI SEÇ !</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGdJcePaOSI/AAAAAAAACpU/ZvUwWN4VuAQ/s1600/trainspotting_420.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 190px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGdJcePaOSI/AAAAAAAACpU/ZvUwWN4VuAQ/s400/trainspotting_420.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5505449822986582306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;“Hayatı seç. Bir meslek seç. Bir kariyer seç. Kocaman b.ktan bir televizyon seç. Otomatik çamaşır makinelerini, arabaları cd çalarları ve elektrikli konserve açacaklarını seç. Sağlıklı olmayı, düşük kolesterolü ve diş sigortanı seç. Geri ödemesi en az olan banka faizini seç. Ufacık bir ev seç. Arkadaşlarını seç. İyi bir tatili ve bavulu akıllıca doldurmayı seç. Üç odalı evini en güzel kumaşlarla donatmayı seç. Kendi işini kendin görmeyi ve Pazar sabahı ne b.k olduğunu düşünmeyi seç. Beyni uyuşturan, ruhunu ezen şov programlarını seyrederken, b.ktan yiyeceklerle tıkınacağın televizyon karşısındaki koltuğunu seç. Sonunda da, sefil bir evde yalnız başına geberip giderken, yerini, senin yerine geçmek için, seni kandıran bencil i.nelere bırakmayı seç. Çürüyüp gitmeyi ve yetiştirdiğin gerzek veletlere rezil olacak biçimde kendi altına etmeyi seç. Geleceği seç. Hayatı seç... ''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irvine Welsh&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGdJVdKXQuI/AAAAAAAACpM/gSNNWqfugL8/s1600/trainspotting.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGdJVdKXQuI/AAAAAAAACpM/gSNNWqfugL8/s400/trainspotting.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5505449702437896930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-tekrar anımsamak ve anımsatmak istedim-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-1100405288712656053?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/1100405288712656053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=1100405288712656053&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1100405288712656053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1100405288712656053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/08/hayati-sec.html' title='HAYATI SEÇ !'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGdJcePaOSI/AAAAAAAACpU/ZvUwWN4VuAQ/s72-c/trainspotting_420.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-997747081112655692</id><published>2010-08-13T13:19:00.000+02:00</published><updated>2010-08-13T13:22:02.174+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>BANU AVAR YAZDI: NEDEN Mİ ‘HAYIR’?</title><content type='html'>13 Ağustos 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İLK KURŞUN: “HAYIR” OYLARINI YÜKSELTECEK ELDEN ELE PAYLAŞILMASI GEREKEN BİR YAZI…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Feleknaz aradı. O, Adıyaman’da bir tekel işçisiydi. Ankara çadırlarında tanışmıştık. Adıyaman tekel işletmesinin, hüzünlü, yıkık dökük binasında yeniden karşılaşmıştık. Arkamızda uzanan altın sarısı balyalar, yıkık çatıdan giren yağmurda ıslanıyorlardı. Cumhuriyetin damgasını taşıyan küçük tahta tütün masalarının bıçak kesiklerine giren yağmur damlaları yerdeki su birikintilerine telaşla düşüyordu. Bir zamanlar Feleknaz’ların oturduğu küçük iskemleler sağa sola dağılmışlardı. Tütün bandı sessiz, üzeri tütün tozu yağmur karışımıyla kaplı, bize bakıyordu. Aşağıda yemekhaneye toplanmış tekel işçisi kadınlar, çaresizliklerini haykırıyorlardı.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Feleknaz mı? O artık 4Cli. Birçok diğeri gibi köleleşti. Sahipsiz kaldı, parasız kaldı, kış soğuğunda kaldırımlarda yattı. Sonunda verilen parayı aldı. Yaşaması lazımdı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana soruyor? ‘Evet’ mi? ‘Hayır’ mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Senin fikrini öğrenmek istedik!’ diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili aldığım ilk telefon ya da ileti değil bu. Yazdığım ilk yazı da olmayacak. Ama bir şey anladım. Sözler anlaşılabildiği oranda etkili. Ve anlaşılabilmesi, anlatanın becerisinde gizli!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, ‘Halk anlamıyor!’ lafı işin bahanesi. Anlatın o zaman. Anlatabilin! Anlatabilelim! En azından neden anlatamadığımızı, neden aktaramadığımızı, neden bilgiyi karşı tarafa geçiremediğimizi bilelim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim derdimiz, bildiklerimizi birbirimize anlatmak değil ki! Bildiklerimizi, bilgi alması engellenmiş, her yolla kandırılmış, aldatılmış, açlıktan bitap düşmüş, işsizlikten dumura uğramış olanlara aktarabilmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağımsız Türkiye Partisi, İşçi partisi, Yeniçağ Gazetesi ve Ulusal Kanal’ın ‘neden HAYIR’ duyuruları en kolay anlaşılır ve etkili olanlar. Onlardan bir derleme yapalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden mi ‘HAYIR’?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;82 Anayasasının daha da şeddelisi ve aynı odaklarca hazırlanan bir Anayasa ile, bu milletin bugüne kadar kazandığı tüm haklar gaspedileceği için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar ANAYASA MAHKEMESİ ve DANIŞTAY’ın DUR dediği tüm belalar yasalaşıp Türk milletinin önüne geleceği için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir Yargının ‘DUR’ dedikleri bir bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk halkı HAYIR oyuyla, neye HAYIR demiş olacak sıralayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYIR demek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel sermayenin sırtlanlarının TOPRAKLARIMIZA; MADENLERİMİZE, SUYUMUZA elkoymaya KANUNEN hak kazanmasına HAYIR demektir.…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda yasa dışı olarak ülkemizde faaliyet gösteren 350 yabancı maden şirketinin, tüm doğal kaynaklarımızı, suyumuzu, borumuzu, petrolümüzü ve neyimiz varsa hepsini YASAL OLARAK talan etmesine HAYIR demektir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYIR demek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suriye sınırımızda Kıbrıs’ın 3 katı büyüklükteki mayınlı arazi ve altında yatan trilyonlarca dolarlık petrole İsrail’in el koymasına HAYIR demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir çoğunluğu elden çıkarılmış olmakla beraber, henüz hala bizim olan, ağır sanayi işletmelerinin, limanların, KİT arazilerinin, pul parasına yabancı sermaye ve yerli işbirlikçilerine YASAL OLARAK peşkeş çekilmesine HAYIR demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel işçilerinin can siperane direnişleri sonucu, Danıştay tarafından durdurulmuş olan 4C kölelik yasasının, tüm çalışanları kapsamasına HAYIR demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYIR demek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm memurların, hükümet tarafından kurulan bir komisyonun oyuncağı haline gelmesine, dilencileştirilmesine, 9000 iş günü çalışıp, ölünce emekli olmaya HAYIR demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meralarımızın, hazine arazilerimizin yabancılara tahsis edilmesine HAYIR demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Paran kadar sağlık’ politikasına, eczanelerin yok edilmesine HAYIR demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarım ve hayvancılığın yok edilmesine HAYIR demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danıştay tarafından satışı durdurulan, şeker fabrikalarının, tarım çiftliklerinin YASAL OLARAK satışının önünün açılmasına HAYIR demektir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genetiği değiştirilmiş ürünleri sofranıza iteleyen küresel şirketlere HAYIR demektir.. Unakıtan’ın Gül’ün Erdoğan’ın çocuklarının milyon dolarla oynarken her dört gençten birinin işsiz kalmasına HAYIR demektir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYIR demek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk ordusunun Paralı askere dönüştürülme projesine HAYIR demektir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlayan AB uyum yasalarına HAYIR demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD ile istihbarat paylaşımına HAYIR demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 yıldır Batının elinde oyuncak olan tarikatlara, etnik ırkçı bölücülük yapan odaklara HAYIR demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYIR demek tüm bu saydıklarımıza HAYIR! YETER! DUR! demektir!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘EVET’in arkasında sırtlan dişlerini gıcırdatan Yedi Düvel vardır!.. Bu referandum, küresel sermayenin Türkiye’yi işgal planında çok önemli bir adımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa ve Amerika’dan yükselen sesler, koro halinde ‘EVET’ demektedir. Pentagon, Washington, Brüksel ‘EVET’ demektedir. İsrail ‘EVET’ demektedir…Barzani ‘EVET’ demektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fethullah Gülen, Pensilvanya’dan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Değil sadece kadını erkeği, çoluğu çocuğuyla hatta imkan olsa mezardakileri bile kaldırıp ‘evet’ oyu kullandırmak lazım” demiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdullah Öcalan, Kandil ve BDP, referandumu boykot’ görüntüsü altında “evet” propagandası yapmaktadır. AKP, hergün şehit cenazesi kalkarken terör örgütüyle aynı safta yeralmamak için BDP’ye ‘boykot’ cenahını uygun görmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZ işte tüm bu rezilliğe HAYIR diyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faşist bir siyasi parti elinde tüm insan hakları ve demokratik özgürlüklerin yok edilmesine HAYIR diyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm yasal haklarımızın , küresel çete emriyle, iktidar eliyle gaspedilmesine, konuşma, düşünme, yazma hürriyetimizi kaybetmeye HAYIR diyoruz. İzlenmeye, dinlenmeye, fişlenmeye HAYIR diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıçların bir parti tarafından atandığı ve bir partili olarak vatandaşı yargıladığı bir düzenin kurulmasına HAYIR diyoruz! İnsan hakları, Demokrasi Özgürlük çığlıklarıyla tüm haklarımıza el konulmasına HAYIR! diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suçunun ne olduğunu bilmeden, ‘kurbanlık koyun gibi’ içerde tutulan gazeteci, parti başkanı, subay ve aydınların hayatının gaspedilmesine HAYIR diyoruz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TUNCAY, MUSTAFA, UFUK, DENİZ VE DİĞERLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyoruz ki her gecenin sabahı var. Ve bu sabah yakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter ki siz ruhunuza ve bedeninize iyi bakın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banu AVAR&lt;br /&gt;banuavar@superonline.com&lt;br /&gt;www.banuavar.com.tr&lt;br /&gt;İLK KURŞUN&lt;br /&gt;http://www.ilk-kursun.com/2010/08/banu-avar-yazdi-neden-mi-‘hayir’/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-997747081112655692?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/997747081112655692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=997747081112655692&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/997747081112655692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/997747081112655692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/08/banu-avar-yazdi-neden-mi-hayir.html' title='BANU AVAR YAZDI: NEDEN Mİ ‘HAYIR’?'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5422334998445900837</id><published>2010-08-11T09:44:00.002+02:00</published><updated>2010-08-11T09:55:46.238+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Recep Bey'den İnciler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGJXcoCBqMI/AAAAAAAACpA/CkiVGshfCvs/s1600/8902.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 211px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGJXcoCBqMI/AAAAAAAACpA/CkiVGshfCvs/s400/8902.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504057843894036674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bay Kemal’in rahmetli babası hayatta olsaydı Ergenekon’a avukatlık yapan oğluna ne derdi? O muhterem babası, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na kalpazan diyen, edebi çiğneyen oğluna, ‘Elini, diline, beline sahip ol’ demez miydi? &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;‘Sen doğru dur, eğri belasını bulur’&lt;/span&gt; nasihatını hatırlatmaz mıydı acaba? &lt;br /&gt;R.T.E. 10.08.2010 rize mitingi esnasında&lt;br /&gt;http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15528584.asp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Sen doğru dur, eğri belasını bulur"&lt;/span&gt; derdi Recep Bey, sizi görür görmez oğluna bu nasihatte bulunurdu hatta...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5422334998445900837?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5422334998445900837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5422334998445900837&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5422334998445900837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5422334998445900837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/08/recep-beyden-inciler.html' title='Recep Bey&apos;den İnciler'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TGJXcoCBqMI/AAAAAAAACpA/CkiVGshfCvs/s72-c/8902.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5870880528800457938</id><published>2010-08-10T15:14:00.000+03:00</published><updated>2010-08-10T15:15:02.227+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>DEFİLE</title><content type='html'>Siyaset podyumuna çıktığı Milli Görüş gömleğini atıp da Ramsey ceket altına Pierre Cardin gömlekle devam eden Tayyip Triko'nun bu referandum defilesindeki sunumu: &lt;br /&gt;"Menderes'in beyaz idam gömleği..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;★ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan paşaları hapishanelere doldururken... Öte yandan "Sırtımızda rahmetli Menderes'in beyaz idam gömleği" &lt;br /&gt;demek nereden çıktı demeyin... &lt;br /&gt;Çünkü; Başbakan da biliyor ki referandumda oylar "Hayır" çıkarsa, bu iktidarın asla dikiş tutmayacağı anlamına gelir... &lt;br /&gt;Korku dağılır... &lt;br /&gt;Sinmişler-susmuşlar-pısmışlar başlarını kaldırırlar... &lt;br /&gt;Medya değişir... &lt;br /&gt;Sesler yükselir... &lt;br /&gt;Bir olası erken seçimle AKP dönemi kapanır... &lt;br /&gt;Ve yedi senedir süren laik cumhuriyeti işgal projesi son bulur... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;★ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte burada, analarımızdan-halalarımızdan kalan geleneksel ikna yöntemi her zaman işe yarıyor demek: &lt;br /&gt;"Allah canımı alsın da kurtulayım... " &lt;br /&gt;"Arkamdan ağlayın da görün... " &lt;br /&gt;"Aha ben de şurada ölmezsem... " &lt;br /&gt;Tabii ki insan Başbakan olunca, söylem ve kostüm değişiyor: &lt;br /&gt;"Menderes'in beyaz gömleğini giyeyim de... " &lt;br /&gt;Tabii ki "Vakko gömleğimi giyeyim de" diyecek değil... &lt;br /&gt;Nitekim meydanda aziz millet bağırıyor: &lt;br /&gt;"Türkiye seninle gurur duyuyor... " &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;★ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pekiiii... &lt;br /&gt;Ya "evet" çıkarsa... &lt;br /&gt;Önceki gün Afyon'da "Menderes'in beyaz idam gömleğinden" söz eden Başbakan'a giydirilen kostüm en uygunuydu aslında... &lt;br /&gt;Çoban kepeneği... &lt;br /&gt;Bence denk geldi... &lt;br /&gt;Koyun sürüsü lazım... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;************************ &lt;br /&gt;Bekir Coşkun &lt;br /&gt;10 / 08 / 2010 &lt;br /&gt;( Habertürk )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5870880528800457938?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5870880528800457938/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5870880528800457938&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5870880528800457938'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5870880528800457938'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/08/defile.html' title='DEFİLE'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8485945349244937075</id><published>2010-08-10T10:44:00.000+03:00</published><updated>2010-08-10T10:45:34.686+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>En iyi vatandaş ölü vatandaş...</title><content type='html'>10 Ağustos 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007’de 73 milyon kişiydik. Seçim yapıldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günkü resmi seçmen sayımız 42 milyondu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Sonra bi saydılar...&lt;br /&gt;Güya 73 milyonmuşuz meğer... Çıka çıka anca 70 milyon kişi çıktık.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Bugün, 72 milyonuz.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Buna mukabil...&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Referandum için oy kullanacak seçmen sayımızı açıkladılar, hoppalaa... &lt;br /&gt;49 milyon kişi iyi mi! Nüfusumuz 3 senede 1 milyon azalırken, seçmen sayımız 7 milyon artmış.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Kişi başı milli gelir, hasta başına düşen doktor, öğrenci başına öğretmen,&lt;br /&gt;işsiz sayısı hesaplanırken...&lt;br /&gt;Vatandaş azalıyor.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Seçim yaklaşırken...&lt;br /&gt;Vatandaş çoğalıyor.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Dolar karşısındaki Türk Lirası gibi.&lt;br /&gt;“Dalgalı” vatandaş yani!&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;İktidar “parti”mizin arz-talep dengesine göre, değişiyor “parite”si.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Dolayısıyla, “ölüler bile evet demeli” lafı boşuna değil... “Zincirlikuyu’da açılan sandık sayısı, Karacaahmet’te oy verme işlemi tamamlandı” gibi ifadeler görürseniz, şaşmayın.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Ve, sakın ola aramayın  bi kötülük.&lt;br /&gt;Yoktur eğrilik büğrülük.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Çünkü, o maksatla “nüfus kütüğü”ne “seçmen kütüğü”ne yazarlar bizi... Ki, devleti yöneten arkadaşlar ayırt edebilsin, hangisi “bu nasıl iş?” diye merak eden vatandaştır, hangisi kütük!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YILMAZ ÖZDİL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8485945349244937075?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8485945349244937075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8485945349244937075&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8485945349244937075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8485945349244937075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/08/en-iyi-vatandas-olu-vatandas.html' title='En iyi vatandaş ölü vatandaş...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-7837809806318511957</id><published>2010-07-29T11:52:00.001+03:00</published><updated>2010-07-29T11:55:09.211+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜZİK'/><title type='text'>dinle.. ruhun dinlensin..</title><content type='html'>&lt;a href="http://fizy.com/s/1i66v3"&gt;Nouvelle Vague - in a manner of speaking&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-7837809806318511957?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/7837809806318511957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=7837809806318511957&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7837809806318511957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7837809806318511957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/07/dinle-ruhun-dinlensin.html' title='dinle.. ruhun dinlensin..'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4920088730074680074</id><published>2010-07-29T11:45:00.004+03:00</published><updated>2010-07-29T11:51:27.987+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>ERGENEKON İDDİANAMESİ :66 yıl önce ölen ünlü fizikçi Fizikçi Nikola Tesla'da iddianamede:</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TFFARsAojXI/AAAAAAAACoc/7dFvOXr7JQk/s1600/090417+tesla1.widec.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TFFARsAojXI/AAAAAAAACoc/7dFvOXr7JQk/s320/090417+tesla1.widec.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499247292611857778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;İDDİANAMENİN NE KADAR CİDDİYETLE VE TİTİZLİKLE HAZIRLANDIĞININ KANITI İŞTE! &lt;br /&gt;SİZ HALA İNANMIYOR MUSUNUZ YOKSA???&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ntvmsnbc&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon savcıları, 66 yıl önce ölen ünlü İtalyan Fizikçi Nikola Tesla’yı da iddianameye ekledi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gazete Haber Türk’ün haberine göre, 1943’te ölen İtalyan fizikçi ve mucit Nikola Tesla da Ergenekon iddianamesinde yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddianamenin 1114’üncü sayfasında, yazar Ümit Oğuztan’ın ev ve işyerinde yapılan aramalarda el konulan evrak ve dökümanlar sıralanırken, İtalyan fizikçinin adı da iddianamede ‘Nikola Tesla isimli şahıs’ olarak geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1114’üncü sayfada şunlar yazıyor: Nikola Tesla-HAARP- NBC.doc isimli MsWorld dosyası tespit edilmiştir. Belge incelendiğinde, Nikola Tesla isimli şahıs ve ABD’nin HAARP olarak bilinen Yüksek Frekans Aktif Aurora Araştırma programı ile ilgili NBC silahları hakkında teknik detay bilgiler içerdiği görülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırp asıllı Amerikalı fizikçi Nikola Tesla, elektrikte alternatif akımlardan yararlanmayı keşfederek elektrik motorlarının geliştirilmesini sağladı. En büyük mucitlerden biri olarak kabul edilen ve yüzlerce patentli ürüne imza atan Nikola Tesla, 1943’te beş parasız olarak ölmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/24958414/#storyContinued"&gt;ntvmsnbc&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4920088730074680074?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4920088730074680074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4920088730074680074&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4920088730074680074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4920088730074680074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/07/ergenekon-iddianamesi-66-yl-once-olen.html' title='ERGENEKON İDDİANAMESİ :66 yıl önce ölen ünlü fizikçi Fizikçi Nikola Tesla&apos;da iddianamede:'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/TFFARsAojXI/AAAAAAAACoc/7dFvOXr7JQk/s72-c/090417+tesla1.widec.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4008982956126490552</id><published>2010-07-20T20:56:00.003+03:00</published><updated>2010-07-20T21:00:19.854+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Youtube My space Last Fm engeller sizi engellemesin'/><title type='text'>Youtube giriş bileti</title><content type='html'>Open DNS, Google DNS gibi yöntemler Youtube’a girebilmek için yetersiz kaldı. Aynı zamanda Google Docs, Google Maps de engellendi.Bu yüzden host dosyasında bir düzenleme yapmak gerekiyor. &lt;a href="http://uploaded.to/file/z6n155"&gt;Buraya tıklayarak&lt;/a&gt; host dosyasını indir. Rar şifresi atgozlugu.com Ardından C:\WINDOWS\system32\drivers\etc\hosts  klasörüne girerek az önce indirdiğin hosts dosyasını mevcut olanla değiştir.Ardından tarayacını kapat,tekrar aç ve artık Youtube’dasın.&lt;br /&gt;Yasak sebebiyle Youtube’a girmek baya zorlaştı,proxt siteleri kullanmanız gerekiyor; vtunnel.com,proxylord.com ya da browseunblocked.com gibi..&lt;br /&gt;Ama kesin bir çözüm yolu var,ben kullanıyorum,rahat ettim,siz de kurtulun bu dertten..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı: http://www.atgozlugu.com/youtube-dns-ayarlari-ve-kesin-cozum/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4008982956126490552?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4008982956126490552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4008982956126490552&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4008982956126490552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4008982956126490552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/07/youtube-giris-bileti.html' title='Youtube giriş bileti'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5173000137361363646</id><published>2010-07-13T13:42:00.001+03:00</published><updated>2010-07-13T13:42:59.395+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>ERDOĞAN'DAN İNCİLER</title><content type='html'>Türkiye 2010’un ilk çeyreğinde yüzde 11,7 büyüdü. Dünyada 2. Avrupa’da ise 1. sırada. Buraya durup dururken gelinmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15301668.asp?gid=373&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5173000137361363646?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5173000137361363646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5173000137361363646&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5173000137361363646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5173000137361363646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/07/erdogandan-inciler.html' title='ERDOĞAN&apos;DAN İNCİLER'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-426242398612768504</id><published>2010-05-18T01:03:00.008+03:00</published><updated>2010-05-18T01:14:33.968+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FOTOĞRAF'/><title type='text'>LOMO LOMOGRAPHY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Lomografi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G94MFX9WI/AAAAAAAACmI/5a0LBHEsA4E/s1600/12431_103830016303262_100000287922428_94279_4172149_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 371px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G94MFX9WI/AAAAAAAACmI/5a0LBHEsA4E/s400/12431_103830016303262_100000287922428_94279_4172149_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472363795245954402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1988 yapımı bir LOMO LC-A&lt;br /&gt;Eski Rus mercek fabrikası Lomo tarafından üretilen ve halen çok ilgi çeken LC-A modeli, 1991 yılında Çek Cumhuriyeti gezileri sırasında bir grup Viyana'lı öğrenci tarafından özel merceği ve ilginç etkilerle şekillendirdiği farklı fotoğraf dokusu üreten bir makina olarak keşfedilince, doğu bloğu ülkelerinde uzun zamandır bilinen bu fotoğraf makinası batı ülkelerinde de bir moda halinde tanınmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1994 yılında New York ve Moskova'da açılan ilk Lomo sergilerinin ardından kendine has bir doku üreterek çalışan bu makinanın kullanıcıları Lomografi akımını tanımladılar. Vizörden bakmadan, belli bir konum ve çerçeveye bağlı olmadan çekilen, netlik, doğru kadraj gibi teknik sınırlamaların reddedildiği bu anlayışla çekilen fotoğrafların yayımlandığı özel sergiler ve daha sonra internet siteleri açıldı. Alanda en çok tanınan sitenin yürütücüsü Avusturya'lı Lomographische AG, Lomography markasını ticari anlamda saklı tutmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eastman Kodak tarafından ortaya atılan "Kodak anı" kavramına benzer biçimde, Lomografi de "düşünme, çek" deyişini temel alan bir fotoğraf anlayışı yaratmıştır. Rastgele, yakın-plan, her tür bozulma etkisine açık, net olmayan ve genellikle doğal olmayan renklerden oluşan lomoğraflar kendi içinde, bu yaklaşıma bağlı bir estetik içinde değerlendirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lomographische AG tarafından, Lomo LC-A dışında Holga, Holga 35mm, Actionsampler, Frogeye, Pop-9, Oktomat, Fisheye, Fisheye2, Colorsplash, Colorsplash Flash, F-stop Bang, SuperSampler, Horizon 202, Seagull, TLR ve Smena 8M modellerinin satışını sürdürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lomografçıların akıma sadakat anlamında şekillendirdikleri ve Lomographisce tarafından desteklenen 10 Kural bulunmaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Altın Lomografi Kuralı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kameranızı gittiğiniz her yere götürün. Nerede ne ile karşılacağınızı asla bilemezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kameranızı günün her saati kullanın, gündüz ve gece. Çünkü her anın ayrı bir hissi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kameranız hayatınızın akışını engellememeli; onun bir parçası olmalı. Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Kameranızı farklı açılarda tutun. Deklanşöre basarken, ne çektiğinizi görmek zorunda değilsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Kameranız elinizdeyken, yakınlaşmaktan korkmayın. İçinizde fotoğraf çekme arzusu oluşturan nesne ya da kişiyi mümkün olduğunca yakın markaja alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Düşünmeyin! Kameranızı alın, dışarı çıkın ve önünüze geleni çekin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Hızlı olun! Saniyenin onda biri bile önemli. Ayarlarla vakit kaybetmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Film üzerine ne kaydettiğinizi önceden bilmek zorunda değilsiniz. Rastlantılara izin verin. Hayatın keyfini çıkartmaya bakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Sonradan da... “Aaa! O ne? Bunu ne zaman çekmişim? Nerde çekmişim?” Beyninizi bu tür sorularla meşgul etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Kuralları kafanıza takmayın. 10 Altın Kural’ı unutun. Canınız ne istiyorsa, onu yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modeller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lomo LC-A+&lt;br /&gt;Lomo LC-A+ RL&lt;br /&gt;Diana+&lt;br /&gt;Holga&lt;br /&gt;Fisheye&lt;br /&gt;Colorsplash&lt;br /&gt;Diana F+&lt;br /&gt;Holga Fisheye Set&lt;br /&gt;Horizon Perfekt&lt;br /&gt;SuperSampler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Photos Copyright Tuba Duran Yaran&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G_fPMibNI/AAAAAAAACm4/kSUxkzLj7bo/s1600/IMG_0049.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G_fPMibNI/AAAAAAAACm4/kSUxkzLj7bo/s400/IMG_0049.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472365565607832786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G_QQQ2g5I/AAAAAAAACmw/TilzOeALd_M/s1600/IMG_0052.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G_QQQ2g5I/AAAAAAAACmw/TilzOeALd_M/s400/IMG_0052.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472365308196324242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G-qqyuKGI/AAAAAAAACmo/_LYDJYSna20/s1600/IMG_0037.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G-qqyuKGI/AAAAAAAACmo/_LYDJYSna20/s400/IMG_0037.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472364662482675810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G-cqixzsI/AAAAAAAACmg/qw60RtIr0KY/s1600/IMG_0030.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G-cqixzsI/AAAAAAAACmg/qw60RtIr0KY/s400/IMG_0030.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472364421897637570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G-Ws7gzjI/AAAAAAAACmY/sJ8vuy3DBZU/s1600/IMG_0042.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G-Ws7gzjI/AAAAAAAACmY/sJ8vuy3DBZU/s400/IMG_0042.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472364319459036722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G-NhjJ4tI/AAAAAAAACmQ/a5bTYLX-WB0/s1600/IMG_0039.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G-NhjJ4tI/AAAAAAAACmQ/a5bTYLX-WB0/s400/IMG_0039.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472364161785258706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-426242398612768504?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/426242398612768504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=426242398612768504&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/426242398612768504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/426242398612768504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/05/lomo-lomography.html' title='LOMO LOMOGRAPHY'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S_G94MFX9WI/AAAAAAAACmI/5a0LBHEsA4E/s72-c/12431_103830016303262_100000287922428_94279_4172149_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6794521674806325608</id><published>2010-04-12T17:58:00.003+02:00</published><updated>2010-04-12T23:54:43.342+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Sana Sarı Laleler Aldım Rant Pazarından...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S8OWJyxHJYI/AAAAAAAAClg/jqM0_6KPJuE/s1600/lale_festival11.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 388px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S8OWJyxHJYI/AAAAAAAAClg/jqM0_6KPJuE/s400/lale_festival11.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459372268293924226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Büyükşehir Belediyesi her bulduğu boş alana lale dikip, &lt;br /&gt;vergilerimizi milyonlarca lale satın alarak çarçur ederken, &lt;br /&gt;birilerine de fena bir rant sağlamanın adını &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"5.lale festivali"&lt;/span&gt; takmış... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hayırlı olsun, laleli günler!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6794521674806325608?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6794521674806325608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6794521674806325608&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6794521674806325608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6794521674806325608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/04/sana-sar-laleler-aldm-rant-pazarndan.html' title='Sana Sarı Laleler Aldım Rant Pazarından...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S8OWJyxHJYI/AAAAAAAAClg/jqM0_6KPJuE/s72-c/lale_festival11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4020625956945735365</id><published>2010-03-07T02:36:00.002+02:00</published><updated>2010-03-07T02:41:10.631+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S5L1zuJtzpI/AAAAAAAACjI/2ENiOgb16y4/s1600-h/3933160810_c4cb681e0b.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 361px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S5L1zuJtzpI/AAAAAAAACjI/2ENiOgb16y4/s400/3933160810_c4cb681e0b.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445685168355266194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uçmuyor kuzgun, oturuyor orada, hala orada&lt;br /&gt;Oda kapımın üzerindeki o süzgün büstte&lt;br /&gt;Rüya gören bir iblisin bakışı gözlerinde&lt;br /&gt;Gölgesi akıyor zemine yüksekteki lambadan&lt;br /&gt;Ve bu gölgeden, yerde uzanmış yatan,&lt;br /&gt;Yükselecek mi ruhum? – “hiçbir  zaman”&lt;br /&gt;Edgar Allan Poe&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S5L14yPp-_I/AAAAAAAACjQ/9u0qeqs9a_M/s1600-h/quoth_the_raven22wdetail.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S5L14yPp-_I/AAAAAAAACjQ/9u0qeqs9a_M/s400/quoth_the_raven22wdetail.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445685255353269234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4020625956945735365?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4020625956945735365/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4020625956945735365&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4020625956945735365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4020625956945735365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/03/blog-post.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S5L1zuJtzpI/AAAAAAAACjI/2ENiOgb16y4/s72-c/3933160810_c4cb681e0b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-3414699044729833676</id><published>2010-03-02T16:16:00.000+02:00</published><updated>2010-03-02T16:17:47.274+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Kısasa Kısas İtirafları!..</title><content type='html'>2 Mart 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz cuma günü bu köşede PKK’nin ajansında Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’ndan “Özel Harpçi” diye söz edildiğini yazmıştık. Hizbullah bu ağır iddiaya yanıt vermedi! Ancak örgüt daha farklı bir tepki gösterdi ve Velioğlu’nun 17 Ocak 2000’de Beykoz’da öldürüldüğü evde yakalanan Cemal Tutar’ın çok düşündürücü ve bir o kadar da ürkütücü ifadelerini yayımladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 yıl süren yargılama sonrası Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 198 silahlı saldırı, 156 cinayet ve 80 yaralamadan sorumlu tutularak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Tutar, 100 sayfalık ifadesinde Hizbullah ile PKK arasındaki çatışmanın nedenlerini anlatıyor. Tutar’ın anlatımları ifadeden çok itirafları andırıyor! Onun söylediklerine bakılırsa, Hizbullah “kısasa kısas”ı uygulamış! İşte o korkunç itirafların bir bölümü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İdil’de 17 Mayıs 1991’de Sabri ve Hayriye Karaaslan PKK tarafından şehit edilmeden, İdil’de hiç kimseye yönelik bir eylem yapmadık. Gercüş’te Molla Abdurrahman, Silvan’da Hacı Biçer öldürülmeden oralarda onlardan hiç kimseyi öldürmemiştik. Diyarbakır merkezde Karacadağlı M. Nur Gizli şehit edilmeden hiçbir Karacadağlıyı vurmadık. Mazıdağı’nda öğretmenlik yapan Abdulvahap Yersiz şehit edilmeden hiçbir Mazıdağlıyı vurmadık. Kızıltepe’de Molla Cüneyt, Çınar’da Molla Şeyhmus öldürülmeden o ilçelerde de kimseye saldırı yapmamıştık. Çatışmaların Mersin’e yayılması, Süleyman Akyüz adlı kardeşimizin şehadetinden sonra yaşanmıştır. Antalya’da Hasan Şahin şehit edilince, intikamı kanının döküldüğü yerde alınmıştır. Adana’da Molla Musa Önen kardeşimiz şehit edilince, PKK mensuplarına yönelik saldırılar yapılmıştır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Hizbullah’ın öldürdükleri kimlerdi?.. Cemal Tutar ifadelerinde bu soruyu şöyle yanıtlıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Vurduklarımız genelde; PKK militanları, arkadaşlarımızın vurulmasında yardım-yataklık edenler, milisler, siyasi cephede ileri gelenler ve Müslüman şahsiyetlere hakaret eden yazarlardır. Arada PKK’li olmayan bazı Kürtçüler gitmişse de, bunlar istisnadır. Bunlar yanlışlıkla vurulmuştur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutar, yıllar sonra yaptığı bu itiraflarda kurban yakınlarının mahkemelerde neden müdahil ol(a)madığını da soruyor! Sonra da insanın kanını donduran şu karşılığı veriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hedef alınan tüm şahıslar, titizlikle seçilen kişilerdi. Öldürülenlerin yakınları dahi dillendirmeseler bile ‘zaten hak etmişti, su testisi su yolunda kırılır’ düşüncesindeydiler. Yaklaşık 10 yıldır süren bu davada bile tek bir müdahilin olmaması, bunun en açık kanıtıdır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hizbullah tetikçisi, ifadelerinde, “Çatışmayı Hizbullah başlattı” iddialarının da iftira olduğunu öne sürüyor. Gerçekten iki örgüt arasındaki çatışmanın nedeni belirsizlikler içeriyor! Önce Hizbullah mı saldırdı PKK mi?.. Yoksa iki örgütü birbirine düşüren karanlık güçler mi?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlar bir yana, PKK’nin yaktığı 1 işyerine karşı 7 işyerini ateşe veren Hizbullah’ın uyguladığı “kıssasa kısas” Güneydoğu’yu 10 yıl boyunca cehenneme çevirmişti!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haritadaki Adres!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdullah Öcalan’ın “Kürt açılımı” için İmralı Adası’nda hazırladığı “yol haritası” devletin ilgi birimlerine teslim edilmesine karşın aylardır kamuoyuna açıklanmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öcalan avukat görüşmelerinin satır aralarında haritayla ilgili kimi ipuçları verse de, gerçekten bu raporda neler olduğu çok merak ediliyor. Bu merakı gidermek isteyen PKK sempatizanları ile DTP’liler Güneydoğu’da günlerce polisle çatışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) yanlılarının önceki gün Diyarbakır’da düzenlediği “Uluslararası Müzakere ve Çözüm Deneyimleri Konferansı”nda Öcalan’ın avukatlarından İrfan Dündar da konuştu. Dündar, Öcalan’ın “Kürt sorununun çözümü” için hazırladığı “yol haritası”nın ana başlıklarını ilk kez şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Devlet Kürtlerin haklarını güvence altına almalıdır. Kürt tarafı da şiddeti çözüm olarak görmediğini ilan etmelidir. Öcalan’ın önünün açılması gerekir. Ev hapsi modeli uygundur. Öcalan kendisi ve PKK’nin de dolaylı biçimde görüşlerinin alınması gerektiğini belirtti.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet anlaşılıyor ki, Öcalan haritayı iyi çizmiş!.. Acaba “ev hapsi”ni geçireceği bölgeyi de işaretlemiş midir?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silivri’den Mektup Var!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ülkeyi hem adında “adalet” olan bir parti yönetiyor hem de orada hukuk her gün katlediliyorsa o ülkede demokrasiden söz edilemez…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte çarpıcı bir örnek: Geçtiğimiz yılın ekim ayında Tayyip Erdoğan’ın ses kasetlerinin ortada dolaştığından söz ediliyordu. Bu tartışma biraz da Erdoğan’ın Show TV’de, “Beni de dinliyorlar, rahat değilim” şeklindeki yakınması üzerine alevlenmişti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, Erdoğan gerçekten dinlenmişti. Bu kayıtlarda “Başbakan’ın işadamı Remzi Gür’e ‘kızıma 20-25 lazım’ dediği, Gür’ün de ‘tamam efendim’ yanıtı” da bulunuyordu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternete de düşen kayıtları kimse yayımlamaya cesaret edemeyince İşçi Partisi Genel Başkanvekili Mehmet Bedri Gültekin 17 Ekim 2009’da bir basın toplantısı yaptı. Aydınlık dergisinin kapak yaptığı ses kaydına Habertürk gazetesi de geniş yer verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan bu haberlerle ilgili bir şikâyette bulunmamasına karşın, İşçi Partisi’nin basın toplantısını haberleştiren Aydınlık dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ile Ulusal Kanal Haber Müdürü Ufuk Akkaya 3 ay önce tutuklandı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ergenekon örgütü üyesi olmak, özel hayata ilişkin görüntüleri ve sesleri ifşa etmek, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yayımlamak” iddiasıyla tutuklanan Yıldırım ve Akkaya, Silivri zindanından gönderdikleri mektupta soruyorlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayatını bu mesleğe veren biri olarak, telefon kaydını haber yapan bir gazetecinin tutuklandığına şahit oldunuz mu?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de Deniz ve Ufuk’a yanıt veriyorum: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Hayır görmedim!.. Hatta bırakın Erdoğan’ın ses kaydını yayımlamayı, CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın telefon konuşmalarını gizlice kaydedip yayımlayan arsız gazeteciler bile sokakta dolaşıyor!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee be kardeşim; niye Cumhuriyetçi olacağınıza “Benim hırsızım iyidir” diyenlerden olmadınız?.. Niye?.. Bakın onlar ne güzel dışarıda höykürüp duruyorlar!..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet FARAÇ-Cumhuriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-3414699044729833676?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/3414699044729833676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=3414699044729833676&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3414699044729833676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3414699044729833676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/03/ksasa-ksas-itiraflar.html' title='Kısasa Kısas İtirafları!..'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-3676341544362922779</id><published>2010-02-25T15:50:00.002+02:00</published><updated>2010-02-25T15:54:09.312+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MUSIC BOX'/><title type='text'>hiçbir şey dünyamı değiştiremez!...</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/8gLWTtlMwo4&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/8gLWTtlMwo4&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-3676341544362922779?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/3676341544362922779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=3676341544362922779&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3676341544362922779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3676341544362922779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/02/hicbir-sey-dunyam-degistiremez.html' title='hiçbir şey dünyamı değiştiremez!...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6921822251132843048</id><published>2010-02-23T16:09:00.004+02:00</published><updated>2010-02-25T15:55:31.750+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Hır Çıkaran İktidar!..</title><content type='html'>23 Şubat 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi partilerin çok sayıda mitingi ve salon toplantısını izledim. Taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışan parti yöneticileri, bindirilmiş kıtalarla liderlik taslayan çakma siyasetçiler gördüm!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak geçen cumartesi günü CHP lideri Deniz Baykal’ın Bolu’daki salon toplantısını izleyince iki önemli gerçeğe tanık oldum; sağcısından solcusuna, muhafazakârından liberaline kadar tüm yurttaşlar bir kurtuluş kapısı arıyor, toplumun her kesiminden AKP’ye öfke yükseliyor!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençler, kadınlar, işçiler, memurlar ve esnaf CHP Bolu İl Kongresi’nin yapıldığı salonu hıncahınç doldurmuştu. Hepsi AKP’nin ülkeyi bataklığa götürmesinden mustaripti ve Baykal’ın ağzından çıkan her kelime bu yüzden imdat çığlığına yol açıyordu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal, “Türkiye’de bir darbe yapıldı haberimiz yok” deyince salondan “yuh” sesleri yükseldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP lideri, “Kuzey Irak ve Mahmur kampından gelenlerin, hukukun ırzına geçilerek içeriye alındığını” söyleyince salondakilerin iktidara yönelik öfkesi doruğa ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in tutuklanmasına değinirken, “Vicdan var, adalet var, insaf var. Niye tutukladılar?” diye tepki gösteren Baykal’a salondaki yüzlerce insan alkışlarla ve sloganlarla destek verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP’nin Bolu kongresi sıradan bir salon toplantısı değildi… O salon; işsizlikten yolsuzluğa, “Ergenekon” tertibinden teröre kadar ülkeyi cendereye alan tüm sorunlara yönelik öfkenin doruğa çıktığının işaretiydi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP lideri Bolu’da interaktif bir söyleşi gerçekleştirdi, yurttaşların tepkisini gözlemledikçe destek aldı, kitleyle adeta bilgi alışverişi yaparcasına kucaklaştı ve bu şekilde çok önemli bir olguyu dışa vurdu; halk infial halinde çıkış arıyor, kurtuluşa ulaşmaya çalışırken CHP’ye sarılıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Baykal’ın konuşmasının sonunda verdiği şu örnek de ülkeyi yönetenlerin içinde bulunduğu psikolojiyi anlatmaya yetiyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bunlar 6-7 yıl yiyip içtiler. Şimdi garson pusulayı uzatınca hesap ödememek için hır çıkarıyorlar!..”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Tayyip Erdoğan ve kadrosunun Cumhuriyet rejimine karşı yürütülen psikolojik harp ortamındaki ahval ve şeraiti bu kadar nettir!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ses Çıkaran Teneke!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz hır çıkaranların başında Bülent Arınç geliyor… İleride birileri çıkıp Arınç’ın biyografisini yazarsa, kitabın üzerine kesinlikle çocukların okumaması için bir uyarı koyması gerekecek!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünebiliyor musunuz, herhalde ülkeyi yöneten başbakanın yardımcısı her sabah yatağından kalkar kalkmaz acaba memleketi nasıl karıştırırım diye hesap yapıyor!.. Sonra televizyon kameralarının karşısına geçip ağzına geleni sayıyor!.. Asker, siyasetçi, çiftçi, gazeteci kim varsa kin kusuyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Allah’a çok şükür ediyorum ki Türkiye bunların zamanında bir savaşa falan girmemiş” diyerek başta Hurşit Tolon olmak üzere generalleri tahkir ediyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BDP milletvekili Emine Ayna’ya “yaratık” diyor, CHP milletvekili Çetin Soysal için “sarhoş” deyimini kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal Kılıçdaroğlu gibi halkın sevgisini kazanmış bir siyasetçiyi, “Gandi, Dandi oldu” diye utanç verici biçimde aşağılamaya çalışıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi memleketi Manisa’da kamulaştırmadan yakınan köylüye, “Arsamdan yol geçecek diye fiyatını 5 katına çıkartıp anasının nikâhını istemeyin” diye bağırıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sabah kalkıp “Bayramdan sonra ne Arınç ne de Danıştay kalır” diye kafa bulandırıyor sonra da “Bana suikast yapılacak” diyerek ortalığı boş yere velveleye veriyor!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem kabadayı edasıyla CHP’li Güldal Mumcu’nun odasını basıyor hem de “Baykal Cüppeli’yi aradı” şeklindeki bir yalanı gündeme getiriyor!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokunulmazlığın ardına sığınarak önüne gelene hakaret eden Arınç artık gazetecileri hedef alıyor… Haliç Kongre Merkezi’ndeki toplantıda basına “tuu size” diye tükürük saçıyor!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arınç bir türlü durmuyor… Akıncılar geleneğinden olsa gerek elinde kılıcı önüne gelene savuruyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü devir onun devri!.. Kimse ona “hadi gerginlikten öte ülkeye bir faydan yok, seçim bölgen Manisa’ya bu kadar yıl ne kazandırdın” diye de sormuyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP’de ağzını açan her milletvekilini disipline sevk eden Tayyip Erdoğan ise Milli Görüş’ün radikallerini kızdırmama uğruna Arınç’a ses çıkaramıyor!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arınç da bundan cesaret alarak tıpkı Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın dediği gibi “çok ve boş” konuşmaya devam ediyor!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve değişmez bir fiziki kuraldır ki, boş teneke her zaman fazla ses çıkarıyor!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessiz Kalan Ordu!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hır çıkaranlar, çok ve boş konuşanlar!.. Ve de birileri susunca işin geldiği vahim nokta!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evinde el bombası bulunduğu ileri sürülen astsubaydan başladı her şey… Sonra subaylara geldi sıra…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oraya buraya gömülmüş kuşkulu silahların mizanseninde derin bir oyun sergilendi!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen içinden at eşek kemikleri çıkan karanlık kuyulardan medet umuldu, bazen bayatlamış el bombalarından!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından karargâha kadar girildi, kozmik oda altüst edildi!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 yılı aşkın süredir terörle, gericilikle mücadele eden; ordunun en kritik merkezlerinde görev yapmış generaller Cumhuriyete karşı yürütülen bir psikolojik harbin tam ortasında hedef tahtasına konuldu!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda, Öcalan gibi bir terör örgütü liderini Türkiye’ye getirmiş subayların bile tepesine “Balyoz” indirildi!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün bittiği yerdeyiz!.. Eski hava ve deniz kuvvetleri komutanları, albaylar, yarbaylar ve diğerleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi gözaltında…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyetin dönüştürülmesi operasyonunda emir komuta artık başka ellerde!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse; niye bu gözaltılar ülkenin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ses kasetinin dinci internet sitelerinde yayımlanmasının hemen ardından başladı diye düşünüyor mu acaba?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu da sormak gerekiyor; acaba birileri komuta kademesine “Sizi dinliyoruz. Elimizde daha çok kaset var, olacaklara ses çıkarmayın, sıra size de gelir” diye son gözaltı dalgası öncesi mesaj mı göndermiş oldu?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, İlker Başbuğ, “Sınır aşılırsa bildiklerimizi halkla paylaşmaya başlayacağız. Bizim de elimizde pek çok bilgi var” dedikten sonra birileri düğmeye bastı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paşa ise halen susuyor!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah Mustafa Balbay ah!.. Şu tezgâhın ortasında zindana tıkılmamış olsaydın da… şu bahtıkara Ankara’da neler olup bittiğini yazsaydın da okuyabilseydik!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili kardeşim Balbay, evet, birileri hır çıkarıp birileri teneke çalarken, birileri de kesinlikle darbe yapıyor!.. Hem de bir ordu gözaltındayken, üstelik susarken!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEHMET FARAÇ-Cumhuriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6921822251132843048?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6921822251132843048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6921822251132843048&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6921822251132843048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6921822251132843048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/02/hr-ckaran-iktidar.html' title='Hır Çıkaran İktidar!..'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-535280845655626096</id><published>2010-02-20T15:59:00.002+02:00</published><updated>2010-02-20T16:02:58.702+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><title type='text'>Charles Baudelaire -  Okur'a</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S3_ril7WQmI/AAAAAAAACiI/0gWVVx19KSM/s1600-h/Bau-_foto_di_Nadar_1855-1859.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 151px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S3_ril7WQmI/AAAAAAAACiI/0gWVVx19KSM/s200/Bau-_foto_di_Nadar_1855-1859.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5440325854415962722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Budalalık, pintilik, günahlar ve yanılgı&lt;br /&gt;Kaplar zihnimizi,işler gövdelerimizi&lt;br /&gt;Ve bitlerini besleyen dilenciler gibi&lt;br /&gt;Besleriz biz de sevimli azaplarımızı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günahlarımız hoyrat, pişmanlıklar yumuşak;&lt;br /&gt;Suçlarımızı cömertçe bol bol sergileriz,&lt;br /&gt;Çamurlu bir yola güle oynaya gireriz&lt;br /&gt;Gözyaşları kirlerimizi yıkar sanarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytan kötülüklerin yastığına yaklaşır,&lt;br /&gt;Sallar büyülenmiş zihnimizi uzun uzun&lt;br /&gt;Ve zengin, verimli madeni irademizin&lt;br /&gt;Bu bilge kimyacın eliyle buharlaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İblisin elinde bizi oynatan iplerimiz!&lt;br /&gt;Çekici bir yan buluruz iğrenç nesnelerde;&lt;br /&gt;Korkusuzca, pis kokan karanlıklar içinde,&lt;br /&gt;Her gün bir adım daha Cehenneme ineriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurban göğüslerini eski fahişelerin&lt;br /&gt;Öpüp yiyen zavallı sefihler vardır hani,&lt;br /&gt;Öyle oburca arzularız gizli zevkleri&lt;br /&gt;Cıvık, eski bir portakal gibi sıkmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaşan bir milyon bağırsak kurdu misali&lt;br /&gt;Cümbüş eder beynimizde İblis tayfası,&lt;br /&gt;Soluduğumuzda, görünmez Ölüm ırmağı&lt;br /&gt;Sağır yakarışlarla kaplar ciğerimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırı, zehir, hançer ve yangın şimdiye dek&lt;br /&gt;Acıklı yazgımızın patiskasına yer yer&lt;br /&gt;İşlememişse henüz nakışlarını eğer,&lt;br /&gt;Heyhat! Ruhumuz daha tam bilenmemiş demek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakallar, kaplanlar ve köpekler arasında,&lt;br /&gt;İçinde maymunların, akrep, yılan, çıyanın,&lt;br /&gt;Tepinen, uluyan, sürünen canavarların,&lt;br /&gt;Çirkeflerimizin o rezil, pis ağılında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çirkin, en kötü, en iğrenç olan biri var!&lt;br /&gt;Çığlıklar atmasa da, sakin görünse bile&lt;br /&gt;Dünyayı seve seve çevirir harabeye&lt;br /&gt;Ne varsa bir solukta yok edip yalar yutar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç sıkıntısıdır bu! -sahte yaşlar gözünde,&lt;br /&gt;Darağaçları düşler tüttürüp çubuğunu.&lt;br /&gt;-İki yüzlü okur, -benzerim, -kardeşim, onu&lt;br /&gt;Bu kibar canavarı iyi tanırsın sen de!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charles Baudelaire&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-535280845655626096?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/535280845655626096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=535280845655626096&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/535280845655626096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/535280845655626096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/02/charles-baudelaire-okura.html' title='Charles Baudelaire -  Okur&apos;a'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S3_ril7WQmI/AAAAAAAACiI/0gWVVx19KSM/s72-c/Bau-_foto_di_Nadar_1855-1859.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-224857648785686883</id><published>2010-02-19T09:49:00.002+02:00</published><updated>2010-02-19T09:50:06.267+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Cumhuriyet Başsavcısı...</title><content type='html'>Her yere tabela asıyorlar, “Avrupa’nın en büyük adliye sarayını yaptık” filan diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki, bu iş binayla olsaydı...&lt;br /&gt;Yargıtay Başkanı müteahhit olurdu.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın...&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Başbakanı denmez.&lt;br /&gt;Cumhuriyet Bakanı denmez.&lt;br /&gt;Cumhuriyet Müsteşarı denmez.&lt;br /&gt;Cumhuriyet Büyükelçisi denmez.&lt;br /&gt;Cumhuriyet Valisi de denmez.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama...&lt;br /&gt;Cumhuriyet Savcısı denir.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki niye?&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal de merak etmiş... Ve, “cumhuriyet savcısı” sıfatının isim babası olan Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’a sormuş aynı soruyu, “Niye?”&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsviçre’de hukuk doktorası yaparken, İzmir’in işgal edilmesi üzerine Kurtuluş Savaşı’na katılmak için yurda dönen ve Ege dağlarında vuruşan... Sonra da Mustafa Kemal’in emriyle hukuk reformunun temellerini atan&lt;br /&gt;Profesör Mahmut Esat Bozkurt, şu cevabı vermiş...&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gün olur, Cumhuriyet’i korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, büyükelçiden, validen bile hesap sormak gerekebilir... İşte onun için, Cumhuriyet Savcısı’dır!”&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet’i savunmak...&lt;br /&gt;“İlk işi”dir.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İrticayla mücadele etmek için, ekstra plan mlan hazırlanmasına gerek yoktur.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla...&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarikatçıların cirit atması için, irticayla mücadele etmeyi suçmuş gibi gösterenlerin... Haysiyet cellatlarının yargısız infazlarını gülümseyerek seyredenlerin... Hayatını Cumhuriyet’e adamış komutanları ayağına getirirken, teröristin ayağına tıpış tıpış mahkeme götürenlerin... Bu millete verebileceği “hukuk &lt;br /&gt;dersi” yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YILMAZ ÖZDİL&lt;br /&gt;19.02.2010&lt;br /&gt;http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13837704.asp?yazarid=249&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-224857648785686883?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/224857648785686883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=224857648785686883&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/224857648785686883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/224857648785686883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/02/cumhuriyet-bassavcs.html' title='Cumhuriyet Başsavcısı...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-5312181552398426533</id><published>2010-01-26T02:40:00.008+02:00</published><updated>2010-01-26T02:57:41.015+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='her yerde kar var'/><title type='text'>Karlar Düşer....</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S149q4Z3UAI/AAAAAAAACgc/MJNJwVL3loI/s1600-h/ocak+2010.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 533px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S149q4Z3UAI/AAAAAAAACgc/MJNJwVL3loI/s400/ocak+2010.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430846007560065026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İstanbul'da kar... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Karlar düşer, düşer, düşer, ağlarım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yollar saatlerce tuzlanmadı!&lt;br /&gt;Bu yüzden 2010 KÜLTÜR BAŞKENTİ diye kasım kasım kasıldıkları İstanbul'un ana yolları dahi kilitlendi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Al sana 2010 Kültür Başkenti, güle güle kasıl!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-5312181552398426533?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/5312181552398426533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=5312181552398426533&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5312181552398426533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/5312181552398426533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/01/karlar-duser_2567.html' title='Karlar Düşer....'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S149q4Z3UAI/AAAAAAAACgc/MJNJwVL3loI/s72-c/ocak+2010.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-7896928683861890761</id><published>2010-01-21T01:47:00.012+02:00</published><updated>2010-01-21T09:12:45.609+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MİM'/><title type='text'>mim-len-dim!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S1epkPyZD_I/AAAAAAAACfg/Yi90zKM0cJ0/s1600-h/mim.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S1epkPyZD_I/AAAAAAAACfg/Yi90zKM0cJ0/s320/mim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428994315996696562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blogyazmicamiste.blogspot.com/"&gt;Sünter&lt;/a&gt;'im beni mimlemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Mim Kuralları:&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;*Mimi gönderen bloga link veriyorsunuz.&lt;br /&gt;* Üç kişiyi mimliyorsunuz ve mimlediğiniz kişinin bloguna not bırakıyorsunuz.&lt;br /&gt;("Ortaya bıraktım, isteyen alsın." demiyorsunuz.)&lt;br /&gt;Ayrıca olabildiğince bu konuda mimlenmemiş blogları seçmek için özen gösteriyoruz.&lt;br /&gt;*Mimlediğiniz blogların da linkini veriyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mim soruları şöyle:&lt;br /&gt;1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;2)Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?&lt;br /&gt;3)Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?&lt;br /&gt;4)Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?&lt;br /&gt;5) (Beşinci soruyu siz belirlemek durumunda olsaydınız neyi öğrenmek isterdiniz?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. * &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Diplomatik_dokunulmazlık"&gt;Dokunulmazlık nedir&lt;/a&gt;?  &lt;br /&gt;* &lt;a href="http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=98098"&gt;Avrupa'da dokunulmazlık&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Suçlular, bulunduğu konum ne olursa olsun, yargılanmalıdırlar. &lt;br /&gt;Halkı temsil eden YÜCE Meclis'in, temizliği için öncelikli şart budur.&lt;br /&gt;Ben; pkk'lının, katil'in, hırsız'ın olduğu bir meclis tarafından yönetilmeyi ülkeme, ülke insanıma hakaret olarak görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kaldırılmalı. Seçim barajı kaldırılmadıkça, meclise giremeyeceği düşünüldüğü için, samimi ve temiz partiler meclis dışında kalacaklardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Bir adayda herşeyden önce; vatan sevgisi, dürüstlük, çalışkanlık, bilgi, kültür ve zeka aranmalı... gerisi teferruat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Yargı daima tam bağımsız olmalıdır. Yaşadığımız şu günlerde ne yazık ki yargımız bağımlıdır... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Hiçbir şey öğrenmeyi istemezdim, herşey ortada... Yalnızca, güzel günler göreceğimize inanmak istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de; &lt;a href="http://istanbulunbitleri.blogspot.com/"&gt;istanbulunbitleri&lt;/a&gt; , &lt;a href="http://coffeetr.blogspot.com/"&gt;coffee&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://ayci.blogspot.com/"&gt;ayci&lt;/a&gt;'yı mimledim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-7896928683861890761?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/7896928683861890761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=7896928683861890761&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7896928683861890761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7896928683861890761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/01/mim.html' title='mim-len-dim!'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/S1epkPyZD_I/AAAAAAAACfg/Yi90zKM0cJ0/s72-c/mim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-832005235676543106</id><published>2010-01-13T18:09:00.000+02:00</published><updated>2010-01-13T18:10:19.665+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>AHA...</title><content type='html'>Bekir Coşkun yazdı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;07.01.2010 15:31&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AHA (Arınç Haber Ajansı), suikast soruşturmasıyla ilgili neler oluyorsa, her gün ayaküstü bildiriyor size...&lt;br /&gt;Medyanın haber masaları; AA, ANKA, İHA gibi ajansların yanında AHA’ya (Arınç Haber Ajansı) bültenlerinde peşin yer ayırıyorlar sabahları.&lt;br /&gt;Çünkü illa ki konuşacak AHA...&lt;br /&gt;(.........)&lt;br /&gt;Dün için “konuşmaz” dedim.&lt;br /&gt;Arkadaşlar “Ama yer ayırdık” dediler.&lt;br /&gt;Ben “Daha yeni konuştu” derken, haber ulaştı:&lt;br /&gt;“AHA geldi...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak aşçı ile kepçesinin ele geçirilmiş olması...&lt;br /&gt;Muhalefetin kozmik odada patates arandığı iddiası...&lt;br /&gt;Zaten suikastçının da suikast planını kuru kuru yemektense yanına şişe suyu istemesiyle ortaya çıkan bir suikast mönüsüne, Arınç tatlıları da ekledi:&lt;br /&gt;“Çikolata...” Dünkü AHA‘ya göre; soruşturmayı yürüten hâkim ile savcıya gönderilen mermileri muhalefet inkâr edip onlara “çikolata” diyesiymiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eminim tüm bunları yiyen vardır.&lt;br /&gt;Oysa; tüm bu kepazeliğe dönen açılımlardan, işsizlikten, yoksulluktan, dinlemelerden, zenginleştirilen yandaşlardan, toplumda yaratılan korkudan, ucu gözüken faşizmden sonra, AKP’nin&lt;br /&gt;seçim kazanması aslında olanaksız...&lt;br /&gt;O zaman bir çare lazım...&lt;br /&gt;İşte; “kurşunlar, suikastlar, darbe tehditleri arasında, yapacaktık yaptırmadılar” diye ağlamak, siyasette her zaman iyi bir çaredir...&lt;br /&gt;Bence iyi izleyin AHA‘yı...&lt;br /&gt;Hele bir de askeri çileden çıkartıp muhtıra-müdahale derken “mağduru” oynayarak bir baskın seçime giderlerse, alın size...&lt;br /&gt;Aha...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.haberturk.com/haber.asp?id=199057&amp;cat=140&amp;dt=2010/01/07&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-832005235676543106?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/832005235676543106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=832005235676543106&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/832005235676543106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/832005235676543106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2010/01/aha.html' title='AHA...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-3372546146577844859</id><published>2009-12-23T02:36:00.006+02:00</published><updated>2009-12-23T02:48:12.813+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜZİSYEN ŞAHSİYETLER'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜZİK'/><title type='text'>la vie en rose</title><content type='html'>"hayat toz pembe bebegim, al beni kollarina" ***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/rKgcKYTStMc&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/rKgcKYTStMc&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;des yeux qui font baisser les miens,&lt;br /&gt;un rire qui se perd sur sa bouche,&lt;br /&gt;voilà le portrait sans retouches&lt;br /&gt;de l'homme auquel j'appartiens.&lt;br /&gt;quand il me prend dans ses bras&lt;br /&gt;il me parle tout bas,&lt;br /&gt;je vois la vie en rose.&lt;br /&gt;il me dit des mots d'amour,&lt;br /&gt;des mots de tous les jours,&lt;br /&gt;et ça me fait quelque chose.&lt;br /&gt;il est entré dans mon coeur&lt;br /&gt;une part de bonheur&lt;br /&gt;dont je connais la cause.&lt;br /&gt;c'est lui pour moi.&lt;br /&gt;moi pour lui&lt;br /&gt;dans la vie,&lt;br /&gt;il me l'a dit, l'a juré pour la vie.&lt;br /&gt;et dès que je l'aperçois&lt;br /&gt;alors je sens en moi&lt;br /&gt;mon coeur qui bat&lt;br /&gt;des nuits d'amour à ne plus en finir&lt;br /&gt;un grand bonheur qui prend sa place&lt;br /&gt;des ennuis, des chagrins, des phases&lt;br /&gt;heureux, heureux à en mourir.&lt;br /&gt;quand il me prend dans ses bras&lt;br /&gt;il me parle tout bas, je vois la vie en rose. il me dit des mots d'amour,&lt;br /&gt;des mots de tous les jours,&lt;br /&gt;et ça me fait quelque chose.&lt;br /&gt;il est entré dans mon coeur&lt;br /&gt;une part de bonheur&lt;br /&gt;dont je connais la cause.&lt;br /&gt;c'est toi pour moi.&lt;br /&gt;moi pour toi&lt;br /&gt;dans la vie,&lt;br /&gt;il me l'a dit, l'a juré pour la vie.&lt;br /&gt;et dès que je l'aperçois&lt;br /&gt;alors je sens en moi&lt;br /&gt;mon coeur qui bat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakışlarımı düşüren gözler,&lt;br /&gt;dudaklarında kaybolan o gülüş,&lt;br /&gt;işte su katılmamış portresi&lt;br /&gt;ait olduğum adamın.&lt;br /&gt;kollarına aldığında beni,&lt;br /&gt;sessizce bir şeyler fısıldadığında,&lt;br /&gt;ah ne denli pembe görüyorum hayatı.&lt;br /&gt;aşk sözcükleri söylüyor bana,&lt;br /&gt;her zamankinden,&lt;br /&gt;ve bir şeyler oluyor sonra bana.&lt;br /&gt;giriverdi işte kalbime&lt;br /&gt;mutluluğumun ortağı&lt;br /&gt;sebebini bildiğim.&lt;br /&gt;benimsin sen dedi.&lt;br /&gt;bense onun,&lt;br /&gt;yaşam boyu,&lt;br /&gt;söyledi bunu bana, hatta yeminler etti hayatı üstüne.&lt;br /&gt;ve onu gördüğüm ilk andan bu yana&lt;br /&gt;hissediyorum&lt;br /&gt;deli gibi çarpan bu yüreği&lt;br /&gt;hiç bitmeyen aşk gecelerini&lt;br /&gt;yerini bulan yüce bir mutluluk&lt;br /&gt;sorunlar, yaslar, evreler.&lt;br /&gt;mutlu yine de, ölümüne mutlu.&lt;br /&gt;kollarına aldığında beni,&lt;br /&gt;sessizce bir şeyler fısıldadığında,&lt;br /&gt;ah ne denli pembe görüyorum hayatı.&lt;br /&gt;aşk sözcükleri söylüyor bana,&lt;br /&gt;her zamankinden,&lt;br /&gt;ve bir şeyler oluyor sonra bana.&lt;br /&gt;giriverdi işte kalbime&lt;br /&gt;mutluluğumun ortağı&lt;br /&gt;sebebini bildiğim.&lt;br /&gt;benimsin sen dedi.&lt;br /&gt;bense onun,&lt;br /&gt;yaşam boyu,&lt;br /&gt;söyledi bunu bana, hayatı üstüne yeminler etti.&lt;br /&gt;ve onu gördüğüm ilk andan bu yana&lt;br /&gt;hissediyorum&lt;br /&gt;deli gibi çarpan bu yüreği.&lt;br /&gt;çeviri: soulprocessed(ekşi sözlük)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dip not:&lt;br /&gt;*** toz pembe mi? sanırım bu rengi uzun süredir görmedik... ;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-3372546146577844859?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/3372546146577844859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=3372546146577844859&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3372546146577844859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/3372546146577844859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/12/la-vie-en-rose.html' title='la vie en rose'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-2414698583213863357</id><published>2009-12-15T01:47:00.001+02:00</published><updated>2009-12-15T01:49:34.416+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FOTOĞRAF'/><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SybO7eCTJ2I/AAAAAAAACdE/rCkdWEu8dVw/s1600-h/Resim+2371.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 289px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SybO7eCTJ2I/AAAAAAAACdE/rCkdWEu8dVw/s400/Resim+2371.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415243123029911394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aralık 2009&lt;br /&gt;Aydın Boysan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-2414698583213863357?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/2414698583213863357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=2414698583213863357&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2414698583213863357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2414698583213863357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/12/blog-post_15.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SybO7eCTJ2I/AAAAAAAACdE/rCkdWEu8dVw/s72-c/Resim+2371.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-9004506939174214517</id><published>2009-12-12T01:53:00.000+02:00</published><updated>2009-12-12T01:55:02.684+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Türkiye'den mektuplar -</title><content type='html'>Fatih Altaylı'nın 10.12.2009 tarihli yazısıdır. &lt;br /&gt;Öncelikle, kendisini zerre kadar sevmediğimi belirtmek isterim.&lt;br /&gt;Fakat, bu yazıyı bir okuru yazmış ve oldukça etkileyici bir yazı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'den mektuplar -&lt;/span&gt; Fatih Altaylı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bu köşeyi, bu ülkenin çilesini çeken, derdini yüklenen insanlarına bırakıyorum.&lt;br /&gt;Onların mektuplarına. Okuyan herkes ders alsın, ibret alsın diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mektup bir Kürt yurttaşımızdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MERHABA Sayın Altaylı,&lt;br /&gt;Ben Doğu Anadolu'dan, Bingöl'den yazıyorum size.&lt;br /&gt;41 yaşındayım ve kamuda çalışıyorum. Zaza'yım ama bizim coğrafyamızda Zaza-Kürt ayrımı bilinmediği için Kürt vatandaşıyım.&lt;br /&gt;Ben de her Kürt gibi uzun zaman gayet iyi bir Kürt milliyetçisiydim.&lt;br /&gt;Doğal olarak zamanla evlendik, çoluk çocuk sahibi olduk, devlet kurumlarında göreve başladık, olgunlaştık. ...Bölgemizde 90'lı yıllarda çok zor günler geçirdik. Öyle ki, görevimiz nedeniyle sabah evden çıkarken akşam nasıl döneceğimiz meçhuldü. Herkeste bir karamsarlık, bugün nasıl bir haber gelir, nasıl bir felaket yaşanır, ne olaylar olur endişesi vardı.&lt;br /&gt;Her gün yol kesmeler, araç yakmalar, insanları katletmeler ve bütün bunlardan memnun olan insanlar...&lt;br /&gt;Ve bütün bunları yapanlar, Kürt halkının haklarını savunanlardı sözde. Oysa ben bir Kürt olarak kimseye "Silahını al, dağa çık, beni savun" dememiş, kimseye bir vekâlet vermemiştim. Ben bir Kürt vatandaşı olarak devletin kurumunda çalışıyorum, maaş alıyorum. Devletten aldığım maaşla ailemi geçindiriyorum, çocuklarımı büyütüyorum, iyi bir gelecek sunmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;Bana bugüne kadar "Sen Kürt vatandaşısın, hastaneye gelme, bankaya gelme, belediyeye gelme, çocuklarını bizim okulumuza gönderme" diyen olmadı. Ya da Kürt olduğum için hiç horlanmadım. Bu benimle de sınırlı bir durum değil, genel bir durum.&lt;br /&gt;Ama anlamadığım, ben Kürt olmamdan ötürü bir sıkıntı çekmezken neden birileri benim hakkım için ortaya çıkıyor?&lt;br /&gt;Son günlerde ülkemizde yaşananlar, neredeyse Kürt kimliğinden nefret etmeme sebep oluyor. Çünkü ben, hak diye hayatının baharında bir genç kızın yakılmasını hazmedemiyorum. Ben, hak diye belediye otobüsünü yakıp, ertesi gün belediye otobüsünü kullanan zihniyeti anlayamıyorum. Ben, hak diye bankalara saldırıp, ertesi gün o bankaya gidip işlem yapan zihniyeti anlayamıyorum. Anlamıyorum, anlamak da istemiyorum.&lt;br /&gt;Ben, hak deyip fakir fukaranın evladını şehit eden zihniyeti, amacımız bölünmek değil, devlet kurmak değil deyip Türk bayrağına saldıran zihniyeti anlamak istemiyorum.&lt;br /&gt;Ben bugün Tokat'ta şehit edilen evlatlarımızın, Mehmetçiklerimizin cenazelerinde atılan sloganların dolaylı da olsa muhatabı olmak istemiyorum. Ben kimsenin benim hakkımı savunmasını, kimliğim için mücadele etmesini de istemiyorum.&lt;br /&gt;Ve biliyorum ki, benim bu düşüncemi taşıyan milyonlarca Kürt vatandaşı var. Onlar da her akşam benim gibi başlarını yastığa koydukları zaman bu duygularla debelenip duruyorlar.&lt;br /&gt;Sayın Altaylı diyeceksiniz ki, "İyi de kardeşim bunları bana niye yazıyorsun?"&lt;br /&gt;Size bir şey söyleyeyim.&lt;br /&gt;Ben bir Kürt olarak, sözde benim haklarımı savunmak için ortaya çıkanların ve sözde bizden olanların yürüttükleri olumsuz politikalar ve yaptıkları vicdanlara sığmaz davranışlar nedeniyle kendi çocuklarımın geleceğinden endişe ediyorum, biliyor musunuz?&lt;br /&gt;Ben bugün Tokat'ta şehit düşen askerlerimizle ilgili haberlerinizi okurken mensubu olduğum kimlik adına derin utanç duydum. Boğazım düğüm düğüm oldu. Kendi oğlumu ve kızımı düşündüm ve bir kez daha utandım.&lt;br /&gt;Ben, kimsenin bizim hakkımızı savunmasını istemiyorum.&lt;br /&gt;Ben, aklıselim her Kürt vatandaşın bunu haykırmasını istiyorum.&lt;br /&gt;Umarım sizi rahatsız etmemişimdir. İçimden geldi yazdım.&lt;br /&gt;Katlandığınız için teşekkür ederim.&lt;br /&gt;Esen kalın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-9004506939174214517?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/9004506939174214517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=9004506939174214517&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/9004506939174214517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/9004506939174214517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/12/turkiyeden-mektuplar.html' title='Türkiye&apos;den mektuplar -'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-1462244261454591731</id><published>2009-12-05T19:26:00.003+02:00</published><updated>2009-12-05T19:30:47.417+02:00</updated><title type='text'>"Sümerolog Muazzez İlmiye ÇIĞ, çam süsleme geleneğinin İsa'nın doğuşu ile ilgisi bulunmadığını belirterek "Türklerden yayıldı" dedi"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SxqYKRwI19I/AAAAAAAACcQ/Jq3o4PkVRoc/s1600-h/livingroomresized_R2n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SxqYKRwI19I/AAAAAAAACcQ/Jq3o4PkVRoc/s400/livingroomresized_R2n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411805204570494930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hristiyanların İsa'nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, çok eski Türklerin yeniden doğuş bayramıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre,yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim&lt;br /&gt;bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramın adı NARDUGAN &lt;br /&gt;(nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DualarıTanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar,dalları na bantlar bağlayarak o yıl için dilekler&lt;br /&gt;diliyorlar Tanrıdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bayram için,evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlılar,büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır,uğur gelirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş.&lt;br /&gt;Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok. "Doğum,güneşin yeniden doğuşu"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sümerolog&lt;br /&gt;Muazzez İlmiye ÇIĞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.turkiyeturizm.com/news_detail.php?id=24387&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-1462244261454591731?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/1462244261454591731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=1462244261454591731&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1462244261454591731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1462244261454591731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/12/sumerolog-muazzez-ilmiye-cig-cam.html' title='&quot;Sümerolog Muazzez İlmiye ÇIĞ, çam süsleme geleneğinin İsa&apos;nın doğuşu ile ilgisi bulunmadığını belirterek &quot;Türklerden yayıldı&quot; dedi&quot;'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SxqYKRwI19I/AAAAAAAACcQ/Jq3o4PkVRoc/s72-c/livingroomresized_R2n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4491660821938673864</id><published>2009-12-01T10:46:00.002+02:00</published><updated>2009-12-07T18:12:13.084+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MOBBING'/><title type='text'>İŞ YERİNDE MOBBING - DUYARSIZ KALMAYALIM</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/Sx0pVoy5YaI/AAAAAAAACcY/sjwSnFgYSbY/s1600-h/front+office+workers.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/Sx0pVoy5YaI/AAAAAAAACcY/sjwSnFgYSbY/s400/front+office+workers.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412527778874089890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;TÜRKİYE'DE MOBBİNG YAYGINLAŞIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Kadıköy'de faaliyet gösteren ve Türkiye'nin ilk Kadın Araştırma Merkezi özelliğini taşıyan Bilge Kadın Araştırma Merkezi (BİLKA) tarafından işyerinde psikolojik taciz raporu hazırlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşyerinde psikolojik tacizin ulaştığı boyutların yanı sıra, Türkiye ve dünyada yaşanan psikolojik tacizin bireyler üzerindeki olumsuz etkileri, çözüm önerilerine kadar bir çok tespiti de gözler önüne seriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Kadıköy'de faaliyet gösteren ve Türkiye'nin ilk Kadın Araştırma Merkezi özelliğini taşıyan BİLKA, yeni bir rapora daha imza attı. Yönetim Kurulu Başkanlığını Avukat ve Adli Bilimler Uzmanı Alev Sezen'in yaptığı BİLKA (Bilge Kadın Araştırma Merkezi) işyerinde psikolojik taciz (mobbing) raporu hazırladı. Koordinatörlüğünü Dilşat Özer'in yaptığı projede, işyerindeki taciz her yönüyle irdeleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;TACİZDE BULUNAN 18 AYRI KARAKTER &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raporda, uzun bir süre zorbalık, kötü muamele, işyeri terörü, işyeri zorbalığı, iş (çalışan) tacizi, yıldırma, duygusal taciz, kurban etme, gözdağı verme, sözlü taciz, yatay şiddet, psikolojik terör gibi farklı adlarla anılan mobbing'in, günümüzde, örgüt psikolojisi üzerine çalışanların işyerindeki psikolojik şiddeti tanımlamak amacıyla kullandıkları bir kavram haline geldiğine dikkat çekiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raporda, Mobbing uygulanan kişilerin ve işyerlerinin genel özelliklerinin olduğundan bahsedilirken, Prof. Pınar Tezcan ile yardımcı Doçentler Fuat Bayram ve Hediye Ergin'in hazırladığı 'İşyerinde Psikolojik Taciz' isimli eserde, işyerinde psikolojik tacize uğrayan mağdurların 18 ayrı karakter tipinde incelenmesi gerektiği ifade ediliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Acar Baltaş'ın görüşlerine yer verildiği raporda, çoğu kez üstün mesleki özelliklere sahip kişilerin yıldırmaya hedef olabildiklerine dikkat çekiliyor. Baltaş'ın konuyla ilgili görüşlerinin yansıtıldığı raporda şu ifadelere yer veriliyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yetkinlik düzeyleri yüksek, dürüst, başarı yönelimli, kendilerini işlerine adamış kişiler bazı kişileri rahatsız edebilir ve şimşekleri üzerlerine çekebilirler. Bu tür kişiler, insanlara güven duyar, iyi niyetlidir, politik davranmayı bilmez. Kurumlarına çok bağlıdırlar ve işleriyle özdeşleşmişlerdir. İşlerini kaybetmek, onları daha da derinden etkiler. Stresle başa çıkamadıkları için özel yaşamları da bozulur, sağlık sorunları baş gösterir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raporda işyerinde psikolojik tacizin kar amacı gütmeyen kuruluşlarda, okullarda ve sağlık sektöründe daha yaygın göründüğüne dikkat çekilirken, yüksek işsizlik oranları ve dolayısıyla çalışanın değersiz görülmesi nedeniyle her işyerinde ve her türlü kuruluşta bu suça rastlandığı belirtiliyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın görüşlerinin yer aldığı bölümde ise mobbingin şirket kültürü oluşmamış, patron odaklı firmalarda daha çok yaşandığını belirtirken, Prof. Acar Baltaş'a göre, akılcı ve insan kaynağına değer &lt;br /&gt;veren yönetimlere sahip şirketlerde, yıldırma hareketine az rastlanır. Genellikle yönetim zaafı olan ya da kârlılığı, verimliliği ve disiplini en öncelikli değer olarak gören, ekip çalışmasının yapılamadığı, iletişim kanallarının kapalı olduğu, çatışmaların örtbas edildiği, günah keçisi anlayışının bulunduğu kurumlarda ortaya çıktığı vurgulanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Baltaş ise mobbinge başvuranların, genellikle, kendi eksik taraflarını, korku ve güvensizliklerini, bir başkasını küçük düşürerek telafi etmeye çalışan, farklılıklara karşı hoşgörüsüz, ikiyüzlü, kendini üstün gören ya da göstermek isteyen, aşırı denetleyici ve kıskanç kişiler olduklarını ve hedef aldıkları kişinin zor durumlarıyla eğlenerek, kendi yetersizlik duygularını yenmeye çalıştıklarını vurguluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Tezcan ile yardımcıları, işyerinde psikolojik taciz uygulayan yöneticileri bu davranışa iten ortak özelliğin ''kendi eksikliğini gidermek'' olduğunu belirterek, 15 ayrı mobbingci tipi sıralıyor. Mobbingci tiplerinden bazıları şunlar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Fesat mobbingci: Yeni kötülükler arayan bir kişidir. İftiralarla başkalarını yaralamaya çalışır. &lt;br /&gt;Pusuda bekleyen mobbingci: İzleyici konumundadır, hedef kişiye bariz saldırmasa da pusuda bekler. Mağdura yapılan tacizi durdurmaya çalışmaz. &lt;br /&gt;Hiddetli mobbingci: Karakter özelliği nedeniyle fevridir. Sürekli bağırma, beddua etme modundadır. Sinir ve huysuzluk krizleriyle işyerini çekilmez yapar. &lt;br /&gt;Megaloman mobbingci: Kendisini herkesten üstün görür. Kendine olan güvensizliği başkalarına karşı kıskançlık, nefret ve saldırganlık olarak yansır. Bu kişiye göre tüm kaynakların kontrolü kendisindedir. Uydurduğu kurallara herkes uymak zorundadır. &lt;br /&gt;Sadist mobbingci: Başkalarını köşeye sıkıştırmaktan, mahvetmekten büyük zevk duyar. Bu kişi ''sapkın narsist'' olarak da tanımlanabilir. Hiyerarşik kademelerde yükselebilmek için her yola başvurabilir. &lt;br /&gt;Eleştirici mobbingci: Başkalarının yaptığı işten hiç memnun kalmaz, sürekli eleştirir. İşyerinde memnuniyetsizlik ve gerginlik dolu bir iklimin oluşmasına sebebiyet verir. &lt;br /&gt;Dalkavuk mobbingci: Amirlerinin gözüne girmek için yaranma halindedir ve her şeyi yapmaya hazırdır. Amirin dalkavuğu gibidir. &lt;br /&gt;Zorba mobbingci: Sadist mobbingciye benzer. Son derece acımasız ve zalimdir. İnsanlara köle gibi davranır. &lt;br /&gt;Korkak mobbingci: Bir başkasının daha başarılı olacağı, yükseleceğini düşünerek paniğe kapılır. Kendini korumak için mobbing uygulamayı seçer". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;TÜRKİYE'DE MOBBİNG YAYGINLAŞIYOR&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;Mobbing konusunda Türkiye'de çok az araştırma yapıldığı belirtilen raporda, konuyla ilgili şu bilgiler veriliyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Human Resources Management'in, Türkiye'deki mobbing vakalarını araştırmak amacıyla yenibiris.com üzerinden düzenlediği ankete 100 kişi katılmış, katılanların yüzde 56'sını erkekler, yüzde 44'ünü ise kadınlar oluşturuyor. İş hayatında mobbing ile karşılaştıklarını söyleyen katılımcılar, yüzde 81 ile en büyük dilimi oluştururken, hiç karşılaşmayanların oranı ise yüzde 2'de kalıyor. Katılımcıların; Yüzde 70'i, bu davranışı, yöneticisi konumunda olan kişi ya da kişilerin gösterdiğini belirtirken, yüzde &lt;br /&gt;25'i aynı seviyedeki çalışma arkadaşları, yü eren yönetimlere sahip şirketlerde, yıldırma harekezde 1'i de diğerleri tarafından mobbinge uğradığını belirtmiş. Anket sonuçlarına göre; bu vakaların, Yüzde 27'si istifa etmiş, yüzde 25'i bilmezden gelip işe devam etmiş, yüzde 18'i işten çıkarılmış, yüzde 17'si ise bu durumu üst yönetim ya da İnsan Kaynakları yetkilisine iletmiş, yani kurumsal bir yaklaşıma başvurmuş. Geri kalan küçük bir oran ise, farklı sonuçlara ulaşmış; örneğin üst yönetim ile konuşup &lt;br /&gt;değişiklik olmayınca istifa etmiş, durumu ilk amirleriyle paylaşmış ya da benzer bir tavırla karşılık vermişler". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;SANAL MOBBİNG SUÇU ARTIYOR &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Raporda, günümüzde gelişen teknolojinin ürünleri sayesinde sanal ortamlarda da insanlar birbirini tehdit etme fırsatı bulabiliyor ki bu durum, "sanal mobbing" olarak ifade ediliyor. Cep telefonu ile çekilen görüntü ve fotoğrafların internet üzerinden yayımlanması sanal mobbingin tipik örnekleri arasında gösteriliyor. Öğretmenin sandalyesinin bacağını kesip düşüşünü filme aldıktan sonra video paylaşım sitelerinde yayımlamaktan tutun da, eski kız arkadaşının iletişim bilgilerini yaymak veya fotoğraflarını &lt;br /&gt;rızası olmaksızın internete yüklemek gibi birçok yöntem sanal mobbingin konuları arasında sayıldığının altı çiziliyor. Dolayısıyla sanal mobbing klasik mobbingin çerçevesini genişleterek, ast üst arası psikolojik yıldırma çabasının ötesinde, mobbing uygulamak isteyenlerin eline daha da farklı enstrümanlar sunduğu belirtilen raporda, internet yoluyla elde edilen bilgilerin kişilerin aleyhinde kullanılması da yine birçok kişi için baskı oluşturduğu belirtiliyor. Raporda, hangi şekilde olursa olsun veya hangi amaca hizmet ederse etsin mobbing, kişiyi psikolojik ve ekonomik hasarlarla dolu bir uçuruma sürüklediğine ve intiharlara yol açtığının altı çiziliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNTİHARA KADAR GÖTÜRÜYOR &lt;br /&gt;Raporda, Almanya Eğitimciler Sendikası GEW'in bu yönde yaptığı araştırmada, Almanya'da 50 bin öğretmen ve öğrenci sanal mobbing kurbanı olduğu belirlendiğine dikkat çekiliyor. Verilen istatistik bilgilere göre, Dr. Leymann'ın tahminlerine göre ABD'de yılda 4 milyon kişi mobbing kurbanı oluyor. İngiltere'de çalışanların yüzde 50 sinin, İsveç'te ise yüzde 25'inin çalışma hayatlarının herhangi bir döneminde "zorbalığa" maruz kaldıkları ortaya çıkmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikalı araştırmacı Michael H. Harrison tarafından yakın zamanda ABD'de 9 bin kamu çalışanı üzerinde yapılan araştırmada da, kadın çalışanların yüzde 42'sinin, erkek çalışanların ise yüzde 15'inin son iki yılda zorbalığa uğradığı, bunun kayıp zaman ve verimlilik açısından ABD bütçesine 180 milyon dolara mal olduğu hesaplandığı raporda verilen bilgiler arasında bulunuyor. İsveç'te intiharların yüzde 10 ila 20'sinin işyerlerinde mobbing sonucu olduğu anlaşılırken, İtalya'da yapılan araştırmalar 1,5 milyon kişinin mobbing nedeniyle zarar gördüğünü ortaya koyduğu belirtiliyor. Mayıs 2006'da, Right Management Consulting tarafından, toplam 18 ülkenin çalışanlarıyla yapılan bir araştırmada, sonuçlar, aslında 13 ülkede çalışan güveninin geçmişe göre yükseldiğini göstermiştir. Araştırmalara göre en çok yaşanan mobbing çeşitleri şöyle: "Yüzde 16, olmayan hatalar çc eren yönetimlere sahip şirketlerde, yıldırma harekeıkarma Yüzde 9, ters bakış Yüzde 6, toplantıda aşağılama Yüzde 14, tecrit etme Yüzde 6, duygu ve ruh halinde iniş ve çıkışlar Yüzde 13, kendisinin bile uymadığı saçma katı kurallar koyma Yüzde 9, başarılı işleri açıkça yok sayma Yüzde 5, sertçe eleştirme". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MOBBİNG'İN TANIMI &lt;br /&gt;Latince "mobile vulgus" dan türeyen Mobbing terimi; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme, özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulaması olarak tanımlanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda psikoloji, sosyoloji ve hukuk gibi çeşitli alanlarda disiplinlerararası çalışılan bir konu haline gelen "Mobbing", ilk olarak 1960'larda bir hayvanbilimci olan Konrad Lorenz tarafından, büyük bir hayvanın tehdidine karşı daha küçük hayvan gruplarından gelen karşı saldırıları isimlendirmek için kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Mayıs 2009 13:04&lt;br /&gt;SABAH GAZETESİ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4491660821938673864?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4491660821938673864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4491660821938673864&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4491660821938673864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4491660821938673864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/12/is-yerinde-mobbing-duyarsiz-kalmayalim.html' title='İŞ YERİNDE MOBBING - DUYARSIZ KALMAYALIM'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/Sx0pVoy5YaI/AAAAAAAACcY/sjwSnFgYSbY/s72-c/front+office+workers.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-7753717408502501922</id><published>2009-11-27T09:12:00.005+02:00</published><updated>2009-11-27T09:30:23.489+02:00</updated><title type='text'>Kurban Olmak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/Sw9_fmvy54I/AAAAAAAACcI/x2IovobdER4/s1600/koyun.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/Sw9_fmvy54I/AAAAAAAACcI/x2IovobdER4/s400/koyun.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408681858448942978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;FONT SIZE=7&gt; kurban &lt;/FONT&gt;bayramı...&lt;br /&gt;ne tuhaf bir şey... &lt;br /&gt;evde aylaklık yapmaya fırsat bulma dışında çekici hiçbir yönü yok...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-7753717408502501922?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/7753717408502501922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=7753717408502501922&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7753717408502501922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7753717408502501922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/11/kurban-olmak.html' title='Kurban Olmak'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/Sw9_fmvy54I/AAAAAAAACcI/x2IovobdER4/s72-c/koyun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-4635160150393193493</id><published>2009-11-23T16:39:00.002+02:00</published><updated>2009-11-23T16:44:06.600+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBİYAT'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FELSEFE'/><title type='text'>Lao Tzu'dan bir öykü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SwqfmZMMALI/AAAAAAAACcA/p1QLF5CknaY/s1600/lao-tzu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SwqfmZMMALI/AAAAAAAACcA/p1QLF5CknaY/s400/lao-tzu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407309784557551794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış... Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş. "Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş... Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler.&lt;br /&gt;"Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.&lt;br /&gt;Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler, ama içlerinden "Bu herif sahiden geri zekalı" diye geçirmişler... Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. "Bir kez daha haklı çıktın" demişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın&lt;br /&gt;kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin sonunda ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı olduğun ortaya çıktı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.&lt;br /&gt;Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.&lt;br /&gt;Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen&lt;br /&gt;oracıkta olduğunu görürsünüz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lao Tzu&lt;br /&gt;Tao Te Ching&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-4635160150393193493?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/4635160150393193493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=4635160150393193493&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4635160150393193493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/4635160150393193493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/11/lao-tzudan-bir-oyku.html' title='Lao Tzu&apos;dan bir öykü'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SwqfmZMMALI/AAAAAAAACcA/p1QLF5CknaY/s72-c/lao-tzu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-7101959305095802898</id><published>2009-11-10T13:54:00.003+02:00</published><updated>2009-11-10T23:05:36.872+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'/><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SvnVlj0kiHI/AAAAAAAACb4/-lo065-GQEQ/s1600-h/15436_102651453087785_100000287922428_66678_3120339_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 305px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SvnVlj0kiHI/AAAAAAAACb4/-lo065-GQEQ/s400/15436_102651453087785_100000287922428_66678_3120339_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402584069255235698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SvlUpHsxrhI/AAAAAAAACbw/yzV5Iv0DGd0/s1600-h/10kasim2008ud1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 291px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SvlUpHsxrhI/AAAAAAAACbw/yzV5Iv0DGd0/s400/10kasim2008ud1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402442293425843730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SvlUj6crnUI/AAAAAAAACbo/Cph3QLr3mps/s1600-h/15.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SvlUj6crnUI/AAAAAAAACbo/Cph3QLr3mps/s400/15.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402442203969330498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-7101959305095802898?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/7101959305095802898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=7101959305095802898&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7101959305095802898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/7101959305095802898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/11/blog-post_10.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SvnVlj0kiHI/AAAAAAAACb4/-lo065-GQEQ/s72-c/15436_102651453087785_100000287922428_66678_3120339_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6566193022687197703</id><published>2009-11-01T12:35:00.001+02:00</published><updated>2009-11-01T12:37:05.903+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;nasıl bir ölütoprağı serildi bu insanların üzerine, &lt;br /&gt;neler oluyor memleketimde de kimseden çıt dahi çıkmıyor...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6566193022687197703?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6566193022687197703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6566193022687197703&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6566193022687197703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6566193022687197703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/11/blog-post.html' title='...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-2523523477062655338</id><published>2009-10-29T17:54:00.002+02:00</published><updated>2009-10-29T18:03:18.617+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENÇLİĞE HİTABE'/><title type='text'>Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/Sum7Mgm2XLI/AAAAAAAACbU/zfabu-wcMqI/s1600-h/1+(1).jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 282px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/Sum7Mgm2XLI/AAAAAAAACbU/zfabu-wcMqI/s400/1+(1).jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398051451965955250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ&lt;br /&gt;Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.&lt;br /&gt;Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.&lt;br /&gt;Ey Türk istikbalinin evlâdı!&lt;br /&gt;İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal ATATÜRK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-2523523477062655338?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/2523523477062655338/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=2523523477062655338&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2523523477062655338'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/2523523477062655338'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/10/cumhuriyet-bayrammz-kutlu-olsun.html' title='Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/Sum7Mgm2XLI/AAAAAAAACbU/zfabu-wcMqI/s72-c/1+(1).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-8823832687336172796</id><published>2009-10-28T19:44:00.001+02:00</published><updated>2009-10-28T19:44:57.687+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Linç...</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bekir Coşkun yazdı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28.10.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRK Ordusu devleti yıkmak istiyor... Ama PKK demokrasiyi kurtarmak için&lt;br /&gt;düğün-bayram çıkageliyor...&lt;br /&gt;Türk Silahlı Kuvvetleri suçlu...&lt;br /&gt;PKK suçsuz...&lt;br /&gt;PKK militanları serbest...&lt;br /&gt;Ama askerler yargılanmalı...&lt;br /&gt;Öyle mi?..&lt;br /&gt;(.........)&lt;br /&gt;Hafta başında; PKK'nın Apo posterleri, bayrakları, üniformaları, sloganları ile&lt;br /&gt;gelişini sevinçle karşıladılar... Aynı haftanın sonunda Türk Silahlı Kuvvetleri'ni&lt;br /&gt;rejimin düşmanı ilan ettiler...&lt;br /&gt;Genelkurmay Başkanı'nı almalı, komutanları atmalı, karargâhtaki subayları içeri tıkmalı diyorlar.&lt;br /&gt;PKK?..&lt;br /&gt;Atlamalıyız boyunlarına...&lt;br /&gt;Türkiye, askerine kurşun sıkanları bağrına basmalı...&lt;br /&gt;Asker tehlikeli...&lt;br /&gt;PKK değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niçin bu linç?..&lt;br /&gt;Nedir bu nefret?..&lt;br /&gt;Askerlerin TBMM'den geçmiş İç Hizmet Yasası gereği; irticai faaliyetleri izlediğini, laik cumhuriyet karşıtı oluşumları yakından gözlediğini ve bunları kendi aralarında değerlendirdiklerini (kimisi saçma sapan olsa da) bilmeyen var mı?..&lt;br /&gt;Tabii ki bu eleştirilebilir de...&lt;br /&gt;Ama bu aşağılama, bu hakaret, bu linç niçin?..&lt;br /&gt;Bir ülkenin aydınları ilk fırsatta kendi ordusuna karşı bu kini, bu nefreti niçin&lt;br /&gt;kusar?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK'yı dahi baş tacı edersiniz de, size dünyanın en şanlı zaferlerini ve o zaferler üzerine kurulmuş bu cumhuriyeti armağan eden ordunuzu tekmelersiniz...&lt;br /&gt;Ben anlıyorum aslında sizi; Atatürk Türkiye'sini bitirme-tüketme, yerine din&lt;br /&gt;referanslı devlete dönüşme projesinin parçasıdır bu.&lt;br /&gt;Ondandır bu linç...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bcoskun@htgazete.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-8823832687336172796?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/8823832687336172796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=8823832687336172796&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8823832687336172796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/8823832687336172796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/10/linc.html' title='Linç...'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-1478556228506456671</id><published>2009-10-28T19:43:00.000+02:00</published><updated>2009-10-28T19:44:18.856+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'>Şeyini anladınız mı?..</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bekir Coşkun yazdı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.10.2009 17:39&lt;br /&gt;ÇOK bilinmezli, oyun içinde oyun olan, sonu kestirilemeyen, karmaşık ve&lt;br /&gt;anlaşılmaz filmler gibi...&lt;br /&gt;Hani tam “Şimdi anladım...” derken, anlamadığını anlar insan.&lt;br /&gt;Film bittiğinde ise birbirinizin yüzüne bakıp neyi anlayamadığınızı da anlamadan sorarsınız:&lt;br /&gt;“Şeyini anlamadım...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İrtica belgesi, açılım, Genelkurmay, PKK, yol haritası, Ergenekon, soruşturma, savcı, yaş imza...&lt;br /&gt;İnsan şeyini anlayamıyor...&lt;br /&gt;Fotokopisini çektiğine göre, elinde yaş imzalı belge varken, kurusunu servise koyan ve daha çok Genelkurmay Karargâhı’nda çekmecelerin bulunduğu odada faaliyet gösteren ve belgenin yaşını açılımın kurumasına denk getiren&lt;br /&gt;organizasyonun niceliği ve niteliği...&lt;br /&gt;Bu filmi çözemeyen generallerin topluca “Nefes” filmine giderek, çıkışta “Herkes bu filmi görsün” tavsiyeleri ve o an “Yaşı da varmış komutanım” haberiyle karışan ortamda, açılıma perde arası verilirken, suarede belgenin yaş mı, kuru mu olduğunun konuşulması...&lt;br /&gt;Ve Serdar Turgut’un penis yazısıyla daha da anlam kazanan açılımın geldiği nokta...&lt;br /&gt;Ayrıca Anayasa Mahkemesi‘nin, “irticanın merkezi” olduğuna karar verdiği bir iktidar Türkiye’yi yönetmeye devam ederken... İç Hizmet Yasası‘nda irtica ile mücadele görevi bulunan Ordu’nun çekmecesinde çıkan “irtica ile mücadele belgesi”nin gizli kuvvetler tarafından dışarı sızdırılması karşısında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin memleket için “tehlikeli” görülmesi...&lt;br /&gt;PKK militanlarının ise vatan için çok “yararlı” olacakları noktasında ulusal bir mutabakatın sağlanması...&lt;br /&gt;Ve arkadaşlarımız televizyonda “Yaş mı da kuru mu...” müziği eşliğinde bir “ABD’nin Ortadoğu projesinin geldiği nokta tartışması“ düşünürken, işte belgenin yaşının ortaya çıkması...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şey anladınız mı?..&lt;br /&gt;Ben biliyorum..&lt;br /&gt;Şeyini anlamadınız..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bcoskun@htgazete.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-1478556228506456671?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/1478556228506456671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=1478556228506456671&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1478556228506456671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/1478556228506456671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/10/seyini-anladnz-m.html' title='Şeyini anladınız mı?..'/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1311885568616875541.post-6835064384906428480</id><published>2009-10-25T15:18:00.001+02:00</published><updated>2009-10-25T15:18:45.382+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SuRQJywBCJI/AAAAAAAACag/iBlurhFP-zY/s1600-h/Cicero_Bir+Ulus...............JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 216px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SuRQJywBCJI/AAAAAAAACag/iBlurhFP-zY/s400/Cicero_Bir+Ulus...............JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396526382668908690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1311885568616875541-6835064384906428480?l=beautyisdead.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://beautyisdead.blogspot.com/feeds/6835064384906428480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1311885568616875541&amp;postID=6835064384906428480&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6835064384906428480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1311885568616875541/posts/default/6835064384906428480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://beautyisdead.blogspot.com/2009/10/blog-post_25.html' title=''/><author><name>Beautyisdead</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18302650657668419366</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-VUoTK7gmccQ/Tt3AcEesUgI/AAAAAAAAC4M/ulgetpRfqFo/s220/376265_312427605443501_100000287922428_1193420_2117466383_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gGs8_cnbrdc/SuRQJywBCJI/AAAAAAAACag/iBlurhFP-zY/s72-c/Cicero_Bir+Ulus...............JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
